TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI 4 –3,4,5. ÜNİTE ÖZETİ

TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI 4 – 1,2. ÜNİTE ÖZETİ

3. ÜNİTE  ANI (HATIRA)

Anı ( Hatıra), tanınmış kişilerin yaşamları içinde olup biten olayları çekici üslupla kaleme almalarından doğan yazı türüdür. Anı, bir kişinin şahsi tarihi demektir. Kişi, anılarında tarafsız ya da taraf tutucu olabilir. Çünkü tam tarafsızlık bilimsel
eserlerde aranır. Anılarda bir çeşit hesap verme niteliği de gizlidir. Bunun için tam bir tarafsızlık çoğu zaman mümkün değildir.

Türk edebiyatının yazılı ilk eserleri olan Orhun Yazıtları, birer söylev olmakla birlikte anı özelliklerini de taşır. 16. yüzyılda Babür Şah’ın yazdığı Babürname edebiyatta bu türün ilk örneği olarak kabul edilmektedir. 17. yüzyılda Ebul Gazi Bahadır Han’ın yazdığı “Şecere-i Türk” yer yer anı özelliği taşıyan bir tarih kitabıdır.

Bunların dışında divan edebiyatında yazılan tezkire, gazavatname, vakayiname, menakıpname, sefaretname, seyahatname gibi türlerde anlatılan olaylar, tanınmış kişilerin hayatından örnekler de yer yer anı özelliği gösterir. Tanzimatla birlikte gelişen bu tür II. Meşrutiyet sonrası edebiyatımızda tam olarak yerini bulmuştur.

Anı türünde yazılmış bazı eserler şunlardır: Akif Paşa “Tabsıra”, Muallim Naci “Ömer’in Çocukluğu”, Ziya Paşa “Defter-i Amal”, Ahmet Rasim “Eşkal-i Zaman, Falaka ve Gecelerim”, Halid Ziya Uşaklıgil “Kırk Yıl, Saray ve Ötesi”, Hüseyin Cahit Yalçın “Siyasi ve Edebî Hatıralarım”, Mehmet Rauf, “Edebî Hatıralar”, Abdülhak Şinasi Hisar “Boğaziçi Mehtapları, Boğaziçi Yalıları”, Yahya Kemal “Çocukluğum, İlk Gençliğim, Siyasi ve Edebî Hatıralar”, Refik Halit Karay, “Üç Nesil Üç Hayat”, N. Fazıl Kısakürek, “Yılanlı Kuyudan”, Halide Edip Adıvar “Mor Salkımlı Ev, Türk’ün Ateşle İmtihanı”, Falih Rıfkı Atay “Çankaya, Zeytindağı”…

Çözümlü Örnek Soru
Terim anlamıyla —– bir kimsenin kendi başından geçen ya da kendi döneminde ortaya çıkan olay ve olguları gözlemlerine, bilgilerine dayanarak anlattığı yazı türüdür. İnsanoğlunun yaşantılarını başkaları ile paylaşma gereksiniminden doğmuştur.
Bu parçada boş bırakılan yere aşağıdaki türlerden hangisi getirilmelidir?
A) Otobiyografi    B) Mektup    C) Anı     D) Günlük
Çözüm: Bir kimsenin başından geçen ya da kendi döneminde ortaya çıkan olay ve olguları gözlemlerine, bilgilerine dayanarak anlattığı yazı türü anı olduğundan doğru Cevap C’dir.

Falih Rıfkı Atay: 1894’te İstanbul’da dünyaya gelen edebiyatçımız, İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesini bitirmiştir. Gazetelerde yazarlık görevini üstlenmiş, birçok gazetenin de kuruculuğunu yapmıştır. Çeşitli mekteplerde öğretmenlik yapan ve milletvekili seçilen Falih Rıfkı Atay, Atatürk’e yakın kişiler arasında yer almıştır. Atatürk’le ilgili anılarını kitaplaştıran Atay, 1971 yılında İstanbul’da hayatını kaybetmiştir.
Özellikle gezi türüyle adını duyuran sanatçının anı, makale, fıkra ve sohbet türünde birçok eseri bulunmaktadır. Sağlam bir anlatımı olan yazarın sade bir dili vardır. Türk basınına önemli hizmetleri olmuş, siyasi konuları işleyen fıkra türünde eserler vermiştir. Atatürk’e hayranlık duyan Falih Rıfkı, onu anlatan birçok kitap yazmıştır.

Eserleri:
Fıkra: Niçin Kurtulmamak, Çile, İnanç, Kurtuluş, Pazar Konuşmaları, Bayrak.
Anı: Ateş ve Güneş, Atatürk’ün Bana Anlattıkları, Çankaya, Atatürk Ne İdi, Zeytin Dağı.
Gezi: Kaybolmuş Makedonya, Denizaşırı, Yeni Rusya, Moskova-Roma, Bizim Akdeniz, Taymis Kıyıları, Tuna Kıyıları, Hind, Yolcu Defteri…

4. ÜNİTE  HABER

Bir olay ya da olgu üzerine edinilen bilgiye haber, bu bilgileri vermek için hazırlanan metinlere ise haber yazısı denir. 

Haber metinleri, sanat metinlerine kaynaklık edebilir. Örneğin Dostoyevski’nin dünyaca ünlü romanı “Suç ve Ceza” ve Orhan Kemal’in “Vukuat Var” adlı eserleri bir gazete haberinden esinlenerek yazılmıştır.

Haber yazıları, ilgi çekici konularda toplumun merakını giderecek bilgi aktarımını belirli tekniklerle sağlar. Haberin yazımı açısından günümüzde kullanılan en geçerli yöntem, 5N1K (ne, nerede, ne zaman, nasıl, neden ve kim) kuralıdır.
Bu nedenle gazeteci, haberini yazarken bu altı sorunun cevabına haber metninde yer verir.

5N1K kuralı:

NE —————- Konuyu verir.
NEDEN —————- Amacı verir.
NASIL —————- Yöntemi belirler.
NEREDE —————- Mekân ve yer kavramlarını verir.
NE ZAMAN —————- Süre – süreç kavramlarını verir.
KİM —————- İlgili ve sorumlu kişileri belirler.

Türk edebiyatında gazete, Batı’yla ilişkilerin güçlendiği Tanzimat Dönemi’yle birlikte başlamıştır. Takvim-i Vekayi ilk resmi gazete olarak 1831’de çıkarılır. Ceride-i Havadis yarı resmi (yarı özel) İngiliz Churchill tarafından 1840’ta çıkarılır. Tercüman-ı Ahval, ilk özel Türk gazetesi olarak 1860’ta Şinasi ve Agah Efendi ile birlikte çıkarılır. Tasvir-i Efkâr gazetesi, ikinci özel gazete olarak Şinasi tarafından 1862’de çıkarılır ve gazetenin başyazarlığına Namık Kemal getirilir. Muhbir gazetesi 1866’da çıkarılır. Kurucusu Ali Suavi’dir. İbret gazetesi 1870 yılında Ahmet Mithat Efendi tarafından çıkarılır. Namık Kemal ile Ziya Paşa yurt dışında (Londra) çıkarılan ilk gazete olan Hürriyet‘i 1868’de yayımlamışlardır.
Daha sonra Ziya Paşa, Cenevre’de tek başına çıkarmaya devam etmiştir. Tercüman-ı Hakikat gazetesi, 1878’de Ahmet Mithat Efendi tarafından çıkarılır.

Başlıca Haber Terimleri

Ajans: Haber toplama, yayma ve üyelerine dağıtma işiyle uğraşan kuruluş.
Asparagas haber: Uydurulmuş haber. (Doğru olmayan, yalan haber.)
Kupür: Gazeteden kesilen yazı.
Manşet: Bir gazetenin adının altında, ilk sayfasının en üst bölümünde, önem verilen bir haberin iri harflerle konulan başlığı.
Muhabir: Basın ve yayın organlarına haber toplayan, bildiren ya da yayan kişi.
Spot (özel haber kesiti): Haber metninden biraz daha büyük harfli puntolarla dizilen, haber içindeki özellikleri vurgulamak, ana ayrıntıları başlık kompozisyonu içerisinde sergilemek için kullanılan genellikle sıralamada başlıktan sonra yer alan haber ayrıntısıdır.
Sürmanşet: Gazetelerin birinci sayfalarındaki logonun zerinde kullanılan başlık.
Sütun: Gazete, dergi, kitap vb.de yazıların yukarıdan aşağıya doğru ayrılmış olduğu dar bölüm.
Tekzip: Basın ve yayın organlarında çıkan bazı haberlerin yalan olduğuna dair yapılan açıklama, yalanlama.
Tiraj: Baskı sayısı.

TÜRKİSTAN
Kastamonu, Uluslararası Türk Kültürü Teşkilatı (TÜRKSOY) tarafından 2018 Türk Dünyası Kültür Başkenti ilan edildi. 
Kazakistan’ın Türkistan kentinde düzenlenen TÜRKSOY Daimi Konseyi 35. dönem toplantısında Kastamonu’nun Türk Dünyası Kültür Başkenti adaylığı TÜRKSOY’a üye ülkelerin kültür bakanları tarafından desteklendi.

Medya Organları ve Farklılıkları

Yazılı basın bir olayı ayrıntılarıyla derinlemesine sunarken radyo ve televizyon özet şeklinde sunar. Gazete okuyucusu, etkendir; hangi haberi okuyacağına karar verme özgürlüğüne sahiptir. Radyo ve televizyonda ise öncelikler dayatılır, izleyici ya da dinleyici edilgendir, pasiftir. 

Genel Ağ haberciliğini kısaca şöyle özetlemek mümkündür: “TV kadar hızlı, gazete kadar derin ve kapsamlı…” dolayısıyla Genel Ağ haberciliği, televizyon ile gazetenin olumlu taraflarını bir sentez hâline getiren yepyeni bir medya aracıdır. Hem yazılı, hem sesli, hem de görüntülü haberler, Genel Ağ’ın web sayfalarında bütünleşik olarak sunulabilmekte, bu özelliği ile gazete ve televizyonun haber iletim sistemlerini bütünleştirerek yazı, ses ve hareketli görüntüleri aynı ortam üzerinde ve eş zamanlı olarak Genel Ağ kullanıcılarına sunabilmektedir.

5. ÜNİTE  GEZİ

Evliya Çelebi, gördüğü bir rüya üzerine gezmeye başlamış ve elli bir yıl süren seyahati sonunda “Seyahatname” adını taşıyan on ciltlik eserini yazmıştır. Eserde İstanbul, Kafkasya, Girit, Azerbaycan, Gürcistan, Şam, Suriye, Filistin, Irak, Transilvanya, Bosna, Dalmaçya, Sofya, Avusturya, Almanya gibi birçok yerden bahsetmiştir.

Gezi yazılarının tarihi çok eskidir. Gezip gören ve bunları anlatan kişiye “seyyah”, bu kişilerin yazdıkları metinlere de “seyahatname” denir. Seyahatnameler, yazarların sadece gezip görmek ihtiyacından doğmamıştır. Çeşitli savaşlar, hac ziyareti, görevle başka ülkelere gönderilen memurların yolculukları sebebiyle seyahatnameler yazılmıştır.

Dünya edebiyatının en önemli seyahatnameleri arasında 13. yüzyılda yayımlanmış Marco Polo’nun Uzak Doğu izlenimlerini içeren Seyahatname’si ve 14. yüzyılda yaşamış Arap gezgin İbni Batuta’nın İslam dünyası gezilerini konu edinen Seyahatname’si yer alır. Türkçe yazılan ilk gezi kitabı, tanınmış denizcilerimizden Seydi Ali Reis’in (1498-1562) “Mir’âtü’l-Memâlik (memleket aynası)” adlı eseridir. 

Türk edebiyatında yazılan önemli gezi yazıları şunlardır:
Avrupa’da Bir Cevelan – Ahmet Mithat Efendi (Batı tekniğine uygun ilk gezi örneği)
Hac Yolunda, Avrupa Mektupları – Cenap Şahabettin
Frankfurt Seyahatnamesi – Ahmet Haşim
Anadolu Notları – Reşat Nuri Güntekin …

Evliya Çelebi (1611-1682): Türk edebiyatının gezi türünde büyük ve önemli eserinin yazarıdır. Evliya Çelebi, bir süre medresede okudu, babasından tezhip, hat ve nakış öğrendi. Asıl adı Mehmed olan Evliya Çelebi, yirmili yaşların başında, İstanbul içinde gezerek gördüklerini duyduklarını kaleme almaya başladı. Enderunda eğitim aldığı dört yılın ardından, Sultan IV. Murad’ın hizmetine girerek sipahi olan Evliya Çelebi, padişahın Revan Seferi’nden sonra saraya girdi. Sarayda geçirdiği kısa sürenin ardından buradan ayrılarak ilk seyahati olan, Bursa yolculuğuna çıktı. Daha sonra 1640’larda İzmit, Trabzon ve Girit yolculuklarına çıkan Evliya Çelebi, 1645 senesinde, Bahadır Giray’ın yanına, Kırım’a çıktı.
Elli yıl boyunca Hicaz, Mısır, Sudan, Habeşistan, Dağıstan gibi ülkelere gezilere çıkan ve bu gezilerin bazılarında devlet büyükleriyle yakınlık kurdu. Evliya Çelebi gördüklerini, yaşadıklarını ve gözlemlerini, gerçekçi bir gözle, yalın ve duru bir anlatım içinde halkın anlayacağı şekilde “Seyahatname” adlı eserinde kaleme almıştır. Bütün gezip gördüğü yerleri okuyucuya anlattığı on ciltlik “Seyahatname”, araştırmacılar için önemli inceleme ve yorumlara olanak sağlayan bir eserdir. “Seyahatname”, Türk kültür tarihi ve gezi edebiyatı açısından önemli bir yere sahiptir.
Eseri: Seyahatname.

TEBRİKLER, ÖZETİN SONUNA GELDİNİZ.

İLETİŞİM KANALI OLARAK FACEBOOK GRUBUMUZU KULLANABİLİRSİNİZ.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*