AÖL TARİH 2 KİTABI – 1. ÜNİTE ÖZETİ

1.ÜNİTE İLK VE ORTA ÇAĞLARDA TÜRK DÜNYASI

1. TÜRK DÜNYASINDA İLK İZLER

1.1. Türk Adı ve Anlamı

Türk dünyası tarihi adına yerli ve yabancı tarihçiler ile Türkoloji uzmanlarınca yürütülen bilimsel araştırmalarda Türk adının değişik anlamlarda kullanıldığı görülmektedir. Türk adının siyasi olarak ilk kez kullanılması I. Kök Türk Devleti(552) döneminde olmuştur.

1.2. Orta Asya’da İlk Kültürler

Orta Asya kurganlarından çıkarılan arkeolojik buluntularda farklı zaman ve mekânlarda Türk boy ve topluluklarına ait ilk kültürel izler tespit edilmiştir. İçinde bulunduğumuz dönemde ilk Türk kültür merkezleri Anav, Afanasyevo, Andronova, Karasuk ve Tagar olmuştur.

Anav Kültürü (MÖ 4500–MÖ 1000): Orta Asya’nın en eski kültürü olup Türkmenistan’ın merkezi Aşkabat yakınlarındaki Anav bölgesinde ortaya çıkarılmıştır. At ilk kez bu kültürde görülmüştür. Yapılan kazılarda bu kültüre mensup olan insanların yerleşik hayata geçtikleri, tarımla uğraştıkları, topraktan ve bakırdan eşya yapmayı bildikleri, dokumacılık yaptıkları, sığır ve koyun besledikleri anlaşılmıştır.

Afanesyevo Kültürü (MÖ 3000–MÖ 1700): Türklerin en eski kültür merkezi olarak görülmekte olup Altay – Sayan Dağlarının kuzeybatısındaki bozkırlarda hayat bulmuştur. Bu kültürde yaşayan insanların avcılık ve hayvancılıkla uğraştıkları, taştan ve bakırdan eşyalar yaptıkları tespit edilmiştir.

Andronova Kültürü (MÖ 1700–MÖ 1200): Altaylar, Güney Sibirya ve Hazar’ın doğusuna kadar uzanan bölgede gelişmiştir. Orta Asya kültürleri içerisinde yayılma alanı en geniş olan kültür olmuştur. Bu kültürde bakırdan eşyaların yanında ilk kez altından ve tunçtan yapılmış aletlere rastlanmıştır. Hayvan Üslûbu sanatı günlük eşyalarda kullanılmıştır.

Karasuk Kültürü (MÖ 1200–MÖ 700): Adını Yenisey Irmağının Karasuk kolundan almış olup bu nehrin çevresinde gelişmiştir. Orta Asya’da demir ilk kez bu bölgede kullanılmıştır. Üstü çadırla örtülü dört tekerlekli araba, keçeden çadır ve koyun yününden dokunmuş eşyalar bu kültürün önemli buluntuları olmuştur.

Tagar Kültürü (MÖ 700–MÖ 100): Abakan bölgesinde ortaya çıkarılan bu kültür Orta Asya’nın en yeni ve en gelişmiş kültür merkezidir. Hayvan Üslûbu’nun oldukça gelişmiş bir şekil aldığı bu dönemde, kurganlardan farklı araçlar, at koşum takımları, keramikler çıkarılmıştır.

1.3. İlk Türk Devletleri İle İlgili Başlıca Siyasi Gelişmeler

MÖ 220 Asya Hun Devleti’nin kurulması
216 Asya Hun Devleti’nin yıkılması
375  Kavimler Göçü
375 Avrupa Hun Devleti’nin kurulması
496 Avrupa Hun Devleti’nin yıkılması
552 I. Kök Türk Devleti’nin kurulması
630 I. Kök Türk Devleti’nin yıkılması
682 II. Kök Türk Devleti’nin kurulması
742 II. Kök Türk Devleti’nin yıkılması
744 Uygur Devleti’nin kurulması
840 Uygur Devleti’nin yıkılması

2. HUNLARDAN UYGURLARA TÜRKLERDE DEVLET VE TÖRE

2.1. Orta Asya İlk Türk Devletleri

Asya Hun Devleti (MÖ 220-216): Tarihte Türklerin kurduğu ilk teşkilatlı devlet olan Asya Hun Devleti, aynı zamanda Orta Asya tarihinin ilk büyük devletidir. Merkezi, Ötüken’dir. Hunların bilinen ilk hükümdarı, “büyüklük, ululuk ve genişlik”
anlamına gelen Şan-yü veya Tan-hu unvanını taşıyan, Teoman’dır. Mete MÖ 209’da babası Tuman’ı tahttan indirerek Hunların başına geçmiştir. Türk tarihinde yeni ve parlak bir dönem başlatan Mete Han, ordusunu Onlu Sistem’e göre teşkilatlandırmış, önce Moğol kökenli Tunguzları ve Yüeçileri egemenlik altına aldıktan sonra Çin İmparatoru’nu ve ordusunu mağlup ederek Çin ülkesini vergiye bağlamıştır.

Çinliler ordularını Hun sistemine göre eğitmesiyle birlikte iç ve dış baskılara dayanamayan Ho-han-yeh, Çin egemenliği altına girerek ülkesini kurtarmak istedi ancak bu durum Hun kurultayında sert tartışmalara yol açtı. Ho-han-yeh ile Çin hâkimiyetini kabullenmeyen ağabeyi Çi-çi arasında anlaşmazlık başladı. Bu mücadeleyi, Çin’in desteğini arkasına alan Ho-han-yeh kazandı. Böylece Hun Devleti, Doğu ve Batı olmak üzere ikiye ayrıldı (MÖ 54).

Bağımsızlık yanlısı Çi-çi önderliğindeki Batı Hunları’na MÖ 36’da Çin İmparatorluğu son verdi. Çin hâkimiyetindeki Doğu Hunları ise sonraları toparlanarak bağımsızlıklarını
kazandı ancak taht kavgaları sonucunda Hunlar, Güney ve Kuzey olmak
üzere tekrar ikiye ayrıldı. Kuzey Hunları, Sienpilerin baskısına dayanamayarak 155’ten itibaren Moğolistan’ı terk etmek zorunda kaldı. Böylelikle Türk ana yurdundaki Hunların siyasi varlığı sona ermiş oldu. Çin egemenliği altında bulunan Güney Hun Devleti’ne ise Çin İmparatorluğu son verdi (216).

I. Kök Türk Devleti (552-630): Tarihte Türk adını ilk kez resmî devlet adı olarak kullanan Kök Türkler, Bumin Kağan önderliğinde Avarları mağlup ederek ve 552’de kurulmuştur. Bumin Kağan, İl Kağan unvanını alarak ülkenin batı kanadının yönetimini kardeşi İstemi Yabgu’ya verdi. Mukan Kağan idaresinde Kök Türk Devleti en parlak dönemini yaşadı. Onun zamanında Kök Türkler dünyanın en güçlü devletlerinden biri oldu. Mukan Kağan’dan sonra kardeşi Ta-Po Kağan devletin başına geçti. Ta-po Kağan’ın ölümünden sonra yaşanan taht kavgaları neticesinde I. Kök Türk Devleti, Batı ve Doğu olmak üzere ikiye ayrıldı(582). 630 yılında Doğu Kök Türk Devleti, 659 yılında ise Batı Kök Türk Devleti, Çin egemenliğine girdi.

II. Kök Türk Devleti (682-744): Birçok Türk Bey’i istiklal mücadelesine girişerek Çin’e karşı isyan etti. Bunların en önemlisi Çin sarayını basmak isteyen Kürşat’ın 639 yılındaki baş kaldırışıdır. Ardından bağımsızlığı kazanma adına 648, 679 ve 681 yıllarında üç girişim daha yaşandı. Bu ilk direnişler başarıya ulaşmış olmasa da nihayet Kutluk’un başlattığı kurtuluş mücadelesi başarılı oldu. 682 yılında II. Kök Türk Devleti resmen kuruldu. Kutluk Kağan, devleti derleyip toplayan anlamına gelen “İl- teriş” unvanını aldı. Kutluk Kağan’ın ölümü üzerine tahta kardeşi Kapgan Kağan geçti. Bayırkular üzerine çıktığı sefer dönüşünde Kapgan Kağan’ın öldürülmesinden sonra devletin başına Bilge Kağan geçmiştir. II.
Kök Türk Devleti Bilge Kağan’dan sonra devletin başına geçen kağanların yetersizliği nedeniyle bir daha toparlanamamış ve Karluk, Basmil ve Uygur isyanları neticesinde Uygurlar tarafından yıkılmıştır(745).

Uygur Devleti (744-840): Karluk ve Basmil boyları ile birlikte II. Kök Türk Devleti’ne son vererek 744 yılında Kutluk Bilge Kül Kağan, merkezi Karabalgasun olan bağımsız Uygur Devleti’ni kurmuştur. Kutluk Bilge Kül Kağan ölümünden sonra yerine oğlu Moyen Çor geçti. Moyen Çor’dan sonra devletin başına geçen Bögü Kağan, Mani dinini kabul etmiştir. Mani dini Uygurların yaşam tarzının değişmesine yol açmış; hareketsizliğe, et yememeye, savaş yapmamaya teşvik ederek onların savaşçı özelliklerinin zayıflamasına neden olmuştur ancak Uygurların bilim, sanat ve edebiyattaki ilerlemelerine etki etmiştir. Kırgızlar, 840’ta Uygur Devleti’ne son vermiştir. Çin’in kuzeyine göç eden Sarı (Kansu) Uygurlar 1226 da Moğolların egemenliğine girdiler.

Göçler sırasında Doğu Türkistan’a gelen diğer bir grup Uygur; Beşbalık, Turfan, Hoça ve Kaşgar’ı içine alan Turfan Uygur Devleti’ni kurdu. Bu devlet, Orta Asya’nın ticaret yolları üzerinde olduğu için ekonomik olarak zenginleşti. Bununla birlikte kültür ve sanat alanında da gelişti. 1209’da Cengiz Han’a bağlandı.

2.2. Türk Devletlerinde Gücün Meşruiyet Kaynağı

İlk Türk devletleri dört esas üzerine kurulmuştur. Bunlar; bağımsızlık (oksızlık), ülke (ülüş), halk (budun) ve kanun (töre) idi. Eski Türklerde hükümranlık hakkı ve yetkisinin kağana, Gök Tanrı tarafından verildiğine inanılırdı. Bu yetki “kut” olarak ile ifade edilmiştir. Kutlu hükümdarlığın ilk şartı ülkeyi ve halkı düşmandan korumaktır. Türk devlet geleneğinde veraset yoluyla hükümdar olmak söz konusu değildi. Bu durum yetenekli olan kişinin devletin başına geçmesini sağlamakla birlikte taht kavgalarıyla devletin bölünmesine de zemin hazırlamıştır.

2.3. Gücün Maddi Kaynakları

Orta Asya Türk Devletleri’nde Toplum Yapısı

Orta Asya’da kurulan ilk Türk devletlerinde toplumun sosyal yapısı; oguş (aile), urug (aileler birliği), boy (ok), budun (millet) ve il (devlet) şeklinde birbirine çok bağlı olan unsurlardan oluşuyordu. Türkler, köklü ve oturmuş bir toplum yapısına sahipti. Eski Türk toplumunda en küçük birimi olan aile, kan bağı esasına dayanıyordu. Türk toplum yapısında, aileler urugları, uruglar boyları, boylar budunları (millet) meydana getirirdi. Türkler, devlete “il” adını vermiştir. Türklerde devletin kuruluşuna halkın katkısı Orhun Kitabeleri’nde şöyle geçmektedir: “Babam (İlteriş) on yedi er ile harekete geçti. Haberi işiten ormandakiler, ovadakiler toplanıp geldiler, yetmiş kişi, sonra yedi yüz kişi oldular. Kağanlığı atalarının törelerinde kurdular.” Bu nedenle Budun, devletin hem kurucusu hem de temel unsuru olmuştur.  İlk Türk devletleri, boylar arasında birlikteliği sağladıkları dönemlerde, güçlerinin doruğuna çıkmışlardır.

Toplumlar yaşadıkları coğrafyanın etkisi altındadırlar. Türkler Orta Asya’nın bozkırlarında tarih sahnesinde görülmüştür. Bozkırın atlı göçebeleri, hızlı şekilde organize olabilen savaşçı bir toplum yapısına sahiptir. Esasen bozkır tarihi, en güzel otlakları ele geçirmek için mücadele eden ve hayvan sürülerini yaylak ve kışlak arasında getirip götüren Türk kavimlerinin tarihinden ibarettir.

Geniş bozkır sahalarında iklim ve coğrafya gereği sürekli hareket hâlinde olan konargöçerler, toprak bağlılığını değil soy aidiyetini birinci planda tutmuşlardı. Her an saldırıya açık bir coğrafyada yaşadıkları için konargöçer toplulukların silahlı
güce sahip olmaları gerekirdi. Bozkır kültürünün ögelerinden atı kullanan ve demiri işleyen Türkler askerî bakımdan çevresindeki milletlere üstünlük sağlamıştır.

2.4. Güç Paylaşımı ve Yönetim

İlk Türk devletlerinde kağan, devlet yönetiminden birinci derecede sorumlu kişi olup siyasi, hukuki yetkilere sahip bulunmaktaydı. Devlet işleri “toy” ya da “kurultay” olarak adlandırılan meclislerde görüşülüp kararlaştırılırdı. Türk devletlerinde hükümdarlara; şanyü, tanhu, han, kağan, yabgu, ilteber, idikut gibi unvanlar verilmiştir. Türklerde devlet “ikili teşkilat” anlayışı ile yönetilirdi. Kağan ülkenin doğu kanadını yönetirken batı kısmında da yabgu unvanlı hanedan mensubu idareden sorumlu olurdu.

2.5. İlk Türk Devletlerinde Töre

İlk Türk devletlerinde hukukun temelini ve kaynağını geleneklerden alan sözlü hukuk kuralları denilen töre oluştururdu. Anlamı çok geniş olan töre devletin kuruluş ve işleyiş düzenini de ifade ederdi. Törenin oluşumunda; kut anlayışı ile kağanlar tarafından konulan kurallar, kurultaylarda alınan kararlar ve kağanın iradesiyle toplum içinde yavaş yavaş oluşan gelenekler etkili olmuştur. Türk kağanları ülkelerinde adaletin sağlanmasına büyük önem vermiştir. Orhun
Kitabeleri’nde töre kelimesinin, on bir yerde geçmesi ve bunun altısının il ile birlikte kullanılmış olması bunun bir göstergesidir.

3. COĞRAFYA VE KADER, ORDU MİLLETİN GÖÇLE İMTİHANI

3.1. Orta Asya’nın Coğrafyası

Türk toplumunun yaşam tarzına da yaşadığı bölgenin coğrafi özellikleri şekil vermiştir. Tarımın sınırlı alanlarda yapılabildiği buna karşın otlakların geniş yer tuttuğu Orta Asya’da Türk boyları zorunlu olarak geçimlerini hayvancılık üzerine kurmuştur. Bu nedenle hayvancılık ile uğraşan Türklerin büyük çoğunluğu, konargöçer bir yaşam tarzını benimserken bir kısmı da yerleşik yaşam sürmüştür.

Türk boylarından bazıları, uygun tarım alanlarında hem tahıl hem de meyve, sebze yetiştirmiştir. Eski Türkler, yaşamaya uygun alanlarda yerleşik hayata geçerek şehirler kurmuş ve eserler meydana getirmiştir. Türkler, elverişli buldukları alanlarda hayat tarzlarını değiştirmiş, daha kolay ve rahat olan yerleşik yaşamı tercih etmişler ancak Türklerin çoğu, toplum özelliklerinin de etkisiyle bozkırdaki zor yaşamı daha çok benimsemişlerdir.

3.2. Türklerin Ana Yurttan Göçleri

Sosyal bir olay olan göç, bir topluluğun farklı nedenlerle kendi yurdunu terk ederek başka bir yere gitmesi veya yer değiştirmesidir.

Tarih boyunca Türkler de değişik sebeplerle farklı bölgelere göç etmiştir. Bu göçler içerisinde Orta Asya Türk Göçleri, gerek sonuçları itibarıyla geniş sahalardaki farklı medeniyetleri etkilemesi gerekse etkisinin yüzyıllar boyu sürmesi nedeniyle ayrı bir öneme sahiptir. Göçlerin siyasi ve ekonomik olmak üzere iki temel sebebi vardır: Ekonomik sebepler, nüfusun artması nedeniyle otlakların yetersiz kalması, kuraklık veya ağır kış şartları yüzünden kıtlık yaşanmasıdır. Siyasi sebepler ise Türk boyları arasındaki mücadeleler ile Çin ve Moğol baskısıyla boyların yerlerini terk edip başka bölgelere gitmeleridir.

3.3. Türk Askerî Kültürü

Türkler, tarih boyunca savaşçı kimliğiyle ön plana çıkmış bir millettir. Bozkırın zor hayat koşulları Türkleri disiplinli, teşkilatçı, dayanıklı ve mücadeleci bir millet hâline getirmiştir. Ordunun temeli süvarilere dayanıyordu. Türklerin sporları, eğlenceleri ve avlanmaları bir çeşit savaş eğitimi gibiydi.

İlk düzenli Türk ordusu Büyük Hun Devleti hükümdarı Mete Han tarafından kurulmuştur. Bu sebeple Mete’nin tahta çıkış tarihi olan MÖ 209 yılı bugün Türk Kara Kuvvetlerinin kuruluş tarihi olarak kabul edilmiştir.

Ordunun başında bugünkü genelkurmay başkanı yerinde olan “sû-başı”lar bulunmuştur. Bunun için Türk orduları, yerleşik kavimlerde görülen hareketsiz savaş yöntemine göre yetiştirilmiş ağır teçhizatlı orduların aksine hafif silahlı ve hareketli süvarilerden kurulmuştur. Yayalar yani piyadeler ise yok denecek kadar azdır. Süvarilik için gerekli olan pantolon, deri kuşak ve potin de Türklerin icadıdır. 

Türkler; demiri, cevheri eriterek elde etmiştir. Bu yüksek kaliteli demirden keskin kılıçlar, baltalar, üzengiler, bıçaklar, gemler, kamalar,
kınlar, mızraklar, kalkanlar ve ok uçları yapmışlardır. Süvarilerden oluşan Türk ordularının başlıca silahları, ok ve yaydı.

Türk yurdunun eski adından dolayı “Turan Taktiği” veya “Hilal Taktiği” denilmiştir (Görsel 1.9.). Savaş sırasında süvari birlikleri saldırdıktan sonra, kaçıyormuş gibi yaparak düşmanı üzerlerine çekerlerdi ve giderek yarım ay şeklini alan kuvvetler düşmanı çember içine alarak yok ederlerdi.

4. KAVİMLER GÖÇÜ (375)

4.1. Kavimler Göçü’nün Sebepleri

Asya Hun Devleti’nin zayıflaması ve yıkılış sürecine girmesiyle Orta Asya’nın geniş bozkırlarında yaşayan bazı Türk boyları bağımsız hareket etmeye başlamıştır. Zamanla nüfusu artan bu boylar, çeşitli sebeplerle I. yüzyıldan itibaren batıya doğru göç etmiştir. Hunların Doğu Avrupa’ya girmesinin ortaya çıkardığı tazyikle Avrupa’da büyük bir nüfus dalgalanması meydana geldi. İspanya’ya kadar bütün kavimler yerinden oynadı ve Hun dehşeti karşısında yaşanan bu büyük nüfus hareketi tarihçiler tarafından Avrupa’da Kavimler Göçü (375) olarak kayıtlara geçmiş oldu.

4.2. Kavimler Göçü’nün Sonuçları

Avrupa uzun yıllar boyunca karışıklık içinde kalmıştır. İlk Çağ kapanmış, Orta Çağ başlamıştır. Roma imparatorluğu 395 yılında Doğu ve Batı olmak üzere ikiye ayrılmıştır. 476 yılında Batı Roma İmparatorluğu yıkılmasıyla Roma toprakları üzerinde birçok Germen devleti kurulmuştur. Germen kavimleri arasında Hristiyanlık yayılmış, kilise ve papalık güçlenmiş, skolastik düşünce egemen olmuştur.

Avrupa’nın etnik yapısı değişmiş; bunun sonucunda bugünkü İngiltere, Fransa ve İspanya gibi devletlerin temeli atılmıştır. Avrupa’da
feodalite (derebeylik) rejiminin ortaya çıkmasına zemin hazırlamıştır. Avrupa’da kurulan ilk Türk devleti Avrupa Hun Devleti olmuştur.

4.3. Avrupa Hun Devleti (375-469)

Kavimler Göçü olarak bilinen olayın sonucunda Avrupa Hun Devleti kurulmuş ve bölgede önemli bir güç hâline gelmiştir. 422 yılında Rua, Doğu Roma entrikalarını etkisiz hâle getirmek için Balkan seferine çıkmış ve Doğu Roma’yı vergiye bağlamıştır. Rua’dan sonra hükümdar olan Attila devlete en parlak dönemini yaşatmıştır. Attila tahta çıktıktan sonra ilk olarak Doğu Roma İmparatorluğu’yla 434 yılında Margus Antlaşması‘nı imzalamıştır.

Margus Antlaşması (434) ile Bizans, Hunlara bağlı kavimlerle antlaşmalara girmemeyi, esir alınmış Bizans tebaası dâhil Hunlardan kaçanlara sığınma hakkı verilmeyeceğini ve ödediği yıllık vergiyi iki katına yani 750 libre altına çıkarmayı kabul etmiştir.

Verdiği sözleri yerine getirmediği için 441 yılında Doğu Roma üzerine I. Balkan Seferi‘ni düzenlemiştir. Bu sefer sonucunda  Balkanlarda, Hunların karşısında durabilecek bir kuvvetin kalmadığı anlaşılmış ve Doğu Roma da barış şartlarına uyma garantisi vermiştir. Attila, 447 yılında Doğu Roma‘nın barış şartlarına yine uymaması üzerine II. Balkan Seferi‘ne çıkmış ve Doğu Roma’yla Anatolios Antlaşması‘nı imzalamıştır. Bu antlaşmayla birlikte Attila, devletinin dış siyasetini değiştirmiş ve Batı Roma İmparatorluğu
üzerine yönelmiştir. Avrupa Hunları, düzenlediği bu iki sefer sonunda Kuzey İtalya‘yı ele geçirmiştir. Başkentin düşeceğinden endişe eden Romalılar, Papa I. Leo başkanlığında bir barış heyetini Attila’ya göndermiş ve ondan Roma’yı esirgemesini istemiştir.

Attila, bu sefer dönüşünde ölmüş ve yerine sırasıyla oğulları İlek, Dengizik ve İrnek geçmiştir. İrnek döneminde Avrupa’da tutunamayacağını anlayan Hunlar, Karadeniz’in kuzeyine çekilmiştir.

4.4. Türk Devlet ve Toplulukları

Karluklar (627-1212): Talas Savaşı’nda Çinlilere karşı Müslüman ordusunun yanında yer aldılar. Karluklar, İslamiyet’i kabul eden ilk Türk topluluğudur. Karahanlı Devleti’nin kurulmasında etkili olmuşlardır.

Kırgızlar (840-1207): 840 yılında Uygur Devleti’ni yıkarak Ötüken’de Kırgız Devleti’ni kurdular. XIII. yüzyılda Moğolların, XIX. yüzyılda Rusların egemenliğine giren Kırgızlar, 1991 de bağımsız bir devlet kurdular.

Oğuzlar (766-1000): 630-682 yılları arasında Dokuz-Oğuz Kağanlığı altında toplandılar. Daha sonra Kök Türk ve Uygur hâkimiyetine giren Oğuzlar, X. yüzyılda Oğuz Yabgu Devleti’ni kurdular. X. yüzyılın sonlarına doğru İslamiyet’i kabul eden Oğuzlar, Büyük Selçuklu ve Osmanlı gibi kuşatıcı cihanşümul imparatorluklar kurmuşlardır. Romanya’nın Dobruca bölgesinde yaşayan Gagavuzlar (Gök Oğuz) Avrupa’ya göç eden Oğuzların torunlarıdır. Müslüman olan Oğuzlar Türkmen adını almıştır.

Avarlar (558-805): Asya Hun Devleti’nin yıkılmasından sonra IV. yüzyıl sonlarında, Moğolistan’da kurulmuştur. I. Kök Türk Devleti; Avar Hakanlığı’na son verince Avarlar, batı’ya göç etmiş ve Bayan Han zamanında Orta Avrupa’da devlet kurmuşlardır. İstanbul’u iki kez kuşatan Avarlar, Germen ve Slav sanatlarını etkilemiştir.

İtil (Volga) Bulgar Devleti (680-1391): Büyük Bulgar Devleti’nin yıkılmasından sonra Otuz-Ogurlar’dan bir grup tarafından kuruldu. Ticari ilişkiler sonucu, İslamiyet’le tanışan Bulgarlar, X. yüzyılın ilk yarısında İslamiyet’i kabul etmişlerdir. Doğu Avrupa’da Türk-İslâm kültürünün temsilcisi olmuşlardır.

Tuna Bulgar Devleti (679-869): Dobruca’nın güneyinde Asparuh (679-702) tarafından kurulmuştur. Boris Han Dönemi’nde (864) Hristiyanlığı resmen kabul etmiştir.

Türgişler (659-766): Emevilerle mücadele ederek Arapların Orta Asya’da hâkimiyet kurmasını engellemiştir. Kendi adlarına para bastırmışlardır.

Hazarlar (630-968): VII ve X. yüzyıllarda Kafkaslar ve Karadeniz’in kuzey düzlüklerinde kurulmuştur. Bizans, Sasani ve Müslüman Araplarla siyasi ilişkilerde bulundular. Doğu Avrupa tarihinde büyük rol oynamış olan Hazarlar, Museviliği benimseyen tek Türk topluluğudur ve Ruslar tarafından yıkılmıştır.

5. İPEK YOLUNDA KOMŞULUK

5.1. Orta Asya Bozkırlarında Ekonomi

Orta Asya kültür çevrelerinde yapılan kazılarda ortaya çıkan bulgular da bunu desteklemektedir. Ekonomik yapıyı büyük ölçüde etkileyen bu bozkır kültürünün temelini hayvancılık, tarım, el sanatları ve ticaret oluşturuyordu. Demiri, altını ve gümüşü çıkarıp işleyebilen Hunlar; başta Çin olmak üzere yerleşik toplumlara kürk, at, et, deri, silah satmışlar, karşılığında ise ipek, çay ve tahıl ürünleri almışlardır. Kök Türkler’in, Çin ile ilişkilerinin yanında batısında bulunan Sasani ve Bizans İmparatorluklarıyla da ilişkileri olmuştur.

Tarihte Orta Asya’dan İstanbul’a gönderilen bu ilk heyete karşılık Bizanslılar da İstemi Yabgu’nun ülkesine elçi göndermiştir.

5.2. İlk Türk Devletlerinde Ticaret Politikası

Orta Asya’da Türkler komşu milletlere genellikle başta at olmak üzere canlı hayvan, konserve et, deri, kösele, kürk gibi ürünler satarlar, karşılığında hububat ve giyim eşyası alırlardı. Eski Türk topluluklarında ve devletlerinde ticaret, büyük ölçüde “değiş tokuş” esasına dayanıyordu.Türkler; özellikle Bizans, Çin ve Sasani gibi komşu ülkelerden vergi, haraç ve savaş tazminatı adı altında temin ettikleri
paralarla ihtiyaçları olan malları satın alırlardı. Türkler, satir adını verdikleri ve diske benzeyen bu gümüş parayla ticarette ödeme yapmışlardı.

Günümüzden yaklaşık 2000 yıl kadar önce Çin İmparatoru Zhang Qian (Canc Yien) tarafından Çin’i Orta Asya, Orta Doğu ve Avrupa’ya
bağlamak için inşa edilen ve bir ticaret yolu ağını kapsayan tarihî İpek Yolu yalnızca Çin değil Hunlardan Osmanlı Devleti’ne kadar aynı hat üzerinde bulunan bütün halklar ve devletler için oldukça önemli bir gelir kaynağı olagelmiştir.

Kök Türkler, Sasanilerle iş birliği yaparak İpek Yolu ticaretini elinde bulunduran Ak Hun (Eftalit) Devleti’ne 557 yılında son vermişlerdir.

Hazar ve Bulgar ülkelerinden başlayarak Ural-Güney Sibirya-Altaylar-Sayan Dağları üzerinden Çin’e ve Amur nehrine ulaşan bir diğer ticaret yolu da ‘Kürk Yolu’ olmuştur. İpek Yolu’na kuzeyden paralel olarak uzanan bu yolda sincap, sansar, tilki, samur, kunduz vb. hayvan kürkleri ve bunlardan yapılan eşyaların ticareti yapılmıştır.

Hazarlar Çin, Orta Asya, Yakın Doğu ile Doğu ve Orta Avrupa arasındaki kıtalararası yolların kavşak noktasında bulunmaları nedeniyle ticarette ileri giden Türk devletlerinden birisi olmayı başarmışlardır.

Hazar Devleti kuvvetli ordusu ile hâkim olduğu coğrafyada adalet ve güvenliği sağlam bir şekilde tesis etmiş ve 7-9. yüzyıllar boyunca devam eden bu dönem tarihçiler tarafından “Pax Hazarika” (Hazar Barışı) olarak adlandırılmıştır.

TARİH 2 – 1. ÜNİTE KONU TESTİ (2018-2019 MÜFREDATI)

TARİH 2 -2,3. ÜNİTE ÖZETİ

Random Posts

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*