SEÇMELİ TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI 4 (8) – 3,4. ÜNİTE ÖZETİ

SEÇMELİ TÜRK DİLİ VE EDEBİYATI 4 (8) – 1,2. ÜNİTE ÖZETİ

3. ÜNİTE   DENEME

Herhangi bir konu üzerinde, yazarın kesin yargılara varmadan görüş ve düşüncelerini samimi bir üslupla serbestçe kaleme aldığı birkaç sayfayı geçmeyen yazılara deneme denir. Deneme, süreli yayınlar (gazete ve dergi) sayesinde ortaya çıkan ve gelişen bir türdür. Denemede daha çok, evrensel konular ele alınmakla birlikte konu sınırlaması yoktur.

İyi bir deneme yazarından geniş bir dünya görüşüne, zengin bir edebiyat, sanat ve felsefe kültürüne; açık, özgün ve sürükleyici bir üslup özelliğine sahip olması beklenir. Denemede; yazarın olay, olgu, durum ve günlük yaşamın süreğenliği içinde hayata ve olaylara kendi kişisel penceresinden bakış ve algılamalarına yer verilir.

Bu türün ilk örnekleri 16. yy.da Fransız yazar Montaigne tarafından verilmiştir. F. Bacon (Beykın), T.S. Eliot (Elyıt), A. Camus (Kamü), E. C. Alain (Alen), J.P. Sartre (Satr) dünyaca ünlü deneme yazarlarından bazılarıdır.

Türk edebiyatında ise deneme türü Tanzimat sonrasında karşımıza çıkar. Özellikle Tanzimat Dönemi’nde gazete ve dergilerin ortaya çıkışı denemenin yaygınlaşmasına zemin hazırlar. Servetifünun Dönemi’nde denemenin klasik tanımına uygun nitelikte yazılar dergi ve gazete sayfalarında görülmeye başlanır. Cenap Şahabettin, Ahmet Rasim, Ahmet Haşim ve Yahya Kemal ilk deneme yazarları olarak kabul edilebilir. Ahmet Haşim’in Gurebâhâne-i Laklakan, Bize Göre, Frankfurt Seyahatnamesi deneme türünün en güzel örneklerindendir. Deneme türüyle ismi özdeşleşen Nurullah Ataç ise deneme türündeki yazılarını “Günlerin Getirdiği, Karalama Defteri, Sözden Söze, Ararken, Diyelim, Söz Arasında, Okuruma Mektuplar” kitaplarında bir araya getirmiştir. Ahmet Hamdi Tanpınar da deneme türündeki “Beş Şehir” ve “Yaşadığım Gibi” adlı eserleriyle tanınır. Mehmet Kaplan, “Dil ve Kültür, Büyük Türkiye Rüyası, Edebiyatımızın İçinden, Nesillerin Ruhu” adlı eserlerinde sanatçı ve eserler üzerinde durur; dil, kültür, edebiyat ilişkisi üzerine dikkatleri çeker. Nihat Sami Banarlı, Abdülhak Şinasi Hisar, Suut Kemal Yetkin, Sabri Esat Siyavuşgil, Ahmet Muhip Dıranas, Sabahattin Eyuboğlu, Haldun Taner, Salah Birsel, Sezai Karakoç, Melih Cevdet Anday, Oktay Akbal ve Cemil Meriç deneme türünün diğer önemli isimleridir.

Montaigne (1533-1592)
16. yüzyıl Fransız deneme yazarıdır. Ailesinin isteği üzerine Alman bir eğitmen tarafından yetiştirildi. Eğitim süresince Yunan ve Latin edebiyatını ve dilini öğrendi. Bordeaux (Bordo) Edebiyat Fakültesinde felsefe okudu. Parlamentoda danışmanlık yaptıktan sonra belediye başkanlığı ve milletvekilliğinde görev aldı. Daha sonra şatosuna çekilerek kendini bütünüyle felsefe ve edebiyata verdi. Avrupa’da Yunan ve Latin uygarlıklarından yararlanarak özgür düşüncenin kurucularından olmuş, deneme türünün öncülerinden kabul edilmiştir.

“Ben” anlatımının yoğun olduğu paylaşıma dayalı ve bilginin ön planda olduğu deneme metinlerinde anlatıcı, birinci teklik kişidir. Denemeler ele alınan konuya yaklaşımları bakımından ikiye ayrılır: izlenimsel deneme ve eleştirel deneme. İzlenimsel (klasik) denemenin temsilcisi aynı zamanda bu türün kurucusu Fransız yazar Montaigne’dir. 

 

Ahmet Hamdi Tanpınar (1901-1962)
İstanbul doğdu. Edebiyat Fakültesini bitirdikten sonra edebiyat öğretmenliği, İstanbul Üniversitesinde edebiyat profesörlüğü yaptı. Daha sonra Kahramanmaraş milletvekili olarak meclise girdi.
Türk edebiyatının en önemli akademisyen ve yazarlarından biridir. O, Batı edebiyatını çok iyi araştırıp incelemiş Türk kültürünün ve edebiyatının ateşli bir savunucusu, etkili bir tanıtıcısı olmuştur. Tanpınar; şiir, hikâye, roman, deneme, makale, edebiyat tarihi gibi birçok alanda eser vermiştir. Eserlerinde Doğu-Batı çatışması, rüya, zaman, geçmişe özlem, mimari, musiki, bilinçaltı gibi konuları ele almıştır.
Eserleri: Huzur, Saatleri Ayarlama Enstitüsü, Mahur Beste, 19. Asır Türk Edebiyatı Tarihi, Edebiyat Üzerine Makaleler, Beş Şehir, Yaşadığım Gibi, Hikâyeler…

Deneme ile benzerlik gösteren türlerden biri de makaledir. Nesnel bir anlatımla yazılan makalede yazar ileri sürdüğü tezleri ve düşünceleri kanıtlar, kesin bir dille sonuca bağlar. Denemenin en belirgin özelliklerinden biri sohbet havasında yazılmasıdır. Bundan dolayı denemeler sohbet türündeki yazılarla benzerlik gösterir ancak sohbette yazar okur ile konuşur gibi bir anlatımı tercih eder. Deneme ile fıkra türleri arasında kimi yönlerden benzerlikler vardır. Ancak fıkralarda
çoğunlukla toplumu ilgilendiren güncel olaylar, denemede ise daha genel konular ele alınır. Deneme yazarları kimi zaman yazılarında anılarına yer verebilir.

Ahmet Oktay (1935-2016)
Ankara’da doğdu. Ankara Atatürk Lisesinde okudu. Bir süre memurluk yaptı, gazetelerde ve TRT’de çalıştı. Çeştli dergilerde çıkan şiir ve yazılarıyla tanınmıştır. 1950’li yıllarda “Mavi Hareketi” içinde yer almış ve aynı adlı dergide yazıları ve şiirleriyle etkin bir rol oynamıştır. İlk dönem şiirlerinde destansı bir şiir kurmaya çalışmıştır. 1960’tan sonra toplumsal gerçekçi bir yaklaşımla İkinci Yeni’ye yönelmiştir. 1980’den sonra kültür, sanat, edebiyat sorunları üzerine yazılar kaleme almıştır. “Yol Üstündeki Semender” adlı şiir kitabıyla Behçet Necatigil Şiir Ödülü almıştır.
Eserleri: Gölgeleri Kullanmak, Her Yüz Bir Öykü Yazar, Dr. Kalitrari’nin Dönüşü, Yol Üstündeki Semender, Ağıtlar ve Övgüler, Bir Yazı’nın Arayışları, Yazın, İletişim, İdeoloji, Yazılanla Okunan, Toplumcu Gerçekçiliğin Kaynakları, Kültür ve İdeoloji.

Dil Bilgisi

C. Paragrafta Anlatım

Bir duyguyu, bir düşünceyi, bir konuyu söz veya yazı ile bildirme, ifade etme işine anlatım denir. Paragrafta anlatım denilince daha çok anlatım biçimleri ve düşünceyi geliştirme yolları anlaşılır.

Anlatım Biçimleri

Açıklayıcı anlatım, tartışmacı anlatım, betimleyici anlatım ve öyküleyici anlatım olmak üzere dört temel anlatım biçimi vardır.

Amaç Biçim

Bilgi vermek, öğretmek

Düşüncesini kanıtlamak

İzlenim kazandırmak

Olay içinde yaşatmak

Açıklayıcı anlatım

Tartışmacı anlatım

Betimleyici anlatım

Öyküleyici anlatım

C. 1. Açıklayıcı Anlatım
Bilgilendirmek ve öğretmek amacıyla genellikle eğitici ve öğretici metinlerde kullanılan bir anlatım biçimidir. Bu tür metinlerde bilgilendirme amacı güdüldüğünden genellikle nesnel anlatım, sade ve açık bir dil kullanılır.

C. 2. Tartışmacı Anlatım
Tartışma, birbirine karşıt düşünceleri karşılıklı savunmaktır. Başka bir ifadeyle bir düşünceye karşı ondan farklı olan bir düşünceyi ortaya koymak ve bu düşünceyi savunmaktır. Tartışmacı anlatımda “üstelik”, “çünkü”, “zira”, “gerçekten de”, “ama” gibi bağlaçlar kullanılır.

C. 3. Betimleyici Anlatım
Betimleme; bir varlığın ya da nesnenin hareketlerini, bir yerin görünüşünü, bunların kişide uyandırdığı izlenimleri anlatmayı ve okurun kafasında canlandırmayı amaçlayan bir anlatım biçimidir. Öğretici metinlerde okura bilgi vermek amacıyla genel ayrıntılar üzerinde durularak nesnel anlatımla yazılan betimlemelere açıklayıcı betimleme denir. Bu tür betimlemelerde amaç sanat yapmak değil, bir konu hakkında bilgi vermektir. İzlenimsel (sanatsal) betimleme ise edebî metinlerde okuru etkilemek, okuyanda güzellik hissi uyandırmak için yapılan ve öznel anlatımın hâkim olduğu betimlemelerdir.

C. 4. Öyküleyici Anlatım
Öyküleme, yaşanan ya da kurmaca bir olayın yer, zaman ve kişiye bağlı olarak anlatımıdır. Bu anlatımda amaç; olayı okuyucunun gözü önünde canlandırmak, anlatmak istenileni bir olay içerisinde vermektir.

YAZMA

A. Yazma Tür ve Tekniklerini Tanıma

Bu ünitedeki yazma çalışmanızın konusu “deneme yazma”dır. Deneme, Nurullah Ataç’ın ifadesiyle “ben’in ülkesidir.’’ Ataç, bu sözüyle deneme türünün tamamen kişisel özellikler taşıyan bir tür olduğunu, yazarın herhangi bir konuyu
kendi bakış açısına göre kendi kendine konuşuyormuş gibi kaleme aldığını ifade eder. Düşüncelerinizi bir kâğıda gelişigüzel yazınız sonra bunları önemliden önemsize göre düzenleyiniz. Böylece yazınızın daha kolay anlaşılabilir olmasını sağlayabilirsiniz.

Yazınızı; dil bilgisi, yazım, noktalama, anlatımın özellikleri, yapı ve şekil unsurları arasındaki anlam bağlantıları, tutarlılık, denge ve akış bakımından gözden geçiriniz.Yazınızın okunaklı olmasına ve sayfa düzenine dikkat ediniz. Yazınızı çeşitli araç ve yöntemlerle, gazete, sosyal medya…) paylaşabilirsiniz.

SÖZLÜ İLETİŞİM

A. Sözlü İletişim Tür ve Tekniklerini Tanıma

Konuşmanızın daha etkili olması için mutlaka prova yapınız. Konuşurken nefes almak için sözün anlamına uygun duraklamalar yapmak bu konuda size yardımcı olacaktır. Bununla birlikte konuşurken gereksiz “hım, eee, ııı” gibi sesleri veya “işte, hani, yani, şey, mesela, atıyorum” kelimeleri kullanmaktan kaçınınız.

Konuşmanıza etkili bir başlangıç yaparak konuşmanız boyunca abartıya kaçmadan beden dilini doğru ve etkili biçimde kullanmaya gayret ediniz. Daha önceden planladığınız süre içinde konuşmanızı etkili bir biçimde sonlandırarak yazınızın genel iletisini konuşmanın sonunda vurgulayınız.

4. ÜNİTE  SÖYLEV / NUTUK

Türk edebiyatında söylev türünün eskimeyen güzel ve başarılı örneklerinden biri olan Nutuk, Atatürk’ün 1927 yılında parti kongresinde altı gün boyunca parça parça yaptığı büyük konuşmadır. Söyleniş süresi bakımından dünyanın en uzun söylevlerinden biridir.

“Nutuk”un içeriği 19 Mayıs 1919’dan 20 Ekim 1927’ye kadar geçen süreyi kapsar. Bu zaman diliminde meydana gelen önemli olayları sebep-sonuç ilişkisi içerisinde anlatır. Anlatılanların belgelerle desteklenmesi eserin inandırıcılığını artırmaktadır. “Nutuk” bu bakımdan Cumhuriyet tarihi hakkında birinci elden bilgi veren önemli bir kaynaktır.

Söylev (Nutuk)

Herhangi bir dinleyici topluluğuna bir düşünceyi aşılamak, topluluğu coşturmak ve bir amaç doğrultusunda yönlendirmek için coşkulu ve edebî bir dille yapılan konuşmalara/metinlere söylev denir.

Söylev türünün de öteki yazı/konuşma türleri gibi belli kuralları vardır. İyi bir söylev için konuşmacı bu kurallara göre söylev metnini hazırlamalı ve sunmalıdır.  İyi bir hatipte aşağıdaki özellikler bulunur:

• Dinleyicilerin ilgilerini ve tepkilerini göz önünde tutar.
• Söz söylediği konuda zengin bir bilgi ve düşünce birikimine sahiptir.
• Söyleyeceklerini amacına uygun bir yönde duygu ve düşünce akışını bozmadan dile getirir.
• Ses tonunu, jest ve hareketlerini, vurgu ve tonlamayı ustaca kullanır.
• Konuşmasını, herkesin anlayabileceği yalın ve açık bir dille yapar.
• Konuşma sırasında açık ve inandırıcı olur.

Söylev Türünün Özellikleri
Söylevler, düşünsel planla oluşturulur. Genellikle kısa cümleler tercih edilir ve cümlelerde daha çok haber kipi ya da mastar hâlindeki fiiller kullanılır. Hatip, klişeleşmiş sözler ve deyimler kullanmaktan kaçınır. Akıcı, içten, etkili ve coşturucu bir anlatımla siyasi, sosyal, millî, hukuki, ahlaki vb. konularda topluluğu yakından ilgilendiren bir düşünce ya da sorun işlenir.

Söylev Türünün Gelişimi
Söylev türünün Batı’daki ilk örneklerini eski Yunan edebiyatında Demosten, Latin edebiyatında ise Çiçero vermiştir. Fransız edebiyatında Bossuet (Bosse), Mirabeau (Mirabu) ünlü söylevciler arasındadır. Türk edebiyatında ise Bilge Kağan’ın Göktürk (Orhun) Yazıtları’nda Türk milletine seslenişi ilk söylev, Bilge Kağan da ilk hatip olarak kabul edilir.

Türk edebiyatında söylev sanatının gelişimi II. Meşrutiyet’in ilanından sonra Ömer Naci ve Hamdullah Suphi Tanrıöver ile görülür. Özellikle Millî Mücadele Dönemi’nde Mehmet Âkif Ersoy ve Halide Edip Adıvar, Cumhuriyet Dönemi’nde ise Mustafa Kemal Atatürk söylevde öne çıkan isimlerdir.

Mustafa Kemal Atatürk (1881-1938)
Selanik’te doğdu. Kısa bir süre mahalle mektebine devam etti. Daha sonra çağdaş eğitim yapan Şemsi Efendi Okuluna geçerek ilkokulu burada bitirdi. Selanik Mülkiye orta okulunu, Manastır Askeri Lisesini, Kara Harp Okulunu ve Harp Akademisini bitirdi. Orduda çeşitli vazifeler aldı. 1913 yılında Sofya’da Ataşe Militer olarak bulundu. Birinci Dünya Savaşı sırasında, Çanakkale Muharebelerinde, tümen komutanı olarak görev yapıtı. 1916 yılından itibaren, Doğu ve Güney cephelerinde kolordu ve ordu komutanlığı yaptı. Bitlis ve Muş’u düşman işgalinden kurtaran kuvvetlerin başında bulundu. 
Filistin ve Suriye cephelerinde görev aldı. Mondros Mütarekesi’nden sonra işgal kuvvetleri tarafından Anadolu’nun işgal edilmesi üzerine 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkarak Türk millî mücadelesini başlattı. Amasya Genelgesi’ni yayımladı, Sivas ve Erzurum Kongrelerini topladı.  Askerî görevlerinden istifa ederek 23 Nisan 1920’de Ankara’da TBMM’yi topladı. Meclis Başkanı seçildi. 5 Ağustos 1921’de Başkomutanlık görevini üstlenerek Anadolu’nun Yunan işgalinden kurtarılması için mücadeleye devam etti. Sakarya Meydan Savaşı’nı kazandı. 19 Eylül 1921’de Meclis tarafından kendisine mareşal ve gazi unvanı verildi. 26 Ağustos 1922’de işgalci Yunan kuvvetlerine karşı Büyük Taarruz’u başlattı. 30 Ağustos 1922’de de Başkomutanlık Meydan Savaşı’nı kazandı. Lozan Barış Konferansı’ndan sonra, 11 Ağustos 1923’te toplanan TBMM tarafından yeniden başkan olarak seçildi. 29 Ekim 1923’te Cumhuriyet’in ilan edildiği gün, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk Cumhurbaşkanı oldu. Dört dönem üst üste seçildi. 10 Kasım 1938‘de vefat etti.
Eserleri: Nutuk, Medeni Bilgiler, Geometri, askerlikle ilgili kitapları (Zabit ve Kumandan ile Hasbihâl…)

BİLGE KAĞAN ABİDESİ
METİN

Doğu Yüzü
[1] Tengri teg Tengri yaratmış Türk Bilge Kağan sabim: Kangım Türk Bilge [Kağan… ]ti Sir Tokuz Oğuz İki Ediz kerekülüg begleri budunı [… Türk tengri… ]
[2] üze kağan olurtum. Olurtukuma ölteçiçe sakınığma Türk begler budun ögirip sebinip tongtamış közi yügerü körti. Bödke özüm olurup bunça agır törüg tört bulungdakı [… ] dim. Üze kök tengri asra yağız yir kılındukda ikin ara kişi oğlı kılınmış].

BİLGE KAĞAN ABİDESİ
TERCÜME

Doğu Yüzü
[1] Tanrı gibi Tanrı yaratmış Türk Bilge Kağanı, sözüm: Babam Türk Bilge Kağanı … Sir, Dokuz Oğuz, İki Ediz çadırlı beyleri, milleti … Türk tanrısı… 
[2] üzerinde kağan oturdum. Oturduğumda ölecek gibi düşünen Türk beyleri, milleti memnun olup sevinip yere dikilmiş gözü yukarı baktı. Bu zamanda kendim oturup bunca ağır töreyi dört taraftaki … dim. Üstte mavi gök, altta yağız yer kılındıkta, ikisi arasında insanoğlu kılınmış.
[3] İnsanoğlunun üzerine ecdadım Bumın Kağan, İstemi Kağan oturmuş. Oturarak Türk milletinin ilini, töresini tutu vermiş, düzene soku vermiş. Dört taraf hep düşman imiş. Ordu sevk ederek dört taraftaki milleti hep almış, hep tabi kılmış. Başlıya baş eğdirmiş, dizliye dik çöktürmüş. Doğuda Kadırkan ormanına kadar, batıda 
[4] Demir Kapıya kadar kondurmuş. İkisi arasında pek teşkilatsız Gök Türkü düzene sokarak öylece oturuyormuş. Bilgili kağan imiş, cesur kağan imiş. Buyruğu bilgili imiş tabii, cesur imiş tabii. Beyleri de milleti de doğru imiş. Onun için ili öylece tutmuş tabii. İli tutup töreyi düzenlemiş. Kendisi öylece vefat etmiş. 

Göktürk Yazıtları (Orhun Abideleri), 8. yy.da yazılmıştır. Bu yazıtlar, Türklerin ilk  tarihî belgesi ve aynı zamanda yazılı ilk edebî eserleri olarak kabul edilir. Bu kitabeler sırasıyla Tonyukuk (716), Kül Tigin (731) ve Bilge Kağan (735) adına dikilmiştir. Söylev türündeki bu eserde Bilge Kağan, Kül Tigin ve Tonyukuk yaptıkları icraatları anlatarak yaşadıkları dönemde neler olduğunu ele alırlar.

Yazıtlardan ilk kez 1709’da Strahlenberg (Şitralinberg) bahsetmiştir. 1839’da Danimarkalı dil bilimci William Thomsen (Vilyım Tomsın) tarafından bulunmuş Rus Türkolog Vasili Radlof’un yardımıyla okunmuştur.

Söylev Çeşitleri

Söylevler, cephede askerlerin moralini yükseltmek için yapılan konuşmalardan milletvekili, kulüp, dernek seçimlerine, insanların ortak duygularını harekete geçirmeye kadar ulusal ve toplumsal hemen her konuda düzenlenebilir. Söylevlerin konusu genellikle millî ve toplumsal konulardır.

Politikacıların ulusal mecliste, kapalı mekânlarda ya da açık alanlarda yaptıkları konuşmalar siyasi söylevdir. Mustafa Kemal Atatürk başta olmak üzere Hamdullah Suphi Tanrıöver ve Halide Edip Adıvar gibi isimler bu türde olgun örnekler vermişlerdir.

Komutanların askere cesaret ve moral vermek için yaptıkları konuşmalara askerî söylev denir. Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’un fethinden önce yaptığı söylev bu türün en iyi örneklerindendir.

Din adamlarının bireysel ve toplumsal sorunları dinî açıdan yorumladıkları konuşmalara ise dinî söylev adı verilir. Türk İslam toplumunda bu tür söylevlere hutbe de denir. Hz. Muhammed’in “Veda Hutbesi” bu türün en iyi örneğidir.

Bilim insanlarının bilimsel toplantılarda yaptıkları konuşmalara ise akademik söylev adı verilir.

Mahkemelerde hak hukuk konusunda yapılan konuşmalara hukuki söylev denir.

Bilge Kağan (683-734)
Göktürkleri elli yıllık Çin esaretinden ikinci defa kurtararak Göktürk hanedanlığını kuran İlteriş Kutluk Kağan’ın oğludur. 32 yaşındayken Göktürk Devleti’nin başına geçerek yönetimi eline alır, devlet yapılanmasını yeniden inşa eder. Ordunun başına kardeşi Kül Tigin’i, vezirliğe ise kayınpederi Tonyukuk’u getirerek daha da güçlenmiştir. O yıllarda devletin durumu çok kötü olmasına rağmen, halkı bir araya getirip Türk boylarını eğemenliği altına alır.
Hükümdarlığı sırasında Göktürk Devleti’nin sınırları Çin’in Şan-Tung ovasından, İç Asya’da Karaşar bölgesine, kuzeyde Bayırku sahasından Ani Irmağı havalisi ve Batı Demir Kapı’ya (Ceyhun Irmağı’nın yakınında Semerkant-Belh yolu üzerinde) kadar ulaşmıştır.
Bilge Kağan önce veziri Tonyukuk‘u sonra kardeşi Kül Tigin‘i kaybetmiştir. Kendisi de Çinlilerle iş birliği yapan Buyrak Cor tarafından zehirlenmiştir. 735 tarihinde büyük bir törenle defnedilmiştir.

İslamiyet etkisinde gelişen Türk edebiyatında daha çok dinî ve askerî söylevler görülür. Padişahların, devlet yöneticilerinin ve komutanların özellikle savaş meydanlarında yaptıkları bazı askerî konuşmalar dönemin tarihçileri tarafından yazıya geçirilmiştir. Bunların dışında dinî söylevler camilerde yapılan hutbe, vaaz ve sohbet türündeki konuşmalardır. Ahmet Yesevi dinî söylev türünde en eski ve başarılı örnekleri vermiştir. Mevlana’nın Konya’da yaptığı yedi vaazı yine bu dönemin önemli dinî söylevlerindendir.

Evliyâ Çelebi (1611-1682)
İstanbul’da doğdu. Medreseye devam ederken bir yandan da babasının yanında çalıştı. IV. Murat zamanında Enderun’a girerek dört yıl sonra sipahi oldu. Daha sonraki yıllarda birçok ülkeyi dolaştı. Bu gezilerinde karşılaştığı olayları “Seyahatnâme” adlı eserinde ayrıntılı bir şekilde anlatmış, gözlemlerini seyahatnamesinde tarih ve yer belirterek yazmıştır. 10 ciltlik Seyahatnâme edebiyatımızın gezi türünde ilk büyük eseridir. Gerçekçi bir gözle izlenen olaylar, yalın ve duru bir anlatımla kendine has inceliklerle bezenmiştir. 
Eserini konuşma diline çok yakın bir dille kaleme almıştır. Evliyâ Çelebi, gördüğü her şehir ve kasabayı tanıtmış ayrıca katıldığı savaşları, hizmetinde bulunduğu devrin paşaları ve vezirlerine ait hususiyetleri kitabında nakletmiştir. “Seyahatnâme” dil, folklor, coğrafya, tarih, etnografya, toplumbilim bakımlarından çok önemli bir kaynaktır.
Eserleri: Seyahatname (17. yy.). 

Dil Bilgisi

Düşünceyi Geliştirme Yolları
Bir paragrafta ileri sürülen görüş ve düşüncelerin inandırıcılığını sağlamak amacıyla yazar tanımlama, örnekleme, karşılaştırma, tanık gösterme (alıntı yapma), sayısal verilerden yararlanma, benzetme gibi düşünceyi geliştirme yollarına başvurabilir.

Tanımlama
Bir kavramın ya da varlığın ne olduğunu bildirmek, niteliklerini eksiksiz olarak açıklamaktır. “Bu nedir?” sorusunun cevabı olan cümlelerdir.

Bir kavramın herkes için aynı olan ve gerçek özelliklerini ortaya koyan tanımlara nesnel tanımlama; kişiden kişiye farklılaşabilen, göreceli yapılan tanımlara ise öznel tanımlama denir.

Karşılaştırma
İki kavram, varlık veya olayın benzer ya da farklı yönleriyle ortaya konulmasıdır. Genellikle “oysa, ise, daha, en” gibi ifadelere yer verilir.

Örnek: Tiyatro sanatı, sinemadan daha eskidir.

Tanık Gösterme (Alıntı Yapma)
Bir düşünceyi savunmak, doğruluğunu kanıtlamak için aynı görüşü paylaşan, destekleyen bir kişinin yazılarından veya konuşmalarından alıntı yapmaktır.

Örnek: Andre Gide (Andre Jit) bir yazısında şöyle der: “Sanatçının konusu insandır. Bir insanın yaşamı o insanın düşlerinin de kaynağıdır.” Bu söze katılıyorum. Çünkü yaşananlarla düşler iç içedir. Sanatçı, yazar, ozan da insan yaşamını, insan düşlerini bir yapıtta gerçeğe dönüştürendir. Başkasına, geleceğe bakandır. Kendi yaşadıklarına, düşlerine herkesi ortak edendir.

Örnekleme
Soyut bir düşünceye somut görünürlük katarak söylemek istenilenin okuyucunun zihninde canlanmasını sağlayan bir tekniktir. Bir düşünceyi inandırıcı kılmak için örneklere başvurulur.
Örnek: Renklerin insan psikolojisi üzerinde bazı etkileri olduğu belirlenmiştir. Örneğin beyaz, açık sarı insanı dinlendirir; pembe, mavi canlandırır; mor, kahverengi gibi koyu renkler yorar, karamsarlaştırır.

Sayısal Verilerden Yararlanma
Yazarın düşüncelerini sayısal verilerle desteklemesi okur karşısında inanırlılığını ve güvenirliliğini artırır. Kaynağı güvenilir bir kişi ya da kurum olan sayısal veriler, anlatımda düşünceyi inandırıcı kılmanın önemli bir yoludur. Yazarlar sayısal verileri okuyucuyu sıkmadan yeterince kullanmalıdır. Bu yöntem istatistik veriler verdiğinden genelde bilimsel yazılarda kullanılır.
Örnek: Millî Edebiyat Dönemi’nde yazılan romanların % 90’ında olaylar İstanbul’da,  %10’unda ise Anadolu’da geçer. Daha sonraki dönemlerde bu oranlarda büyük bir değişme olmuştur. Bu durum Türk romanının değişimi açısından önemli bir göstergedir.

Benzetme
Benzetme, aralarında benzerlik olan iki şeyden benzerlikçe zayıf olanı güçlü olanla anlatmaktır. Bir kavramı ya da varlığı başka kavram ya da varlığa ait özelliklerle anlatmadır.

Örnek: Toroslar, Çukurova’nın bereketli topraklarını İç Anadolu’nun bozkırlarından ayırır. Çukurova’yı bir at nalı biçiminde kuşatmış bir duvardır sanki. Ovadan bakılınca çelikten dev bir testere ağzını andıran tepeler, yaz kış ışıl ışıldır.

YAZMA
A. Yazma Tür ve Tekniklerini Tanıma

Söylev; seslenilen kitleye bir düşünceyi aşılamak, onları bir amaç doğrultusunda yönlendirmek ve coşturmak gibi amaçlarla hazırlanır. Söylev hazırlarken aşağıda belirtilen esaslara dikkat ediniz.

— Söylevin konusunu, temasını, ana düşüncesini, amacını ve hedef kitlesini belirleyiniz.

— Söylev konusu hakkında önceden araştırma yapınız. Tek yönlü bir görüşe dayanmamak için konuyu bütün yönleriyle inceleyiniz.

— Konuyla ilgili bütün bilgi ve belgeleri topladıktan sonra konuşmanın planını hazırlayınız. Düşüncelerinizi önem sırasına göre sıralayınız.

— Yazacağınız metin, söylev türünün yapı ve üslup özelliklerine uygun olmalıdır. Söylevlerde genellikle söyleşmeye bağlı anlatım türü kullanılır. Ancak söylevin konusuna bağlı olarak emredici anlatım, coşku ve heyecana bağlı anlatım ve destansı anlatım türlerinden de yararlanabilirsiniz.

SÖZLÜ İLETİŞİM
A. Sözlü İletişim Tür ve Tekniklerini Tanıma

Söylevde üç unsur vardır: hatip, üslup, dinleyici.
Hatip, söylevi anlamlı kılan, onun gerçekleşmesini sağlayan kişidir. Söylevi günlük konuşmalardan ayıran ve hatiple dinleyicileri buluşturan en önemli özellik üsluptur. Söylevde üslup, konunun çeşidine göre şekillenir; yerine göre coşkulu,
yerine göre ciddi bir dil kullanılır. Dinleyici, konuşulan ve ikna edilmeye çalışılan kişi ya da kişilerdir. Dinleyici edilgen unsur gibi görünse de aslında hatibi ve konuyu doğrudan etkiler. Dinleyicilerin ilgileri, karşılaştıkları sorunlar ve onların beklentileri söylevi şekillendirir.

TEBRİKLER, ÖZETİN SONUN GELDİNİZ.

İLETİŞİM KANALI OLARAK FACEBOOK GRUBUMUZU KULLANABİLİRSİNİZ.

Random Posts

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*