İslam Ve Toplum, İslam Toplumunu Yönlendiren İlkeler

İslam Ve Toplum, İslam Toplumunu Yönlendiren İlkeler, Kısa Bilgi…

İslam Ve Toplum

Cahiliye Dönemi’nde kadınlar, acizler ve köleler insan muamelesi görmediği gibi, güven ve adaletin çok zayıf olduğu bir ortam vardı. Hz. Muhammed (sav), böyle bir topluma peygamber olarak gönderildi. Bütün müminleri kardeş ilan edip, üstünlüğün kabile, ırk ve sosyal statüde olmadığını bildirdi.
Hz. Âdem’den (as) başlayarak, tüm peygamberlerin öncüsü olduğu ideal toplum modeli, asr-ı saadette en ideal şeklini alarak mükemmelliğe ulaştı.
Kur’an’ın ifadesiyle, İslam toplumu fertlerin birbirine kenetlendiği, dayanışma içinde olan bir zümredir. Güce, zulme ve zevke dayalı toplum yapılarından farklıdır. İslam toplumu içinde yaşayan Müslümanlar ve diğer inanç mensupları, ibadet, çalışma, sanat, eğitim gibi çalışmalarını huzur içinde, rahatça sürdürebilir. Tevhid, barış ve hürriyet ilkelerine dayanan erdemli bir toplum yapısına sahiptir.

İslam Toplumunu Yönlendiren İlkeler

İslam toplumu ortak ilke ve ideallere sahip dengeli bir toplumdur. İslam toplumunu yönlendiren bazı ilkeler vardır.

• Güven

Güven toplumu bir arada tutan en önemli sermayedir. Ekonomik istikrar, toplumsal huzur, sosyal dayanışma ancak güven ile mümkündür.
Mümin, Allah’a inanan, O’na güvenen ve herkese güven veren demektir. Mümin aynı zamanda, sadakat, vefa, emanet, güven ve sorumluluk abidesidir. Emanet Arapçada Emn kökünden gelir. Korku ve endişelerden uzak, güvende olmak, emin olmak anlamına gelir.
Kur’an’da sorumluluk verilen ve değerli kılınan her varlığın öncelikle güvenle ilişkisine dikkat çekilir. Kutsal kitapları getiren meleğin Ruhu’l-Emin sıfatına sahip olması, peygamberlerin ortak sıfatlarından birinin Emin olması, Mekke’nin Beledü’l –Emin kılınması buna örnek olarak gösterilebilir.

• Kardeşlik

Arapçada ahi kelimesine karşılık gelen kardeşlik, aynı anne ve babadan
doğan veya ortak değerlere sahip olan kimseler olarak tanımlanır. Soy sop kardeşliğinin yanı sıra bir de aynı dine veya dünya görüşüne mensup olmayı ifade eden akide kardeşliği söz konuşudur.
İnsanlar Hz. Âdem (as) soyundan geldikleri için kardeş sayılırlar. Müslümanlar inanç, amaç ve davranış birliği açısından birbirinin kardeşleridir. Erdemli toplumun oluşması için kardeşlik ahlakı ve kardeşlik hukuku gereklidir. Hucurat suresi 10. ayette der ki : “Müminler ancak
kardeştirler. Öyleyse kardeşlerinizin arasını bulup, düzeltin ve Allah’a karşı gelmekten sakının ki O’nun merhametine nail olasınız.”

• İslam’da Dayanışma ve Yardımlaşma:

Dayanışma ya da dayanışmak; toplum fertlerinin, kişilerin ortak çıkarlarının sağlanması, bütünlüğün korunması için karşılıklı olarak birbirlerine dayanıp, çeşitli alanlarda yardımlaşarak birbirini tamamlamalarıdır.

Olması gereken bu toplumsal hassasiyetle alakalı Kur’an-ı Kerim’de çok önemli ayetler vardır. Örneğin:
‘’Verdiğiniz her hayır( sadaka) kendiniz içindir. Allah rızasını umarak yaptığınız her hayrın karşılığı size eksiksiz olarak verilir.’’ (Bakara suresi , 272. ayet.)

İslam toplumunda;
• Müslümanlar iyilik ve takva üzerine yardımlaşmaya davet edilir.
• İhtiyaç sahiplerinin gözetilmesinde aile fertleri, akrabalar, komşular vb. yakın olandan başlanılması esastır.
• Çalışma gücü olmayan, çalıştığı halde ihtiyaçlarını karşılayamayan fakir ve yetimlerin, muhtaç ve düşkünlerin temel ihtiyaçları toplum tarafından karşılanır.
• Karşılıksız yardım esastır

• İyiliği Emretme ve Kötülükten Sakınma

İyiliği emredip, kötülükten sakındırma, İslam’ın temel dinamiğidir. Toplumda ortak şuurun oluşmasında etkilidir ve kadınlara, çocuklara, yaşlılara, çevreye, insan haklarına, toplumsal barışa, iş hayatına yönelik
olumsuz davranışların yıkıcı etkilerinin ortadan kalkmasında bu şuurun yerleşmesi çok önemlidir. Kur’an’da bu hassasiyetle alakalı pek çok ayet-i kerime vardır. Fitne ve fesadın önlenmesi ve olumsuz eğilimlerin ortadan kaldırılmasında Kur’an-ı Kerim’deki bu ayet-i kerimelerin etkisi büyüktür.

  • ‘’Siz insanlar için çıkarılmış en hayırlı ümmetsiniz. İyilikle emreder, kötülükten nehyedersiniz.’’ (Âl-i İmran suresi , 110. ayet.)
  • ‘’İnanan erkekler ve inanan kadınlar birbirlerinin dostudurlar. İyilikle emrederler, kötülükten sakındırırlar.’’ (Tevbe suresi, 71. ayet.)

• Hakkı ve Adaleti Gözetme

Hak kavramı doğruluk, gerçeklik, hakikat, sahip olunan yasal yeterlilik ve yetkiler anlamına gelir. Hukuk ise hak kelimesinin çoğuludur. Kur’an-ı 
Kerim’de hak ve adalet çok kesin ve güçlü şekilde vurgulanır.

Adalet, her şeyi layık olduğu yere koymak, doğru hüküm vermek, haksızlıktan sakınmaktır. Adaletin zıddı; zulüm, haksızlık, adam kayırmak gibi kötü davranışlardır. 
Hz. Âdem’den (as), son peygamber Hz. Muhammed’e (sav) kadar gelen bütün peygamberler hak ve adalet anlayışını insanlara tebliğ etmek için gönderilmişlerdir. Hak ve adaleti tesis ederken insan ve toplumun menfaatini önde tutmuşlardır.

İslam medeniyetinin en önemli kavramları olan hak ve adalet, sistemleşerek kurumsallaşmış ve uygulamalarda kendini hissettirmiştir. Ecdadımız Osmanlı Devleti’nde de gayrimüslimlere gösterilen adil ve hoşgörülü tutum sayesinde hakim oldukları bütün coğrafyalarda asırlar boyu barış ve huzur sağlanmıştır. Bu tutum sayesinde birçok gayrimüslim de hidayete ermiş ve İslamiyet’i seçmiştir. Osmanlı Devlet yönetimindeki “Daire-i Adalet” kavramı budur.

Random Posts

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*