İslam Medeniyetinde Yönetim Anlayışının Esasları

İslam Medeniyetinde Yönetim Anlayışının Esasları, Kısa bilgi…

İslam Medeniyetinde Yönetim Anlayışının Esasları 5 başlıkta ifade edilmektedir.

  • Emanet

İslam kültür ve medeniyetinde emanet, korunması istenen maddi ve manevi bir sorumluluktur. Kişinin kullanıp sahibine iade etmek üzere aldığı eşyanın emanet olması gibi, hizmet makamları ve kamu malları da emanettir. Hukuki metinler, ulusal ve uluslararası antlaşmalar, sözleşmeler de emanet kapsamındadır.

  • Adalet

Genel olarak adalet olarak ifade ettiğimiz bu kavram toplumların en temel ihtiyaçlarındandır. Bu nedenle insanlık adaletle yönetilme anlayışı içinde olmuş ve ‘’Adalet mülkün (devletin) temeli’’ kabul edilmiştir. Toplumda
adaletin sağlanabilmesi için kitaplar ve peygamberler gönderilmiştir. Allah  insanların adalete uygun davranmasını istemiştir. Bir ayet-i kerimede şöyle buyuruluyor:
‘’Ey iman edenler! Allah için hakkı ayakta tutan, adaletle şahitlik eden kimseler olun. Bir topluluğa duyduğunuz kin, sizi adil davranmamaya itmesin. Adaletli olun; bu Allah korkusuna daha çok yakışan bir davranıştır. Allah’a isyandan sakının. Allah yaptıklarınızı hakkıyla bilmektedir.’’ (Maide suresi , 8. ayet.)

  • Liyakat

İslamiyet’te insana hizmet esastır. Şeyh Edebali’nin ‘’İnsanı yaşat ki devlet yaşasın’’ sözü bu anlayışı en iyi özetleyen cümledir.
Kur’an-ı Kerim’de İslam’da liyakati vurgulayan pek çok ayet vardır. Ayrıca Kur’an’ı Kerim’de geçen Allah’ın (cc) güzel isimlerinden ‘’el-Melik’’liyakat sahibi, mâlik olmayı ifade eder.

Bir Ayet-i Kerime’de diyor ki:
“Allah size emanet ve yetkileri o konuda güvenilir ve yetenekli olan ehline vermenizi ve insanlar arasında hüküm verdiğiniz
zaman, kim olursa olsun adaletle hükmetmenizi emrediyor. Bakın, Allah size ne güzel öğüt veriyor.” (Nisa suresi , 58. ayet.)

  • İstişare

Cahiliye Dönemi Mekke toplumunda kabile reislerinin Daru’n Nedve’de toplanarak karar almaları istişareye önem verildiğinin göstergesidir.
İstişare, İslam yönetiminin temel esaslarındandır. Kur’an-ı Kerim’de hayata istişare anlayışının yön vermesi gerektiğini vurgulayan çok güzel ayetler vardır. Örneğin;
‘‘(Dünyalık olarak) size her ne verilmişse, bu dünya hayatının geçimliğidir. Allah’ın yanında bulunanlar ise daha hayırlı ve kalıcıdır. Bu mükafat, inananlar ve Rablerine tevekkül edenler, büyük günahlardan ve çirkin işlerden kaçınanlar, öfkelendikleri zaman bağışlayanlar, Rablerinin çağrısına cevap verenler ve namazı dosdoğru kılanlar; işleri aralarında şûrâ (danışma) ile olanlar, kendilerine verdiğimiz rızıktan Allah yolunda harcayanlar, bir saldırıya uğradıkları zaman, aralarında yardımlaşanlar içindir.’’ (Şûrâ Suresi , 36-39 ayetler.)

  • Meşruiyet

Kelime anlamı olarak, genel ahlak ve hukuka uygun olmak demektir.
İslami yönetimde meşruiyet, dinî, ahkaki, hukuki bakımdan dinin onayladığı düzenlemelerdir.
Bu konuyu açmadan önce İslam medeniyetinin temel özelliklerine vurgu yapmak gerekir. Bunları şöyle sıralayabiliriz:
1. İslam medeniyeti, vahiy, akıl ve duygunun uyumudur.
2. İslam medeniyeti terkipçidir. (Bir araya getirici, birleştirici, tamamlayıcı.)
3. İslam medeniyeti bir fıkıh (hukuk) medeniyetidir.
4. İslam medeniyeti insan ve hoşgörü merkezlidir.
5. İslam medeniyeti evrenseldir.
6. İslam medeniyeti sömürge sistemine karşıdır.
7. İslam medeniyeti belli bir denge üzerine kurulmuştur.
8. İslam medeniyeti çeşitli ırk ve kültürlere mensup ulusların uyumlu bir şekilde bir arada olmasından meydana gelmiş bir bütündür.
Meşruiyet, ilahi kanunun üstünlüğüne dayanır. Kur’an-ı Kerim’de bu husustaki hüküm açıktır:
‘’Ey iman edenler! Allah’a itaat edin. Peygambere itaat edin ve sizden olan ulu’l emre (yöneticilere-idarecilere) de. Herhangi bir hususta anlaşmazlığa düştüğünüz taktirde, Allah’a ve ahiret gününe gerçekten inanıyorsanız, onu Allah ve Resûlüne arz edin. Bu daha iyidir, sonuç bakımından da daha güzeldir.’’ (Nisa suresi, 40. ayet.)

Random Posts

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*