İslam Kültür ve Medeniyetinin Esasları

İslam Kültür ve Medeniyetinin Esasları Nedir, Kısaca…

İslam Kültür ve Medeniyetinin Esasları

  • Tevhid

Tevhid: Allah’ın zâtında, sıfatlarında , mâbud oluşunda bir ve tek olduğunu zihin ve kalp yoluyla kabul etmektir. Çeşitli hadis kaynaklarında tevhîd kelimesinin yanı sıra bu kökten türeyen vahdehû ve vâhid kelimeleriyle, ahad ve samed isimleri yer alır.

Tevhid anlayışının Müslümanların hayatına etkilerini maddeler halinde şöyle sıralayabiliriz:
• Şirkin reddedilmesi,
• Yapılan her işte sadece Allah’ın (cc) rızasının gözetilmesi,
• Kâbe örneğindeki gibi şehirlerin merkezinde mescid bulunması,
• Hayata bakış açısında din, dünya ve ahiret ayrımının olmaması,
• Sanat eserleri meydana getirilirken Allah’ın (cc) birliğine aykırı unsurların olmaması
(insan ve hayvan figürü kullanılmaması gibi),
• Mimari eserlerde kubbenin merkezde bulunması, dinî mimaride ihtişamın Allah’ın
(cc) tekliğini hatırlatacak düzeyde olması,
• Ezanın yeryüzünde tevhidin sembolü olarak yankılanması

  • Hürriyet

Hürriyet, insanın doğuştan sahip olduğu temel bir haktır. Aynı zamanda kişinin irade gücünü kullanabilmesidir. İslamda hürriyet, dinî, ahlaki, hukuki ve toplumsal yönleriyle bir bütündür. Amaç iyi insan olmaktır. Özgürlük ancak ve ancak insanın yaratıcısına ve diğer varlıklara karşı sorumluluklarını yerine getirmesi şartına bağlıdır.

İslam kültür ve medeniyetinde hürriyet kavramı toplumsal yaşantıya önemli etkilerde bulunur. Bu etkileri şöyle sıralayabiliriz:
• İslam; düşünce ve ifade özgürlüğü tanır.
• İslam; savaşta bile kadın, çocuk ve yaşlıların öldürülmesine, esirlere kötü muamele
yapılmasına izin vermez.
• İslam, toplumsal sınıf ayrımını reddeder.
• İnsan özgürlüğünü kısıtlayan baskıcı yönetim anlayışının İslam’da yeri yoktur.
• İslam dinine göre insan için esaret değil hürriyet temel anlayıştır.

  • İlmilik

İslamiyet, insanlığı ilme yönlendiren ve ilim yapmayı ibadet sayan yegâne dindir. Bu nedenle İslamiyet ilim dini olarak nitelendirilir ve insanı daima ilim öğrenmeye teşvik eder. Kur’an’ın ilim olarak değerlendirdiği bilgi, vahiy yoluyla peygamberlere gelen ve insanlara iletilen bilgidir. Bilginin ilim olarak değer kazanabilmesi ancak Allah’ın (cc) kitabı Kur’an-ı Kerim’e uygun olmasıyla mümkündür.

  • Özgünlük

İslam kültür ve medeniyeti etkileşim içinde olduğu İran, Yunan,
Hint gibi medeniyetlerden edindiği kültür birikimini İslam’ın öz varlığıyla harmanlamıştır. Devraldığı bu kültür mirasının İslam inanışının temelini oluşturan tevhid anlayışına uygunluğuna bakmış, uygun olanlarını kullanmış, aykırı olanları ise ya ıslah ederek kullanmış ya da reddetmiştir. İslam medeniyeti özgündür asla taklitçi olmamıştır.

  • Yerellik

İslam insanların günlük yaşantısına doğrudan karışmamakla birlikte kendi ilkelerini ortaya koyar ve bu ilkeler çerçevesinde serbestlik tanır. Endülüs- İslam medeniyeti ile Hint- İslam medeniyeti birbirinin aynısı olmadığı gibi, temel anlayış olarak birbirinden farklı da değildir. Her medeniyetin özü, İslam’ın ana ilkelerine ve hayat anlayışına dayanır.

  • Evrensellik

İslam kültür ve medeniyeti, sahip olduğu kaynaklar, verdiği mesajlar ve kapsam olarak evrenseldir. Kur’an-ı Kerim’de pek çok âyet ‘’Ey insanlar’’, ‘’Ey Âdemoğulları’’ hitabıyla başlar ki bu da sınıf, toplum, cinsiyet ayrımı yapılmaksızın bütün insanlara seslendiğinin göstergesidir. Hz. Peygamber’in son peygamber olması, İslam’ın kıyamete kadar insanlığın bütün ihtiyaçlarına cevap vereceğinin önemli bir göstergesidir.
İslam’ın evrenselliği ile alakalı Kur’an-ı Kerim’de pek çok ayet vardır. Örneğin;
“Kur’an değerli bir elçinin, Cebrail’in getirip okuduğu sözdür! O elçi ki çok kuvvetlidir. Yüce Arş sahibi Allah’ın nezdinde pek itibarlıdır. Göklerde O’na itaat edilir, vahiyler O’na emanet edilir.” (Tekvir suresi, 19-21. ayetler.)
‘’Bugün dininizi kemâle erdirdim. Size nimetimi tamamladım ve din olarak size İslam’ı seçtim.’’ (Maide suresi, 3. ayet.)

  • Sulh

İslam, barış ve esenlik anlamında olup Arapça ‘’selam’’ kelimesinde karşılık bulur. Kur’an-ı Kerim tüm insanlığı barış ve güven ortamına çağırır ve der ki: “Ey iman edenler! Hepiniz topluca barış ve güvenliğe (İslam’a) girin. Şeytanın adımlarını izlemeyin çünkü o, size apaçık bir düşmandır.”
(Bakara suresi, 208. ayet.)
İslamiyet’in başlıca ilkesi sulh yani batıştır ancak gerektiğinde can ve malın korunması için savaşa izin vermiştir. Evrensel bir din olan İslam’da harp hukukuna dair hükümler de vardır. Örneğin; “Size savaş açanlarla Allah yolunda çarpışın. Fakat haksız saldırıda bulunmayın çünkü Allah, haksız saldırıda bulunanları sevmez.” (Bakara suresi , 190. ayet.)

Random Posts

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*