İslam İlim Kurumları

İslam İlim Kurumları

Kur’an-ı Kerim’in ilk emri “oku!” dur. “İlim Çin’de de olsa gidip alınız.” hadisi, Hz. Peygamber’in (sav) eğitime verdiği önemin kuvvetli bir göstergesidir. Peygamberimiz (sav) yabancı dil bilmeyi de önemsemiştir.

Mescitler: Eğitime çok önem veren İslam kültüründe, ilk öğretim faaliyeti, Peygamberimizin (sav) Bedir Savaşı sonunda harp esirlerini okuma- yazma işinde görevlendirmesiyle başlar. Peygamberimiz (sav), Mekke’den Medine’ye hicret ettikten sonra yaptığı ilk işlerden birisi, Mescid-i Nebevi’nin yanına yaptırdığı “Suffa” isimli eğitim kurumudur.

Küttaplar (Kütüphaneler): Medreselerden önce açılan, medreselerden sonra da var olan bir eğitim kurumudur.
Emeviler Dönemi, İslam kütüphaneciliğinin başlangıç devri olarak kabul edilir. Bazı âlimlerin evlerinde de özel bir kütüphane bulunmaktadır.
Abbasiler Dönemi’nde, Çinlilerden öğrenilen kâğıt imalâtı kitap yazımını kolaylaştırmış, 8.yüzyılın sonlarına doğru Bağdat’ta bir kâğıt imalathanesi kurulmuştur. Böylelikle telif faaliyetleri artmış, kitap ticareti aygınlaşmıştır. Bağdat, Şam, Kahire ve Basra gibi şehirlerde Sûkûl Verrakin adıyla kitap çarşıları kurulmuştur. Beytü’l Hikme çok önemli bir eğitim kurumu olup, hem tercüme merkezi hem kütüphane hem de aklî bilimler üzerine çalışan bir ilmî kurumdur.
İstanbul Süleymaniye Kütüphanesi, Osmanlı Dönemi’nden günümüze kalan ve fonksiyonunu devam ettiren en büyük el yazması kitap arşividir.

Medrese, Mektep ve Üniversiteler

Medreseler: Eğitim öğretime tahsis edilen ve bu amaçla gerekli şartların sağlandığı mekânlardır. İslam kültür ve medeniyetinin en önemli ve uzun süre yaşayan eğitim, öğretim ve ilim kurumlarıdır.
Resmî bir kuruluş olarak devlet eliyle kurulması, 10.yy.da Türkistan’da Karahanlılar eliyle gerçekleşmiştir. Medrese teşkilatının gelişmesinde en büyük pay Büyük Selçuklulara aittir. İlk medrese Tuğrul Bey tarafından Nişabur’da kuruldu. Sultan Alparslan’ın veziri Nizam-ül Mülk’ün Bağdat’ta kurduğu Nizamiye Medresesi’nin benzerleri daha sonra Belh, Nişabur, Herat, Isfahan, Basra, Musul gibi merkezlerde de inşa edilmiştir. Medrese hocalarına müderris adı verilir. Anadolu Selçukluları Dönemi’nde ülkenin pek çok yerinde medreseler açılmış, bilim ve eğitime önem verilmiştir. Konya İnce Minareli Medrese, Konya Karatay Medresesi, Sivas Gök Medrese, Erzurum Çifte Minareli Medrese çok önemli örneklerdir.
İlk Osmanlı medresesi İznik’teki Orhan Gazi Medresesidir. Fatih Sultan Mehmet’in yaptırdığı Sahn-ı Seman Medresesi ile Kanuni Sultan Süleyman’ın inşa ettirdiği Süleymaniye Medresesinden pek çok ulema yetişmiştir.

Rasathaneler: İslam dünyasında ilk rasathane Abbasi Halifesi Memun tarafından İran’da kurulan Şemmasi Rasathanesi’dir. Diğer önemli bir kurum ise Kâsiyun Rasathanesi’dir ki aynı döneme aittir. İlhanlı hükümdarı Hülagü tarafından İran’da kurulan Meraga Rasathanesi ise gözlemevi olmanın yanı sıra bir bilim üniversitesi niteliğindeydi.
Anadolu Selçuklu Dönemi’nde de Anadolu’da rasathaneler kurulmuştur. Örnek olarak 1272 tarihli Kırşehir Cacabey Medresesi ve Rasathanesi ile Beylikler Dönemi’ne ait Kütahya Vacidiye Medresesi ve Rasathanesi’ni verebiliriz.
Osmanlı Dönemi’nde Sultan 3. Murat’ın 1575’te kurduğu İstanbul Rasathanesi ise teknik olarak çok ileri bir düzeydeydi.

Mektep: Hz. Peygamber (sav) Devri’nden beri okuma, yazma ve Kur’an öğretilen okullara küttab denilmiştir. Hz. Ömer Dönemi’nde bu tür eğitim kurumları yaygınlaşmıştır. Karahanlı, Selçuklu ve Osmanlı Dönemleri’nde bu eğitim kurumlarına sıbyan mektebi denilmiştir. Osmanlılar zamanında Mahalle Mektebi, Taş Mektep gibi isimler de kullanılmış, hocalarına muallim denilmiştir.
Osmanlı Dönemi’nde 18.yy. Islahat Hareketleriyle birlikte teknik bilgi ihtiyacını karşılamak amacıyla mesleki ve teknik eğitim veren orta ve yüksek öğretim kurumları hayata geçirilmiştir. Sultan 3. Mustafa Dönemi’nde 1773’te kurulan Mühendishane-i Bahr-i Hümayun hem günümüzdeki İstanbul Teknik Üniversitesi hem de Deniz Harp
Okulunun temelini oluşturur ki batılı tarzda kurulan ilk mekteplerdir.

Üniversiteler: İslam kültür ve medeniyetinin kurumsal yapısı yüzyıllar içinde değişmiş, gelişmiş ve buna bağlı olarak ilim ve eğitim kurumları da kendini yenileyip, geliştirmiştir. Külliyeler, medreseleri de içinde barındıran yapılar topluluğu olarak, ilim kurumları içinde önemli bir yere sahiptir. İstanbul Bayezit Camii ve Külliyesi ile İstanbul Süleymaniye Camii ve Külliyesi özellikle belirtmeye değer. Endülüs’te, Endülüs Emevileri Dönemi’nde Kurtuba şehrinde üniversite kurularak, ilim ile uğraşan talebelerin doğuya gitme ihtiyacı azaltılmıştır. İspanya’da bu dönemde özellikle tıp okulları, hastaneler ve sağlıkla ilgili çalışmalar oldukça gelişmiştir. Müslümanların sahip oldukları tıp bilgisini batıya aktardıkları kaynaklarda mevcuttur.
Fatımiler Dönemi’nin ünlü eserlerinden olan Mısır’daki Camiatu’l Ezher (El-Ezher Camii ve Külliyesi) günümüzde “İslam Bilimleri Üniversitesi” olarak faaliyetini sürdürmektedir.
Fatih Sultan Mehmet’in İstanbul’un Fethi’nden sonra inşa ettirdiği Sahn-ı Seman Medreseleri’nin devamı bugün “İstanbul Üniversitesi”dir.
Üniversiteler dışında sivil toplum kuruluşları, bilimsel araştırma enstitüleri ve müzeler de İslam dünyasında ilmî faaliyetler yürüten kurumlardır. Topkapı Sarayı bahçesinde Has Ahırlar olarak bilinen bölümde, 2008 yılında “İslam Bilim ve Teknoloji Tarihi Müzesi” kurulmuştur ve ilmi çalışmaları halen devam etmektedir.

Random Posts

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*