İlim Hayatının Gelişimi ve Dünyaya Etkileri

Kur’an-ı Kerim’in Cem ve Çoğaltılması

Cahiliye Dönemi’nde söz sanatları önemli olduğundan Kur’an-ı Kerim, söz sanatlarının tüm inceliklerini içinde barındırır ve bu özelliklere sahip olarak indirilmiştir. Böylelikle hafızada tutmak yoluyla muhafaza edilmesi
kolaylaştırılmıştır.

Kur’an, sahabeden, Kurra ve Hameletu’l Kur’an adı verilen hafızlarca ezberlenerek muhafaza edilmiştir. Siyer kaynaklarının aktardığına göre her yıl ramazan ayında o ana kadar inmiş olan tüm bölümleri Hz. Muhammed (sav) Hz.Cebrail’e (as) okuyor, Sahabiler de mevcut nüshaları Hz. Peygamber’in (sav) okuyuşuyla karşılaştırıyordu.

Hz. Ebubekir (ra) halifeliği döneminde, Zeyd b. Sabit (ra) başkanlığında , vahiy katiplerinden bir heyet oluşturarak, Kur’an metinlerinin karşılaştırmalı kontrolünü yaptırıp Mushaf adıyla iki kapak arasında cem ettirdi. Ortaya çıkan Mushaf-ı Şerif, Hz. Ebubekir‘in (ra) vefatından sonra diğer halifelere emanet edildi. İlk nüshadan yapılan çoğaltma işlemi ise Hz. Osman (ra) zamanında gerçekleştirildi. Zeyd b. Sabit (ra) başkanlığındaki bir komisyon tarafından yedi adet çoğaltılıp ülkenin farklı merkezlerine yollandı. Böylelikle metin farklılıklarının ortaya çıkma ihtimali önlenmiş olup Kur’an-ı Kerim hiç değişime uğramadan günümüze kadar ulaştı.

Hadislerin Tedvin ve Tasnifi

Hadis; kelime anlamı olarak söz, haber demektir. Bütünsel anlamıyla; Hz. Peygamber’in (sav) sözleri, fiilleri ve takrirleri ile sahabelerin dine aykırı olmayan söz ve davranışlarını onaylaması, Hz. Peygamber’in Kur’an-ı Kerim’den anladıklarını söz ve davranışlarıyla ifade etmesidir.

Hadis kelimesi “sünnet” terimiyle eş anlamlıdır ancak sünnete oranla daha geniş bir anlama sahiptir. Hz. Peygamber’in (sav) söz ve uygulamaları vefatından sonra rivayet olarak nakledilmiştir.

Tedvin; Dinî terim olarak; yazılı şeyleri bir araya getirme, düzene koyma, kitap yazma, kaydetme anlamına gelmektedir. Siyer ve Megazi kaynakları, hadis ilminin doğuşunda etkili olmuş, hadislerin tedvinini hızlandırmıştır.

Hadisler, senet ve metin olmak üzere iki kısımdan oluşur. Senet ve metnin geçerliliği, güvenilirlik yani sağlıklı olup olmadığı yönünden incelenmesine cerh ve tadil denir. Hadis ilmiyle uğraşan âlimlere muhaddis adı verilir.

Altı ayrı hadis derlemesinden oluşan hadis külliyatına Kütübü’s Sitte adı verilir.

Kütübü’s Sitte:
• Sahihler
Sahih-i Buhari
Sahih-i Müslim
• Sünenler
Sünen-i Ebu Davud
Sünen-i Nesai
Sünen-i İbni Mace
Sünen-i Tirmizi

Tercüme Hareketleri

İslami fetihlerle birlikte Müslümanlar, kendi coğrafyalarının dışında, eski felsefi kültürlerle yüz yüze geldiler ve başta Yunanca olmak üzere çeşitli dillerdeki felsefi ve bilimsel eserleri Arapçaya tercüme ettiler.

Emeviler Dönemi’nde yetişen Halid b. Yezid, kimya bilimi konusunda ilk tercüme ve telif eserlerini ortaya koymuştur. Abbasi Halifesi Harun Reşid ve oğlu Halife Memun Dönemleri’nde de yapılan tercümelerle bilginin yayılışı ve aktarımı hızlanmış; Bağdat, Cündîşâpur, Harran ve İskenderiye bu bilgi akışı sayesinde önemli ilim merkezleri hâline gelmiştir.

Çevirmenliğin atası olarak kabul edebileceğimiz Beyt’ül Hikme (Beyt’ül Hikmet), Abbasi Halifesi Memun tarafından yaklaşık 830 yılında Bağdat’ta yaptırılan büyük Bilimler Akademisi’dir. Aynı zamanda bir kütüphane ve çeviri merkezidir. Günümüzde Bilgelik Evi olarak da bilinmektedir. Burada tıp, riyaziyat(matematik), hendese (geometri), astronomi, fizik, kimya, biyoloji, tarih, coğrafya ve coğrafya ve felsefe kitapları; Süryanice, Farsça, Hintçe, Yunanca gibi çeşitli dillerden Arapçaya çevrilmiş, bu sayede İslam
dünyasının en büyük kütüphanesi oluşmuştur.

İlmi Araştırmalar ve Telif Faaliyetleri

  • Müslümanların ilmî çalışmalarını yaparken özen gösterdikleri bir durum vardır ki bu da insanlığa faydalı olmak ve çalışmaların gerçek hayata uyarlanabilir olmasıdır.
  • İslamî ilmin en önemli özelliklerinden biri de duyularla kolaylıkla anlaşılabilmesi, gözlem ve tecrübeye dayalı olmasıdır.
  • İlmî faaliyet gösteren kişinin emeğine saygı esas olup böylelikle ilim ahlakı ilk kez İslam hassasiyeti ve kültürüyle ortaya konmuştur.
  • İslam âlimleri, varlık ve bilgi nazariyelerine bağlı kalarak yeni bir kozmoloji (bir bütün olarak evreni inceleyen bilim dalı) ortaya koymuşlardır.
  • Ünlü filozoflardan El-Kindi başta olmak üzere, Farabi, İbn-i Sina, Gazali ve İbn-i Rüşt eserleriyle hâlâ günümüze ışık tutmaktadır.
  • Dönemin önemli seyyah ve coğrafyacılarından olan Müslüm b. Humayr, Cafer b. Ahmed, İbn Havkal, El Biruni ile ünlü tarihçilerden İbn Haldun, Mesudi, Taberi, İbn-i Kesir, Vakıdi, İbn Esir çok önemli ilmî eserler ortaya koymuşlardır.
  • İslam medeniyetinde ilimler özelliklerine göre tasnif edilmiş ve disiplinlere ayrılmıştır. Böylelikle standartlaşma da sağlanmıştır. Örneğin ilm’ül felek (ilmü’l heyet) olarak anılan astronomi (uzay bilimi) ile, ulumu’r riyaziyye olarak bilinen matematik bilimleri
    öncelikle disipline edilip standartlaştırılmış, ilmü’l heyet ilm-ü ahkâm en- encüm olarak adlandırılan astrolojiden ayrılmıştır.
  • İslam âlimleri bu tasnifi yaparken metodoloji geliştirmeye de önem vermişler, Ihsau’l Ulum çalışma grubu oluşturmuşlardır. Bu çalışma
    grubuna pek çok İslâm alimi katılmıştır. Ünlü İslam alimi Farabi’nin Ihsau’l Ulum adında bir de eseri vardır.

Farabi, eserinde ilimlerin tasnifinin gerekliliğini şöyle açıklar:

• İlimlerin sınırlarını birbirinden ayırmak,
• Alanlar arasındaki ilişkileri belirlemek,
• Farklı ilimlere ait birikimleri konularına göre değerlendirmek,
• Eğitim sisteminin ana müfredatını oluşturmak.

İslam âlimlerinden bazılarının eserleri

Felsefe Alanı

AlimEseri
KindîKitabu fi’l felsefeti’l-ulâ
İhvanü’s SafâResâilü İhvâni’s Safâ
FarabiKitab-u İhsâi’l-ulûm

Tıp Alanı

AlimEseri
İbn-i SinaEl-Kanun fi’t-Tıp
Ebu’l Kasım ZehraviEt-Tasrif limen Acize ani’t Te’lif

Matematik Alanı

AlimEseri
HarizmiKitabu’l Amel bi’l Usturlab
KindîRisâle fî îzâhi tenâhî cirmi’l âlem

Kimya Alanı

AlimEseri
Cabir b. HayyanKitabu’l Kimya

Tarih Alanı

AlimEseri
TaberiTarihu’l- Ümem ve’l Mülük

İlmi Faaliyetlerin Diğer Medeniyetlere Etkileri

İslam kültür ve medeniyetinde ortaya koyulan ilmi faaliyetlerin kendisinden sonra gelen ilmi çalışmalara ilham kaynağı olması konusunda birtakım ayırt edici özellikleri vardır. Bunları şöyle sıralayabiliriz:
Evrensellik: İslamiyet’in yayılma sürecinde diğer millet, medeniyet ve kültürlerle kuvvetli bir iletişim gerçekleşmiştir. Bu durum, ilmi faaliyetlere, gelişim ve değişime açık olmak bakımından bir esneklik ve ön yargısız bir bakış açısı kazandırmıştır. Bu yaklaşım, insanlığa ait birikimin bir araya toplanmasına katkı sunmuştur.
Metodik Çalışma: Gerçeğe ulaşmada, deney, gözlem ve teorinin birlikte kullanılması en sağlıklı yoldur ve bu uyum tarihte ilk kez İslam kültür ve medeniyeti sürecinde ortaya konmuştur.
Akıl ve Bütüncül Tavır: Müslümanlar, ilmî çalışmalarında din ve din dışı gibi bir anlayışa sahip değildirler. Bu çalışmalara daima bütüncül, kucaklayıcı bir yaklaşım hâkimdir. Müslümanlar, aklın muhatap olduğu vahye dayalı hakikatler ile deney ve gözleme dayanan araştırma sonuçları arasında hiçbir çelişki yaşamamıştır.
Ahlaki Tavır: Karşılıklı görüşlere saygı, bilginin kaynağının belirtilmesi, iç ve dış tenkitlerin yapılması, varılan sonuçların paylaşılması, ilmi güvenliği sağlayan başlıca kriterler, ölçütler olarak dünya ilim mirasına kazandırılmıştır.

11. yüzyıldan itibaren İslam dünyasındaki ilmî çalışmaları olumsuz etkileyen, sekteye uğratan siyasi olaylar:

• Haçlı Seferleri
• Moğol İstilası
• Endülüs’ün Müslümanların elinden çıkması

İslam dünyasındaki ilmî ve teknolojik gelişmeler 13. yüzyıldan itibaren, üç coğrafi güzergâh üzerinden Avrupa’ya aktarılmıştır:

• Anadolu
• Kuzey Afrika-Sicilya-İtalya
• Kuzey Afrika- Endülüs

Müslümanların dünya bilim tarihine etki ve katkıları:

• İlmî birikimin korunup devamlılığının sağlanması.
• İlimlerin her yönden gelişiminin sağlanması.
• İlimlerin coğrafi dağılımının sağlanması.
• Yeni ilim dalları, buluşlar ve eserlerin ortaya konması.

Random Posts

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*