AÖL BİYOLOJİ 4 ÜNİTE 1 – 1. VE 2. BÖLÜM ÖZETİ

1. ÜNİTE EKOSİSTEM EKOLOJİSİ VE GÜNCEL ÇEVRE SORUNLARI

1. Bölüm EKOSİSTEM EKOLOJİSİ

1.1. EKOSİSTEMİN CANSIZ VE CANLI BİLEŞENLERİ

Çevremize baktığımızda veya çevreyi incelediğimizde karada ya da denizlerde göllerde
yaşayan canlıları görürüz. Canlıların yeryüzünde yaşadığı alana biyosfer denir.

Belirli bir alanda yaşayan aynı tür canlıların oluşturduğu topluluğa popülasyon denir.

Aynı bölgede yaşayan ve birbirleriyle etkileşim hâlinde bulunan popülasyonların
bulunduğu topluluğa komünite denir. 

Belli bir bölgede yaşayan ve birbirleriyle devamlı etkileşim hâlinde olan canlılar ile bunların cansız çevrelerinin oluşturduğu bütüne ekosistem denir. 

Komşu ekosistemlerin kesişme bölgelerine ekoton denir.

Bir canlı türünün doğal olarak yaşayıp üreyebildiği, yaşamsal faaliyetlerini devam ettirebildiği yaşam alanına habitat denir. Buna kısaca canlının doğadaki adresi denebilir. Örneğin hamsinin
habitatı Karadeniz’dir.

Bir canlının bulunduğu ortam içerisinde sahip olduğu veya yapmak zorunda olduğu bütün görev ve sorumluluklara ekolojik niş denir.

1.1.1. Ekosistemin Cansız Bileşenleri (Abiyotik Faktörler)

Cansız faktörler, canlıların yaşamlarını devam ettirebilecekleri çevresel koşullardır. Cansız faktörler, belirli bir çevrede hangi türlerin yaşayabileceğini belirler. Işık, iklim, sıcaklık, su, toprak ve mineraller vb. elemanlar abiyotik faktörlerdendir.

1.1.2. Ekosistemin Canlı Bileşenleri (Biyotik Faktörler)

Bir ekosistemde birbirleriyle ilişki içerisinde olan canlılar biyotik faktörleri ifade eder. Bir
ekosistemde yer alan canlılar, özellikle beslenme açısından birbirlerine bağlıdırlar. Biyotik
faktörler üreticiler, tüketiciler ve ayrıştırıcılar olmak üzere üçe ayrılır.

İnorganik maddelerden organik maddeleri sentezleyerek kendi besinlerini yapan
canlılara üretici (ototrof) denir. Üreticiler, kendi besinini kendisi üretir ve büyük çoğunluğu
fotosentetik canlılardır. Üretici canlılar, besin üretirken güneş enerjisini kullanıyor ise
fotosentetik, kimyasal enerjiyi kullanıyor ise kemosentetik canlılar olarak adlandırılır

Kendi besinini kendisi üretemeyen, ihtiyaç duydukları besinleri dışarıdan hazır almak
zorunda olan canlılara tüketici (heterotrof) denir.

Ayrıştırıcılar, doğadaki ölü organizmaları, dökülmüş yaprakları, dışkıları ve diğer organik
maddeleri hücre dışı sindirim yoluyla sindirerek besin ve enerji ihtiyaçlarını karşılayan canlı
grubuna ayrıştırıcılar (saprofitler) denir.

1.2. CANLILARDAKI BESLENME ŞEKILLERI

Canlılar beslenme şekillerine göre ototrof ve heterotrof olmak üzere iki farklı grupta
incelenir.

1.2.1. Ototrof Beslenme (Kendi Beslek)

Karbon kaynağı olarak havadaki karbondioksiti ve inorganik maddeleri kullanarak
kendi besinini üretebilen canlılardır. Bu canlılar, besin üretirken kullandığı enerji türüne
fotoototrof ve kemoototrof olmak üzere ikiye ayrılır.
Fotoototroflar klorofil pigmentine sahip canlılardır. Klorofil ışık enerjisinin soğrulduğu
ve fotosentez işleminin gerçekleştiği yerdir. Karbondioksit ve su moleküllerinden ışık enerjisi
ile oksijen ve besin oluşturulmasına fotosentez adı verilir. Yeşil bitkiler, maviyeşil
algler, bazı bakteriler, öglena bu gruba örnek verilebilir.

Amonyak, hidrojen, sülfür gibi inorganik maddeleri oksitleyerek elde ettiği kimyasal enerji ile
inorganik maddelerden organik madde sentezleyen bu canlılara kemoototrof adı verilir.

1.2.2. Heterotrof Beslenme ( Dış Beslek)

Kendi besinini kendi üretemeyen, besinlerini hazır olarak alan canlılardır. Besinlerini katı parçalar hâlinde alan hayvanların beslenme tipine holozoik beslenme denir.

Holozoik canlılar; otçul, etçil, hem etçil hem otçul beslenen olmak üzere üç grupta incelenir. Otçul (herbivor) direkt olarak bitkilerle beslenen canlılardır. Enerji kaynağı olarak fotosentez yapan bitkilerde birikmiş organik maddeyi kullanırlar. Koyun, keçi, inek, tavşan, geyik, fil, zürafa, zebra, eşek otçul beslenen hayvanlardır. Etçil (karnivor) canlılar besin ihtiyacını otçul canlıları yiyerek karşılayan canlılardır. Aslan, kaplan, sırtlan, köpek balığı, çıyan, ayı, kurt, leopar ve jaguar etçil beslenen hayvanlardır. Hem etçil hem otçul (omnivor) hepçil olarak da adlandırılan bu canlılar, besin ihtiyacını hem bitkisel hem de hayvansal besinlerle karşılarlar. İnsan, maymun, tavuk, karınca hem etçil hem otçul beslenen canlılardır.

1.3. EKOSİSTEMDEKİ MADDE ve ENERJİ AKIŞI

Yeryüzünün temel enerji kaynağı Güneş’tir. Fotoototroflar güneş enerjisini kullanarak
madde sentezi yapar bu sayede enerji üreticilerde depolanır. Üreticilerde depolanan bu enerji
birincil tüketicilere (otçullara), buradan otçullarla beslenen ikincil tüketicilere (etçillere)
ve daha sonra da üst katmanlardaki tüketicilere aktarılır. Ayrıştırıcılar ise organik atıkları
inorganik maddelere çevirerek ekosistemdeki madde döngüsüne katkı sağlar.

Besin ağında canlıların enerji aktarımına bağlı beslenme ilişkilerini gösteren basamak
trofik düzey olarak isimlendirilir. Besin ağında bulunan canlıların beslenme ilişkilerini gösteren trofik düzeylerin sıralanması ile besin piramidi oluşturulur. Besin piramidinin her  basamağındaki canlıların toplam ağırlığına biokütle (biyomas) denir.

Ekosistemdeki Enerji Akışı

Canlılar tüm yaşamsal faaliyetlerini sürdürebilmek için enerjiye ihtiyaç duyar. Canlılar arasında enerji akışı besin zincirleriyle gerçekleşir. Güneşten gelen enerji, üreticiler, otçul tüketiciler, etçil tüketiciler ve ayrıştırıcılara doğru giden tek yönlü olan bir enerji akışıdır.

Her trofik düzeyde alınan enerjinin %90’ı canlının yaşamsal olaylarında kullanılırken, % 10’u sonraki trofik düzeye aktarılır. Bu duruma % 10 yasası denir.

Zararsız
hâle getirilemeyen kirleticiler besin zincirindeki her trofik düzeyde gittikçe artar ve zararlı bir konsantrasyon düzeyine ulaşabilir. Bu olaya biyolojik birikim denir.

Pestisitler, zararlı organizmaları öldürmek ve kontrol altına almak için kullanılan kimyasal
maddelerdir. Pestisitler tarımsal ürünlerin kalitesini ve üretim verimini artırmak için
kullanılır.

1.4. MADDE DÖNGÜLERİ

Ekosistemde var olan tüm kimyasal elementler çevre ve canlılar arasında döngü
halindedir. Madde döngülerinden en önemli olanları azot, karbon ve su döngüleridir

Azot Döngüsü
Azot proteinlerin ve DNA’nın yapısına katıldığı için canlılar için önemli bir maddedir.
Gaz hâlindeki azot (N2), atmosferin %80’ini oluşturur ancak azot gaz formuyla bitkiler ve
hayvanlar tarafından kullanılamaz. Öncelikle, toprak organizmaları tarafından bitkilerin
kullanabileceği bir forma dönüştürülmeleri gerekir.

Toprakta bulunan denitrifikasyon bakterileri de nitrit ya da nitratı yeniden azot gazına dönüştürür. Bu olaya denitrifikasyon denir.

Karbon Döngüsü
Canlıların yapısındaki en temel element karbondur. Karbonun en önemli kaynağı karbondioksit (CO2) içeren atmosferdir. Karbondioksit üreticiler tarafından fotosentez ve kemosentez reaksiyonları sonucu glikoza dönüştürülür.

Su Döngüsü
Yeryüzündeki su kaynaklarını okyanuslar, denizler, göller ve yer altı suları oluşturur. Suyun
okyanus ve denizlerden atmosfere, atmosferden yeryüzüne ve yeniden deniz ve okyanuslara
ulaşması şeklindeki genel turuna su döngüsü denir.

2. Bölüm GÜNCEL ÇEVRE SORUNLARI VE İNSAN

2.1. GÜNCEL ÇEVRE SORUNLARININ SEBEPLERİ VE OLASI SONUÇLARI

İnsanı ve diğer canlı varlıkları doğrudan ya da dolaylı olarak etkileyen fiziksel, kimyasal,
biyolojik ve toplumsal etmenlerin tümüne çevre denir.

İlk uluslararası düzeyde çevre sorunları toplantısı 1972 yılında, Birleşmiş Milletler
Teşkilatı tarafından düzenlenen Stokholm 1. Çevre Konferansı`dır. Bu toplantı sonunda,
çevreye verilen önemi vurgulamak için 5 Haziran günü “Dünya Çevre Günü” olarak
kabul edilmiştir.

Güncel çevre sorunlarının en önemlileri biyolojik çeşitliliğin azalması, hava kirliliği,
su kirliliği, toprak kirliliği, radyoaktif kirlilik, ses kirliliği, asit yağmurları, küresel iklim
değişikliği, erozyon, doğal hayat alanlarının tahribi ve orman yangınları şeklinde sıralanabilir.

Biyolojik Çeşitliliğin Azalması
Bir bölgedeki bitki ve hayvan türlerinin ve çeşitlerinin sayıca zenginliğine biyolojik çeşitlilik denir.

Hava Kirliliği
Atmosferde toz, duman, gaz, koku ve saf olmayan su buharı şeklinde bulunabilecek
kirleticilerin, insanlar ve canlıların sağlığını olumsuz yönde etkileyecek ve maddi zararlar
meydana getirecek miktarlara yükselmesine hava kirliliği denir.

Su Kirliliği
Canlıların yaşamını sürdürebilmesi için temiz su gerekmektedir. Sanayileşme hareketleri
ile birlikte kentlere göç başlamış ve bu durum yine hızlı ve düzensiz kentleşmeye sebep
olmuş ve çevre sorunlarından biri olan su kirliliğini de beraberinde getirmiştir.

Toprak Kirliliği
Toprak birçok canlı için yaşam alanı oluşturmaktadır. Katı, sıvı ve radyoaktif artık ve kirleticiler tarafından toprağın fiziksel ve kimyasal özelliklerinin bozulmasına toprak kirliliği denir.

Radyoaktif Kirlilik
Radyoaktivite, bazı maddelerin atomlarının bozunarak enerji yaymasıdır. Radyoaktif
maddelerin neden olduğu kirliliğe radyoaktif kirlilik denir.

Ses Kirliliği
Düzensiz ve şiddeti yüksek kulağa hoş gelmeyen seslere gürültü veya ses kirliliği
denir. 

Asit Yağmurları
Endüstri, enerji ve fosil yakıt tüketimi gibi faaliyetlerin bir neticesi olarak atmosfere kükürt dioksit, azot dioksit ve karbondioksit gazları yayılır. Asidik kimyasal maddelerin yağmur,
kar, sis, çiy veya kuru parçacıklar hâlinde yeryüzüne düşmesine asit yağmuru denir.

Küresel İklim Değişikliği
Atmosfer, sera gazı olarak da nitelendirilen karbondioksit, metan, su buharı, ozon, azot oksit
vb. gazlar sayesinde yeryüzünden yansıyan güneş ışınlarının bir kısmını tekrar yeryüzüne
gönderir. Bu sayede yeryüzündeki ortalama sıcaklık, birçok canlının hayatını sürdürmesine
imkân verecek bir ısı düzeyini, 15°C’yi yakalar. Sera gazları olmasaydı, yeryüzünün ortalama
sıcaklığı -18°C civarında olurdu. Sera gazlarının bu doğal etkisine sera gazı etkisi denir.

Dünya üzerinde yıl boyunca kara, deniz ve havada ölçülen ortalama sıcaklıklarda görülen artışa küresel ısınma denir.

Erozyon
Toprağın akarsular, sel suları ve rüzgârlar gibi dış kuvvetlerin etkisiyle aşındırılıp başka
bir yere taşınması ve sürüklenmesi olayına erozyon (aşınım) denir.

Doğal Hayat Alanlarının Tahribi
Ekosistemler doğal yaşam alanlarını oluşturmaktadır. Dünyada insanların yaşam hakkı olduğu kadar diğer tüm canlılarında da yaşam hakkı olduğunu unutmamalı ve bu yaşam hakkına saygı göstermeliyiz. 

Orman Yangınları
Orman yangınları yüzlerce yılda yetişen ağaçların yok olmasına, atmosferdeki oksijen ve
karbondioksit dengesinin bozulmasına, birçok canlının doğal hayat alanının ortadan
kalkmasına, topraktaki organik maddelerin yitirilerek toprağın fakirleşmesine, küresel
ısınmaya ve erozyona neden olur.

Orman yangınlarına karşı alınabilecek bazı basit önlemler şunlardır:
• Ormanlara cam ve cam kırıkları atılmamalıdır. (Cam, güneş ışığını bir büyüteç gibi
çimenlere çeker. Çimenler, tutuşarak çimenlerin alevlenmesine ve dolayısıyla
• yangının oluşmasına neden olacaktır.)
• Mangal külleri tam olarak söndürülmeden dökülmemelidir çünkü çimenlerin
tutuşarak yangın çıkarma olasılığı vardır.
• Ormanda ateş yakmamalıyız, yakmak zorundaysak çimensiz bir alanda ateşin etrafına
taş koyarak yakmalıyız.
• Orman yangınlarına zamanında müdahale çok önemlidir bu sebeple olası yangınlara karşı Orman Genel Müdürlüğü halkımızın hizmetine ücretsiz olarak Alo 177 nolu telefonu
sunmuştur.

2.2. İNSANIN ÇEVRE SORUNLARININ ORTAYA ÇIKMASINDAKİ ROLÜ

İnsanoğlu toplayıcılık ve avcılık dönemlerinde doğanın ona sunduğu nimetlerle yetinmiş
ve doğayı tahrip etmemiştir. Aşırı nüfus, sanayileşme ve hızlı kentleşmeyle artan doğal kaynak tüketimi, ülkelerin gelişmişlik düzeyine bakılmaksızın dünyanın hemen her yerinde çevre sorununu ortaya çıkarmıştır ve insanlığı tehdit eder bir boyut kazanmıştır.

İnsanların doğaya etkisini ölçmenin birçok yöntemi vardır. Bu yöntemlerden en yaygın
olarak kullanılanları ekolojik ayak izi, karbon ayak izi ve su ayak izidir.

Ekolojik Ayak İzi
Ekolojik ayak izi, belirli bir nüfusun doğaya yükünü hesaplamak için oluşturulmuş olan bir yöntemdir. Ekolojik ayak izi bireyler için hesaplanabildiği gibi toplumlar hatta ürünler için bile hesaplanabilir.

Karbon Ayak İzi
Karbon ayak izi, birim karbondioksit  cinsinden ölçülen, üretilen sera gazı miktarı açısından insan faaliyetlerinin çevreye verdiği zararın ölçüsüdür. Karbon ayak izi bütün karbon emisyonlarının toplamı olarak ifade ediliyor.

Su Ayak İzi
Su ayak izi tatlı su kullanımının bir göstergesidir. Yalnızca direkt olarak kullandığımız su
değil aynı zamanda dolaylı yollardan tükettiğimiz su kullanımının toplamıdır.

2.3. ÇEVRE KİRLİLİĞİNİN ÖNLENMESİ

Çevre sorunlarının başında ilk olarak çevre kirliliği gelmektedir. Kirlilik sorunu; olumsuz etkisini yerel düzeyden başlayarak küresel düzeyde göstermektedir.

Çevre kirliliği; küresel bir sorun olarak ilk olarak 1972 Stockholm-İnsan ve Çevre
Konferansı’nda ele alınmış olup dünyanın geleceği bu açıdan tartışılmaya başlanmıştır.

Türkiye’de çevre kirliliğinin önlenmesi için çeşitli çalışmalar mevcuttur. T.C. 1982
Anayasası’nda yer alan 56. Maddede “Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir.

• Evimizde ve iş yerimizde su, kâğıt ve elektrik tüketimini bilinçli olarak yapmalı,
bu konuda çevremizi uyarmalıyız. 
• Balkonumuzu ve bahçemizi yeşillendirmeli, yeşil alanların artması için ağaç dikmeli, ormanların tahribatını önlemeliyiz.
• Evlerimizde ısı yalıtımı yaptırmalı, güneş enerjisi veya doğalgaz enerjisini tercih
etmeliyiz.
• Otomobil egzozlarının verdiği zararlı etkiyi azaltmak için mümkün olduğunca
toplu taşıma araçlarını kullanmaya özen göstermeliyiz (Görsel 53).
• Plastik tabak, bardak gibi eşyaların yerine karton olanları tercih etmeliyiz.
• Alışverişlerde gereksiz yere plastik poşet harcamamaya dikkat etmeli, file ve bez
torba kullanmalı veya plastik poşetleri yeniden kullanmalıyız.
• Evimizde kâğıt havlu yerine bez havlu kullanmalıyız.
• Çöplerimizi kesinlikle çevreye atmamalı, cam, plastik ve kâğıt gibi atık maddelerin geri dönüşümünü sağlayarak doğaya katkıda bulunmalıyız.

• Plastik tabak, bardak gibi eşyaların yerine karton olanları tercih etmeliyiz.
• Alışverişlerde gereksiz yere plastik poşet harcamamaya dikkat etmeli, file ve bez torba
kullanmalı veya plastik poşetleri yeniden kullanmalıyız.
• Evimizde kâğıt havlu yerine bez havlu kullanmalıyız.
• Çöplerimizi kesinlikle çevreye atmamalı, cam, plastik ve kâğıt gibi atık maddelerin geri
dönüşümünü sağlayarak doğaya katkıda bulunmalıyız.

Geri Dönüşüm
Geri dönüşüm ile cam, kâğıt, alüminyum, plastik, pil, motor yağı gibi maddeler geri dönüştürülerek tekrar kullanılabilir hâle gelir ve bu da ülke ekonomisinde önemli bir rol oynar.

Geri dönüşümün amacı; kaynakların tükenmesini önlemek ve atık çöp miktarını azaltarak çevre kirliliğini önlemektir.

Random Posts

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*