BİYOLOJİ 2 – 1. BÖLÜM ÖZETİ

1. BÖLÜM
1. CANLILARIN ÇEŞİTLİLİĞİ VE SINIFLANDIRILMASI
1.1. SINIFLANDIRMANIN ÖNEMİ

Canlıların benzer ve ortak özellikleri ile akrabalık özelliklerine göre gruplandırılması
işlemine sınıflandırma (sistematik) denir. Biyolojinin alt bilim dalı olan taksonomi;
türlerin tanımlanması, isimlendirilmesi ve sınıflandırılması ile ilgilenir.
Sınıflandırmanın amacı;
• Canlılar hakkındaki bilgi edinme yollarını oldukça kolaylaştırmak,
• Bilimsel araştırmaları hızlandırmak,
• Daha düzenli ve doğru sonuca ulaşma fırsatı vermek,
• Sınıflandırma ile bilim insanları arasında iletişim ve dil birliği sağlamak,
• Dünya üzerinde yaşamış ve nesilleri tükenmiş eski türler ile yeni türleri
karşılaştırmak,
• Yeni bulunan türlerin tanımlanmasını ve adlandırılmasını kolaylaştırmak,
• Biyolojik çeşitliliği ve bunun dünya üzerindeki dağılımının nasıl olduğunu anlamak,
• Ekolojik ve ekonomik kaynakları tespit etmektir.

İnsanlar tüm insanlık tarihi boyunca, doğada yaşayan canlıları merak etmiş,
isimlendirmiş ve sınıflandırmıştır.
Bilimsel çalışmalar arttıkça, sınıflandırma şekilleri de değişiklik göstermiştir.

Yapay (Ampirik) Sınıflandırma

Canlıların sadece duyu organları kullanılarak dış görünüşlerine ve yaşadıkları çevreye
göre sınıflandırılmasına yapay (ampirik) sınıflandırma denir.
Bu sınıflandırmayı ilk yapan kişi Aristo’dur (M.Ö 384-322). Aristo yaptığı gözlemler
neticesinde canlıları bitkiler ve hayvanlar olarak iki gruba ayırmıştır.
Hayvanları yaşam ortamına göre; karada yaşayanlar, suda yaşayanlar ve havada
yaşayanlar olmak üzere üç gruba ayırmıştır. Bitkileri ise otlar, çalılar ve ağaçlar olarak
gruplandırmıştır.

Ampirik sınıflandırma yapılırken analog organlar esas alınmıştır. Yapay (Ampirik)
sınıflandırma yalnız nitel gözlemlere dayalı olarak yapıldığı için bilimsel olmaktan uzaktır.
Bundan dolayı günümüzde geçerliliğini kaybetmiştir.

Analog (Görevdeş) organ: Kökenleri farklı görevleri aynı olan organlara denir.
Örneğin, güvercin kanadı ile kelebeğin kanadı aynı görevi yaptıkları halde yapıları
birbirinden tamamen farklıdır. Bu nedenle bu hayvanlar aynı grupta yer alamaz.

Doğal (Filogenetik) Sınıflandırma

İlk doğal sınıflandırmayı John Ray (Can Rey) (1627-1705) adlı bilim insanı yapmıştır.
Canlıların köken benzerliği, akrabalık ilişkileri ve sahip oldukları homolog organlara
bakılarak yapılan sınıflandırmaya doğal (filogenetik) sınıflandırma denir. Bu
sınıflandırma bilimseldir ve günümüzde kullanılan sınıflandırma biçimidir.

Doğal sınıflandırma yapılırken dikkate alınan başlıca özellikler şunlardır:
• Hücre yapısı ve sayısı
• Embriyonik gelişimler
• Embriyonik tabakalar
• DNA benzerliği (protein benzerliği)
• Köken (orjin) benzerliği
• Homolog organ
• Anatomik ve fizyoloji yapı
• Beslenme şekli
• Boşaltım artığı benzerliği
• Vücut simetrisi
• Üreme özellikleri

Homolog (Görevdeş) organ: Embriyonik gelişim sırasında aynı hücre gruplarından
farklılaşarak gelişen (kökenleri aynı olan) dolayısıyla da yapıları birbirine çok benzeyen fakat
görevleri farklı olabilen organlardır. Örneğin; İnsan kolu, balina yüzgeci ve yarasa kanadı.

1.2. SINIFLANDIRMA BASAMAKLARI VE İKİLİ ADLANDIRMA

17. yüzyılda John Ray (Can Rey) bitkileri araştırmış ve tohum yapılarına göre bitkileri
sınıflandırmıştır. 18. yüzyılda İsveçli botanikçi Carl Linnaeus’un (Karl Linne) (1707-1778) oluşturduğu sınıflandırma günümüzde kullanılan sınıflandırmanın temelini oluşturmaktadır. Ayrıca Linnaeus, Ray’in yaptığı tür gruplarını kullanmıştır.

Linnaeus, canlıların isimlendirilmesinde; karışıklığı önlemek, tekrardan kaçınmak
ve canlılar arasındaki yakınlık derecesini gösterecek iki kelimeden oluşan isimlendirme
yöntemi olan ikili adlandırma (Binominal Nomenclature) sistemini kurmuştur.

İkili adlandırmada ilk ad türün ait olduğu cinsi ifade eder ve ilk harfi büyük yazılır.
İkinci ad tamamlayıcı ad olarak kullanılır ve küçük harfle yazılır. İkisi birlikte tür adını
oluşturur. Tür adları latincedir ve yazılırken eğik yazı karakteri kullanılır.

Filogenetik (Doğal) sınıflandırma biliminin kurucusu Carolus Linnaeus (Karl Linne), türlerin
isimlendirilmesine ilave olarak kapsamı gittikçe artan kategoriler içerisinde hiyerarşik olarak
gruplandırmıştır.

Linnaeus, canlıları sınıflandırırken tür, cins, takım, sınıf ve âlem basamaklarını
kullanmıştır fakat ilerleyen zamanlarda bu basamaklar yetersiz kaldığı için daha sonra şube ve
familya basamakları da ilave edilmiştir.
Belli bir hiyerarşide düzenlenmiş olan bu basamakların ortak adı taksondur.
Günümüzde kullanılan filogenetik sınıflandırmada canlılar tür ile başlayıp âlem ile biten
yedi farklı grupta toplanırlar.
Yakın akraba olan türler, aynı cins içinde gruplandırılırlar. Akraba olan cinslerin bir araya
gelmesiyle aile (familya) meydana gelir. Benzer ailelerin birleşmesiyle takım (ordo), benzer
takımların birleşmesiyle sınıflar (classis), benzer sınıfların birleşmesiyle şube (filum) oluşur.
Benzer şubeler ise âlemleri (kingdom) oluşturur.

Türden âleme doğru gidildikçe;
• Canlı çeşitliliği artar.
• Canlı sayısı artar.
• Gen benzerliği azalır.
• Protein benzerliği azalır.

BİYOLOJİ 2 – 2. BÖLÜM ÖZETİ

BİYOLOJİ 2 VİDEOLU DERS ANLATIMI

TEBRİKLER, ÖZETİN SONUNA GELDİNİZ.

İLETİŞİM KANALI OLARAK FACEBOOK GRUBUMUZU KULLANABİLİRSİNİZ.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*