AÖL Sanat Tarihi 1 Ders Kitabı Özeti

AÖL Sanat Tarihi 1 Ders Kitabı Özeti

SANAT TARİHİNE GİRİŞ

SANAT NEDİR?

Kısacası sanat; bir duygunun, düşüncenin, izlenimin çeşitli yöntemler ve malzemelerle üretilip, aktarılmasıdır.

SANAT TARİHİ NEDİR?

Sanat Tarihi, insanlığın varoluşundan itibaren günümüze kadar insanlığın elinden çıkmış her türlü nesneyi, objeyi inceleyen araştıran ve insanlığın bilgisine sunan bilim dalıdır.

Zanaat; ise insanların ihtiyaçlarını karşılayıp, para kazanmak amacıyla yapılan aşçılık, marangozluk, dokumacılık, duvarcılık gibi çalışmalardır. Bunlara pratik sanatlar da denir.

Sanatçı: Güzel sanatların herhangi bir dalında yaratıcılık becerisi olan ve yeteneğini yaptığı eserlerle ortaya koyan kişidir.

SANAT TÜRLERİ
1. PLASTİK SANATLAR
(GÖRSEL-BİÇİMSEL)
a. Resim
b. Heykel
c. Mimari
2. FONETİK SANATLAR
(SESSEL)
a. Müzik
b. Edebiyat
3. DRAMATİK VE
RİTMİK SANATLAR
(SAHNE SANATLARI)
a. Dans
b. Tiyatro
c. Opera
d. Bale

1. PLASTİK SANATLAR

Resim: Yüzey üzerine çizgilerle, renklerle bir düşüncenin, duygunun estetik anlayışla ifade edilmesidir.İlk resimler mağara duvarlarına çizilmiş hayvan ve av resimleridir. El izleri de çoktur.

Heykel: Taş, tunç, bakır, kil, alçı gibi malzemelerden yontularak veya kalıba dökülüp biçimlendirilerek yapılan dört boyutlu eserlerdir. Bu eserlerin üç boyutlu olanlarına ise kabartma (rölyef) adı verilir.

Mimari: İnsanların kişisel, toplumsal, kültürel, ekonomik ihtiyaçlarına karşılık verecek nitelikte ortamlar, mekanlar yaratma sanatı ve tekniğidir.

2. FONETİK SANATLAR

Müzik: Duygu ve düşünceleri ifade eden seslerin düzenlenmesi sanatıdır. İlk ürünler; ilkel insanın doğadaki sesleri taklit etmeye başlamasıyla gerçekleşmiş, zamanla günümüzdeki formunu almıştır.

Edebiyat: Olay, düşünce, duygu ve hayallerin sözlü veya yazılı olarak anlatılması sanatıdır. Şiir, deneme, roman, öykü gibi türleri vardır.

3. RİTMİK VE DRAMATİK SANATLAR

Dans: En eski sanatlardandır. Müziğin temposuna uyarak yapılan, estetik değer taşıyan vücut hareketleridir.

Bale: Dansa ve müziğe dayalı sahne gösterisidir.

Opera: Genellikle tarihî veya mitolojik konulu, sözlerinin çoğunluğu şarkılı olarak söylenen müzikli tiyatro sanatıdır.

Operet: Eğlenceli ve hafif konular üzerine bestelenmiştir,müzikal bir sahne oyınudur. Olaylar gülünç ve toplumsal yergi (eleştiri) öğeleri içerir.

Tiyatro: Bir sahnede, seyirciler önünde oyuncuların sergilemesi amacıyla yazılmış edebî türdür.

KÜLTÜR – SANAT İLİŞKİSİ

Kültür, hayatın akışı ile ilgilidir. Bu nedenle sanat ve kültürü birbirinden ayıramayız. İnsan, kendi kültürel mirasını, birikimini yaşar, yaşatır ve kendinden sonraki kuşaklara aktarır.

SANAT – TOPLUM İLİŞKİSİ

Sanatçı toplumdan beslenir, bu nedenle sanatçı ile toplum arasında sürekli ve karşılıklı bir ilişki söz konusudur. Yenilikler, gelişmeler, yeni buluşlar daima sanatta yeni ufuklar açar.

SANAT TARİHİNİN DİĞER BİLİM DALLARIYLA İLİŞKİSİ

Sanat tarihinin ilişki içinde olduğu bilim dalları:

  • Tarih,
  • Coğrafya,
  • Arkeoloji,
  • Arkeometri,
  • Antropoloji,
  • Paleografya,
  • Epigrafi,
  • Nümizmatik,
  • Kronoloji,
  • Etnografya,
  • Filoloji

Sanat eserleri geçmiş uygarlıkların, toplumsal, siyasal ve diğer konularda tüm özelliklerini yansıtan belgelerdir. Bu nedenle tüm eserlerin ayırım yapılmaksızın korunması gerekir çünkü toplumlar her konuda birbirinden etkilenmiştir.

DÜNYA’NIN YEDİ HARİKASI

  • PİRAMİTLER
  • BABİL’İN ASMA BAHÇELERİ
  • ZEUS HEYKELİ
  • ARTEMİS TAPINAĞI
  • MAUSOLEİON (Mavzolyon)
  • RODOS HEYKELİ
  • İSKENDERİYE FENERİ

PREHİSTORYA

Yazının bulunup kullanılmasından önceki devirlere PREHİSTORYA (TARİH ÖNCESİ DEVİRLER) denir. İnsanlığın yeryüzünde görülmesiyle başlar. Yaklaşık (~= yaklaşık işareti) MÖ 2.000.000 (iki milyon) lara dayanır. Yazı olmadığı için bu dönem ilkel insanların bıraktıkları kalıntı ve izlerden anlaşılır. Fosiller, kemik kalıntıları önemli ip uçlarıdır.

Tarih Öncesi Devirler
Paleolitik Çağ
(MÖ~2.000.000)
(MÖ 10.000)
Mezolitik Çağ
(MÖ 10.000 –
MÖ 8000)
Neolitik Çağ
(MÖ 8000 –
MÖ 5500)
Kalkolitik Çağ
(MÖ 5500 –
MÖ 2500)
Maden Çağı
(MÖ2500 –
MÖ 1200)
   MÖ 2750’de yazı Anadolu’da öğrenilmiş ve Anadolu’da yazılı tarih
devirleri başlamıştır. Bu nedenle
Kalkolitik Çağ’ın son dönemleri
yazılı tarih devirlerine girer.

-Bakır Çağı
-Tunç Çağı
-Demir Çağı

   

-TARİH ÖNCESİ
DEVİRLER
(PREHİSTORYA)

-YAZILI TARİH
DEVİRLERİ

 

1. Paleolitik Çağ (~ MÖ 2.000.000 –MÖ 10000)

Tarih çağları içinde en uzun süre devam eden çağdır. Bazı kaynaklarda Buzul Çağı olarak da adlandırılır. Homoneanderthalensis, ilk insan (ilkel insan) dünya üzerinde görüldüğü andan itibaren hayvanları yakalayıp öldürerek ve bitki toplayarak yaşamlarını devam ettirmişlerdir. Bu çağın sonlarına doğru ateş bulunmuştur.

Mağara duvarlarına çizdikleri resimler o dönemin en önemli kalıntıların başında gelir. Bu dönemde taştan ve kemikten aletler yapmışlardır ki ilk taş balta, bunun örneklerinden biridir. Ankara, Çubuk; Antalya, Karain, Beldibi, Belbaşı, Öküzini Mağaraları, Paleolitik Çağ’ın en bilinen yerleşimleridir.

2. Mezolitik Çağ (MÖ 10.000-MÖ 8000)

Yaşam biçimi olarak Paleolitik Çağ’a oranla büyük değişiklik göstermez. Çağın en özgün buluntuları arasında mikrolit adı verilen çakmak taşından yapılan küçük aletler çoğunlukla boynuz, kemik gibi saplara takılarak kullanılmıştır.

Samsun, Tekkeköy; Antalya Karain, Beldibi, Belbaşı Mağaraları, Mezolitik Çağ’ın en önemli yerleşimleridir. İdol adı verilen küçük heykelciklere de bu çağda rastlanmıştır. Bu daha sonra Neolitik Çağ’da göreceğimiz Ana tanrıça inanışının temelidir.

3. Neolitik Çağ (MÖ 8000-MÖ 5500)

İnsanın üretici yaşama geçtiği dönemdir. Bitki ve hayvan türleri evcilleştirilmiş, yerleşik yaşam başlamış, ilk köyler ve kentler kurulmuştur. Anadolu’da en önemli yerleşimler Konya-Çatalhöyük, Burdur-Hacılar, Diyarbakır-Çayönü höyükleridir.

Höyük: Tarihte ilk çağdan itibaren medeniyetlerin kurulup yıkılmasıyla oluşan doğal tepelerdir. Höyüklerdeki tabakalaşmaya stratigrafi denir.

  • Konya-Çatalhöyük yapı türleri ve diğer buluntular açısından diğer yerleşimlerden farklılık gösterir. İlk köy ve kent oluşumu (yerleşik hayat) Çatalhöyük’tedir.
  • Megaron adı verilen taş temelli, kerpiç duvarlı, düz damlı evler ilk kez Çatalhöyük’te görülür. Bu evlere giriş çatıdandır. Duvar nişi şeklinde ocak bulunur. Ayrıca odanın belli bir bölümünde Ana Tanrıça Kybele heykelcikleri bulunmuştur.
  • Takas yoluyla ticaret ilk kez bu çağda görülür. Takas ticaretinde karşılıklı mal değişimi söz konusudur. Değişim elemanı olarak opsidien taşı da kullanılmıştır. Üretip satılan zahirenin (buğday, arpa) fazlası büyük pişmiş toprak küplerde saklanmıştır. İlk değirmen taşı da bu çağda görülür. Buğdayın öğütüldüğünün göstergesidir.
  • Çatalhöyük buluntularının büyük bir kısmı Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde bulunmaktadır.
  • Çatalhöyük’te Ana Tanrıça Kybele heykelciklerine de rastlanmıştır.

4. Kalkolitik Çağ (Taş-Bakır Çağı MÖ 5500-MÖ 3000)

Çağın özellikleri:

  • Ana Tanrıça Kybele inanışı devam etmiş, madenden yapılmış küpe, yüzük, iğne gibi takılar ele geçirilmiştir.
  • Kültepe’de yapılan kazılarda 40.000 civarında çivi yazılı tablet ele geçirilmiştir. Asurca olan bu tabletlerin yaklaşık 25.000 tanesi dilimize çevrilmiş olup, çağın sosyal ve kültürel hayatı ile alakalı çok önemli bilgiler içerir.
  • Kalkolitik Çağ’ın en önemli yerleşimleri arasında Karaman, Canhasan; Burdur, Hacılar; İstanbul, Fikirtepe ve Beycesultan; Denizli, Çivril sayılabilir.

5. Maden Çağları (MÖ 3000-MÖ 1200)

a.Bakır Çağı b.Tunç Çağı c.Demir Çağı

  • Kalkolitik Çağ’ın devamı niteliğindedir. Kalkolitik Çağ’ın son dönemleri Maden Çağları içine girer.
  • İlk devre olan Bakır Çağı döneminde takı, bakır kap kacak gibi işlenmesi kolay eşyalar yapılmıştır.
  • Daha sonra bakır, çinko ve kalay karışımı olan tunç (bronz) elde edilmiş, silah ve av aletleri yapılmıştır.
  • Çağın sonuna doğru sert ve işlenmesi zor bir maden olan demir çıkarılabilmiş ve işlenmiştir.
  • Bu çağda Ana Tanrıça Kybele inanışı devam etmiş, ölü gömme geleneği ve mezar yapımı başlamıştır. Bunlar çukur mezarlar ve oda mezarlar şeklindedir. Pişmiş topraktan keramik (topraktan kap kacak) yapılmış, çömlekçi çarkı ilk kez bu dönemde kullanılmıştır. Bu ince kenarlı keramiklerin yüzeyleri cila gibi parlatılmıştır.
  • Maden Çağlarına ait Anadolu’da çok önemli höyükler vardır. Bunlardan bir tanesi 1938 yılında Atatürk’ün emriyle kazısına başlanan Çorum yakınlarındaki Alacahöyük’tür.
  • Maden Çağı’na ait olup, Arkeoloji açısından en önemli höyük Çanakkale’deki Truva’dır. 9 kültür katı vardır. Anadolu ve dünyanın en zengin höyüğüdür. Bu yerleşim Homeros Destanı’na da konu olmuştur.

İLK ÇAĞ’DA DOĞU AKDENİZ HAVZASI UYGARLIKLARI VE BİZANS

HİTİT SANATI (MÖ 1800 – MÖ 700)

Anadolu Yarımadası’nın bilinen ilk adı Hatti Ülkesi’dir. Hititlerin izlerine ilk kez Kayseri yakınlarındaki Kültepe’de rastlanmaktadır.

Başkentleri Hattuşaş (Boğazköy) tır. Bazı kaynaklarda Eti Medeniyeti olarak da geçer.

Mimari

Hititler şehirlerinin etrafını sağlam surlarla çevirmişlerdir. Bu surlarda şehirlere giriş çıkışı sağlayan Potern adı verilen yer altı geçitleri (tünelleri) yapmışlardır.

Boğazköy surları üzerindeki kapılar çok önemlidir. Yanlarında kulelerin yeraldığı bu kapılar Arslanlı Kapı, Sfenksli Kapı, Kral Kapısı olup şehre giriş çıkışı sağlamaktadır.

Hitit tapınakları mimaride önemli bir yer tutar. Hattuşaş’ta irili ufaklı yaklaşık 24 tane tapınak vardır. Hititlerin çok tanrılı olmasının bunda etkisi büyüktür. Bu nedenle Hitit Dönemi’nde Anadolu’ya bin tanrı ili denmiştir. Tapınaklarda dış yüzeyler Orthostat adı verilen kabartmalı taşlarla kaplanmıştır.

Heykel ve Kabartma

Anadolu’da anıtsal heykel sanatı Hititlerle başlar. Boğazköy ve Alacahöyük’teki sfenks heykelleri günümüze kadar ulaşabilmiştir.

Sfenks: İnsan başlı, arslan gövdeli heykellere Sfenks denir. Hititlerin Boğazköy yakınlarındaki Yazılıkaya Açık Hava Tapınağı çok önemlidir. Üzerinde 71 Tanrı kabartması yer alır. Bunlar Hitit tanrılarıdır. Ayrıca Konya Ereğli yakınlarındaki İvriz Kabartmaları’nı Geç Hitit dönemine tarihlendirebiliriz. Bunun yanı sıra Malatya-Aslantepe ve Kargamış’ta da Geç Hitit dönemi eserleriyle karşılaşıyoruz.

FRİGYA SANATI (MÖ 750 – MÖ 300)

Frigler; Balkan kökenli bir kavimdir. Anadolu’ya gelişleri yaklaşık MÖ 1900 yıllarıdır ancak siyasi topluluk olarak ortaya çıkışları MÖ 750’lere rastlar. Başkentleri bugünkü Polatlı yakınlarındaki Gordion’dur. Kurucu kralları Gordias olup, en parlak dönemlerini Kral Midas zamanında yaşamışlardır. Maden, ağaç işçiliği ve dokumacılıkta üstün eserler yaratmışlardır.

Mimari

  • Evleri genellikle ağaçtandır ve megaron şeklindedir.
  • Afyon ve Eskişehir civarında kayalara oyarak yaptıkları ibadethane ve mezarları bulunmuştur.
  • En önemli yerleşim yerleri; Gordion (Yassıhöyük), Dorilayon (Eskişehir), Pesinus (Ballıhisar) ve Midas (Yazılıkaya) tır.
  • Frigler ölülerini ya kayalara oyulmuş mezarlara ya da Tümülüs adı verilen üzeri toprak yığınıyla örtülü, yer altında mezar odası bulunan yığma mezarlara gömüyorlardı.
  • Bu tümülüslerin en büyüğü ve önemlisi Kral Midas’a ait olan Gordion’daki Büyük Tümülüs’tür.

Heykel

Frigler, heykel sanatında çok ileri gidememekle beraber o döneme ait Ana Tanrıça Kybele heykelcikleri ve sfenks (insan başlı, arslan gövdeli heykeller) ler yapmışlardır.

Küçük Sanat Eserleri

  • Friglerin üzeri süslemeli vazoları ve uzun kulplu kandil kapları ünlüdür.
  • Friglerin tapates adı verilen kilim dokumaları Anadolu halıcılığına temel oluşturur.
  • Maden işçiliğinde çok başarılı olan Frigler fibula adı verilen ilk çengelli iğneleri de yapmışlardır.

LİDYA SANATI (MÖ 687-MÖ 546)

  • Lidya; günümüzde Manisa, Denizli, İzmir başta olmak üzere Batı Anadolu’da, kurulmuştur.
  • Başkenti Sardes (Salihli) dir. Lidya tümülüsleriyle ünlüdür.
  • Lidya bölgesinde çok fazla sayıda tümülüs olduğu için bu bölgeye Bintepeler adı verilmiştir.
  • Tümülüslerin en büyüğü Kral Alyattes’e ait olandır.
  • Lidya bölgesi çok önemli bir ticaret yolunun başlangıcıdır.

Lidyalıların insanlık tarihine en büyük armağanı paradır. Parayı ilk icat eden ve kullanan toplumdur. İlk paraya elektron adı verilir. Ayrıca altın ve gümüş yataklarının çok olduğu Lidya bölgesinde mücevher yapımı ileri düzeydedir. Bunlar Karun Hazineleri olarak da bilinir ve Uşak Müzesi’nde sergilenmektedir .

URARTU SANATI (MÖ 900 – MÖ 600)

Urartu; Doğu Anadolu’da hüküm sürmüş bir uygarlıktır. Tuşpa (Van) başkentidir. Doğuda İran, güneyde Suriye’ye kadar yayılmışlardır.

Mimari

  • Urartu mimarisi anıtsaldır, gelişmiş bir mimaridir.
  • Saraylarında apadana adı verilen çok sütunlu salonları vardır.
  • Çavuştepe Kalesi, Urartu mimarisinin en önemli örneklerinden biridir.
  • Kalede tapınak ve atölye gibi hem dinî hem de dünyevî amaçlara hizmet eden bölümler vardır.
  • Urartu tapınaklarının en önemlisi Patnos-Aznavurtepe Tapınağı’dır. (Ağrı il sınırları içinde)

Kaya kabartmaları, duvar freskleri, mühür, tunçtan yapılan madeni eşya ve kazanlar önemlidir. Dinî karakterli olan Urartu sanatında Urartu tanrılarının figürleri sıklıkla kullanılmıştır. Özellikle maden işçiliğinde çok ileri düzeydedirler.

MEZOPOTAMYA SANATI

MEZOPOTAMYA: Güneydoğu Anadolu bölgesinden başlayarak Basra Körfezi’ne kadar uzanan Dicle ve Fırat Nehirleri arasında kalan bölgeye denir.

Sümer Mimarisi

  • Sümerler Asya kökenli bir kavimdir.
  • Büyük ihtimalle Hazar Denizi’nin bulunduğu bölgeden (İran ve çevresi) Mezopotamya’ya göç etmişlerdir.
  • Tarımı geliştirmişler ve madenleri işlemişlerdir.
  • Büyük şehirleri vardır.
  • Ayrıca çivi yazısını da bulmuşlardır.
  • Mezopotamya’da taş zor bulunduğu için çoğunlukla kerpiç kullanmışlar ve yapılarını sel baskınlarından korumak için yüksek taraçalar (basamak) üzerine inşa etmişlerdir.
  • Sümer tapınaklarına ziggurat adı verilir. Ziggurat; üst üste oturmuş taraçalardan oluşan kule tapınaklardır.
  • Bu tapınakların zemini tahıl ambarı olarak kullanılır. En üst katında ise tanrıya ait sunak (adak yeri) bulunur.
  • Mezar yapımı fazla önemsenmemiştir. Kral mezarları bile dikdörtgen odalar ve bu odalara giden geçitlerden oluşur.

Heykel ve Kabartma Sanatı

  • Sümer heykeltraşlığı daha çok dinî niteliklidir.
  • Heykeller hareketsizdir.
  • Tanrıların, kralların ve önemli devlet adamlarının heykelleri yapılmıştır.
  • Kabartmalarda da kralın günlük hayatı, mücadeleleri ve başarıları konu edilmiştir.
  • En önemli kabartmalardan biri Akbabalar Steli’dir.

Küçük El Sanatları

Mühürlere çok sık rastlanır. Ayrıca altın, gümüş, bakır eserler; müzik aletleri, miğferler, silahlar önemli parçalardır.

MISIR SANATI

İlk uygarlık izlerine MÖ 4500’ lerde rastlanan Mısır tarihi eski, orta ve yeni krallık olmak üzere üç kısma ayrılır.

Mimari

  • Mısır mimarisinde ayakta kalabilen yapıların büyük kısmı dinî yapılardır.
  • Mısırlılar öldükten sonra dirilişe ve asıl yaşamın ölümden sonra başladığına inandıkları için cesetlerini iyi korumuşlar, tapınak ve mezarlarını taştan ve sağlam yapmışlardır.
  • İlk tapınaklar güneş tanrısı Ra için yapılmıştır.
  • Bunlar yüksek bir basamaklı kaide üzerindeki obelisk (dikilitaş) ve önünde tanrılara hediye koymak amacıyla yapılan sunak’tan oluşur.

Mezarlar: Mısır’da ilk mezarlar çukur şeklindedir. Daha sonra mastaba adı verilen tek bir basamaktan oluşan mezarlar yapılmıştır ki bunlar asillere ve yüksek memurlara aittir. Mastabalardan sonra piramitler mezar anıtı olarak karşımıza çıkar.

İlk piramitler basamaklıdır. Sakkara’ daki Coser (Soser) piramidi en eski olandır.

Sfenks: İnsan başlı, aslan gövdeli koruyuculuğuna inanılan heykeller.

Saraylar: Mısır saraylarının çoğunluğu günümüze gelememiştir. Sadece Tel-El Amarna’daki IV. Amenofis’e ait olan saraydır ve saraylar hakkında fikir verir.

Heykel ve Resim Sanatı: Mısır heykelleri taş, ahşap, kemik ve madenden yapılmıştır. Genellikle firavun ve ailesine ait kişilerle, yüksek sosyal sınıftan insanların heykelleri yapılmıştır. Bu heykeller oturur ve ayakta vaziyettedir. Ayakta olan heykellerde çoğunlukla frontal duruş vardır.

Frontal Duruş: Mısır heykel sanatında, ağırlığın iki ayağa eşit olarak dağıldığı dik duruşa denir.

Mısır’da heykellerin ölüyle beraber mezara konması geleneği, heykellerin ait olduğu kişiye benzemesini gerektirmiş, bu da portreciliğin çok erken gelişmesine neden olmuştur.

Mısır tarihi bilimsel ve kültürel anlamda pek çok ilke sahne olmuş, hiyeroglif (resim yazısı) yazının yanı sıra matematik, geometrinin temel kuralları, prizmalar bu dönemde geliştirilmiştir. Mısır’da mumyalama geleneği de vardır. Mısırlılar ölülerinin ruhlarının, öteki dünyada yeniden dirilip kendi bedenlerine döneceğine inandıklarından, bedenin sağlam kalması amacıyla mumyalama yaparlar. Bu nedenle tıp ve eczacılık (ilaç) bilimi de gelişmiştir.

Resim Sanatı: Mısır sanatında; tapınakların koridorlarında, tapınma odalarında, piramitlerin mezar odalarında duvar freskleri görülür. Bu fresklerde konular çoğunlukla firavun ve ailesinin yaşantısıdır. Resim aralarında hiyeroglif yazıyla anlatılmak istenen konunun hikâyesi yazılıdır. Bu resimlerde baş kısmı koyu, vücut ise açık renktedir.

Ayrıca sadece Mısır resimlerinde görülen bir özellik vardır ki baş ve ayak profilden (yandan), vücut ise cepheden gösterilir.

Mısır resim sanatında kitap veya papirüsler üzerine çizilen resimler de çok önemlidir.

Papirüs: Eski çağlarda otsu bir bitkinin gövdesinden hazırlanan yazı kâğıdı.

YUNAN SANATI

Batı Anadolu’da kurulan ve polis olarak da adlandırılan şehir devletlerinin yarattığı kültür M Ö 5. yy’a kadar Yunan sanatına öncülük etmiştir.

Mimarlık

Yunan sanatının en önemli yapı tipi tapınaklardır. Bu tapınaklarda dış görünüm ve süsleme çok önemlidir. İçerde sella (naos) adı verilen ve tanrının heykelinin yer aldığı bir oda bulunur. Yunan tapınakları 3 nizamda karşımıza çıkar. Bu nizamlar Dor, İon ve Korinth’dir.

Yunan tapınak nizamlarında en belirleyici unsur başlıktır. Dor nizamında başlık düz, ion nizamında volüt adı verilen helezon kıvrımlı, korinth nizamında ise yapraklıdır. Başlıklar sütunun üzerinde yer alır. Dor Nizamı: En önemli örneği Yunanistan’da Atina Akropol’ (kentin en yüksek kesimi) ünde yer alan Parthenon’ dur.

Bazı Yunan topraklarında sütun olarak insan heykeli kullanılmıştır. Bu heykellere karyedit adı verilir.

İon Nizamı: Anadolu’nun batısında ortaya çıkmıştır. Kıvrımlı başlığıyla dikkati çeker. Örnekleri; Efes Artemis Tapınağı, Aydın ili Didim ilçesi sınırları içindeki Didim Apollon Tapınağı’dır. Yunanistan’da ise Athena Nike Tapınağı dikkat çekici bir eserdir. Korinth Nizamı : Başlığı dışında İon nizamıyla aynı özellikleri gösterir. Başlığı kenger yapraklarından oluşur. Atina’daki Zeus (Olympos) Tapınağı ve Türkiye’de Mersin Uzuncaburç’taki Zeus Tapınağı önemli örnekler arasında sayılabilir.

Sivil Mimari: Eski Yunan’ da şehirlerin etrafı surlarla çevrilidir. Genellikle arka planda akropol adı verilen yüksek bir tepe ve tepede tapınak yer alır. Anadolu’daki en düzenli şehirler Ege Bölgesi’nde Miletos ve Priene’ dir.

Evler: Atrium adı verilen bir avlu etrafında yer alan odalardan oluşur. Saraylar bu ev planının daha büyük ve çok katlı olanıdır.

Tiyatro: Yunan mimarisinin en önemli yapı tiplerinden biridir. Küçük veya büyük bütün yerleşim yerlerinde mutlaka tiyatro bulunur. Ortada bir sahne binası etrafındaki yarım daire şeklinde oturma basamaklarından oluşur.

Agora: Eski Yunan’da şehirlerin merkezlerinde yer alan pazar yeri olarak da bilinen geniş alanlardır.

Odeon: Konser binalarıdır. Tiyatrolara benzer.

Bleuoterion: Şehir meclisi binasıdır.

Gymnasium: Gençlerin hem spor yapıp hem de eğitim gördükleri yapılardır.

Stadium: Spor alanlarıdır. Bugünkü stadyumların da başlangıcını oluşturur. Çoğunlukla atletizm yarışları yapılır.

Heykel ve Kabartma

Heykeller, İnsan vücudu gerçek anatomiye (vücut yapısı) uygun olarak yapılmıştır çünkü eski Yunan felsefesine göre “insan her şeyin ölçüsüdür.”

Heykel sanatını 3 evrede ele almak gerekir:

  • Arkaik Dönem (MÖ 650 – MÖ 490): Arkaik Dönem heykellerinde frontal duruş görülür. Mısır heykellerinin etkisi olduğu söylenir. Bunlar çoğunlukla detaylı işlemeden uzak sade eserlerdir. Dönemin en önemli örneklerinden biri Atina Akropolis Müzesinde sergilenen Kore heykelidir.
  • Klasik Dönem (MÖ 490 – MÖ 330): Klasik Dönem heykelleri serbest duruşludur. Heykellerin vücudu ideal ölçülerdedir. Çoğunlukla atlet ve tanrı heykelleri yapmışlardır. Heykeller vücut anatomisine uygundur. Myron: Disk Atan Atlet Polycletos: Mızaklı Atlet Scopas: Tegea Tapınağı Alınlık Heykelleri
  • Hellenistik Dönem (MÖ 330 – MÖ 30): Hellenistik Dönem’de ise gerçekçi (realist) örnekleri görürüz. Portrecilik (baş heykeli) ön plandadır. Makedonyalı komutan Büyük İskender’in portresi en önemli örnek olarak kabul edilir ki; dönemin ünlü heykeltıraşı Lissippos’a aittir. Ayrıca İzmir’in Bergama ilçesindeki Zeus Sunağı heykelleri de bu döneme aittir.

Sunak: Eski Yunan’da üzerinde kurban kesilen, tanrıya hediye konulan masa şeklindeki adak taşı. Lahit: İçine ölülerin konulduğu, sanduka şeklindeki mezarlar.

Kabartma Sanatı: Tapınakların alınlıklarında; lahitlerin dış yüzeylerinde kabartmaların en önemlileri bulunur. Bergama dönemin en önemli heykeltıraşlık merkezidir. İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde sergilenen Ağlayan Kadınlar Lahdi ve İskender Lahdi dönemin en önemli kabartma örnekleridir.

ROMA SANATI

Bugünkü İtalya’nın kuzeyinde Latium bölgesinde birkaç köyden oluşarak kurulan eski Roma, daha sonra bütün Akdeniz ülkelerine hâkim olan bir İlk Çağ devleti ve imparatorluk hâline gelmiştir.

Romalılar tarihte pek çok ülkenin dilini, edebiyatını, yasalarını, yönetim biçimini ve mimarlığını etkilemiş, MS 375 yılında Kavimler Göçü neticesinde büyük bir sarsıntı yaşamış ve MS 395’te Batı ve Doğu Roma olmak üzere ikiye ayrılmıştır.

Doğu Roma (Bizans) İmparatorluğu 1453’ te Fatih Sultan Mehmet’ in İstanbul’ u fethetmesiyle yıkılmıştır (Batı Roma İmparatorluğu ise Bizans’ tan önce MS 476’ da Germen saldırılarıyla yıkılmıştır).

Mimarlık

Roma sanatında en başarılı alan mimarlıktır. Bunda kireç harcının kullanılmasının etkisi büyüktür. Ayrıca kemer ve kubbe gibi mimari elemanların kullanılması, daha geniş alanların örtülebilmesini sağlamıştır. Kubbe: Yarım küre şeklinde kavisli örtü sistemidir. Kemer: Üzerine binen ağırlığı taşıyıcı sütunlara aktaran kavisli, bağlayıcı mimari eleman

  • Tapınaklar: İlk kez yuvarlak planlı tapınaklar yapılmıştır. Roma şehrindeki Pantheon en önemli örnektir. Fransa’ da Nimes Tapınağı, Ankara Augustus Tapınağı (Ankara Kalesine çıkarken), Kütahya Çavdarhisar’ daki Zeus Tapınağı önemli örneklerdir.
  • Tiyatrolar: Roma tiyatroları çoğunlukla sütun ve kemerler üzerine inşa edilmiştir. Anadolu’ da Roma tiyatrolarına verebilecek çok güzel örnekler vardır ki Antalya Aspendos Tiyatrosu bunların başında gelir.
  • Amfitiyatrolar: Gladyatör ve vahşi hayvan mücadelelerinin yapıldığı Roma mimarisine özgü yapılardır. Roma’ daki Coloseum dünyaca ünlüdür.
  • Forumlar: Roma İmparatorluğu’nda halkın toplandığı, çeşitli sorunların görüşüldüğü açık meydanlardır. Forum Romanum en önemli örnektir.
  • Bazilikalar: Genellikle içinde mahkemelerin ve resmî ofislerin bulunduğu, halkın alışveriş de yapabildiği üzeri kapalı yapılardır.
  • Hamamlar: Roma hamamları inşaat tekniği açısından çok önemlidir. Suyun uzaklardan getirilebilmesi için su kemerleri, biriktirilebilmesi için sarnıçlar da yapılmıştır. Hamamlarda ayrıca duvarların içine künkler yerleştirilerek sıcak suyun geçişi sağlanmış ve böylece Hypocaust adı verilen bir ısıtma sistemi geliştirilmiştir. Kirli sular kanalizasyon sistemiyle dışarıya atılmıştır.
  • Su kemerleri: Roma’da su çok önemlidir. Bu nedenle su kemerleri önemli yapılardır.
  • Zafer Takları: Roma mimarisinin geliştirdiği yapı tiplerindendir. İmparatorların kazandığı zaferlerin anısına yapılan zafer takları (şenlik kemeri) nın çok güzel örnekleri vardır.
  • Şehir Kapıları: Yapı tipi olarak zafer taklarına benzer, Antalya, Side’deki şehir kapısı güzel ve önemli bir örnektir.
  • Evler : Roma evleri atrium adı verilen bir avluya açılan odalardan oluşur. Atrium (avlu) un ortasında bir havuz yer alır. Arka taraftaysa bahçe vardır.
  • Saraylar: Evlerin daha büyüğüdür. Zeminleri mozaik döşemeli, duvarları ise fresklerle süslüdür.

Heykel ve Kabartma Sanatı:

  • Romalılar, Yunan heykellerinin kopyalarını yapmışlardır. Bahçeleri, meydanları süslemek amacıyla yapılmışlardır.
  • Roma portrelerine ise ayrı bir başlık gerekir. Ölü kültürüne bağlı olarak gelişmiştir. Kişi öldükten sonra balmumundan maskesi hazırlanır.
  • Bu, cenazede taşındıktan sonra evin atrium (avlu) unda bir köşede korunur.
  • Özellikle imparatorların portreleri bu dönemin en önemli örnekleridir.
  • Roma Dönemi tarihî kabartmalarında ise, kazanılan bir zafer sonrası taşınan kabartmalı taş levhalar dikkate değer.
  • Ayrıca Roma sütunlarında (dikilitaş-obelisk), zafer taklarında, şehir kapılarında tarihî kabartmaların en güzel örnekleri görülür.
  • Bu kabartmalarda çoğunlukla imparatorun kazandığı zafer ve Roma tarihi anlatılır.

ERKEN HRİSTİYAN DÖNEMİ:

Hz. İsa’nın doğumundan (milat) başlayıp, MS 4.yy.da Roma İmparatoru Justinyanus’un Hristiyanlığı devletin resmi dini olarak kabul etmesine kadar geçen sürece Erken Hristiyan Dönemi denir. Bu dönemin sanatına da Erken Hristiyan Sanatı denir.

  • Roma İmparatorluğu’nun benimsediği din putperestliktir.
  • Hz. İsa’nın doğumu (sıfır-milat) olarak kabul edilir ki Hristiyan dininin doğuşu şeklinde benimsenmiştir.
  • MS 3. yy. dan itibaren Doğu Roma halkı Hristiyanlığı yavaş yavaş benimsemeye başlamış ancak devletin baskısı nedeniyle ibadetlerini gizli yapmışlardır.
  • Yer altına cenaze törenleri ve dinî ayinlerini yapmak amacıyla yaptıkları gizli tünel ve dehlizlere Katakomb adı verilir.
  • Bu katakombların duvarlarına Hristiyanlığı temsil eden semboller fresk tekniğiyle yapılmıştır. B
  • unlar balık, kuzu, çoban, üzüm salkımı, vazoda çiçek vs. gibi sembollerdir.
  • Bu nedenle Erken Hristiyan Sanatı’ na Sembolik Sanat da denir.

BİZANS UYGARLIĞI VE SANATI (MS 395 – 1453)

Mimari

Bizans sivil mimarisinde ise İstanbul (Bizans İmparatorluğunun başkenti Konstantinopolis) en güzel örnekleri barındırır. Meydanların en önemlisi günümüzdeki adıyla Sultan Ahmet Meydanıdır ki I. Theodosius Obeliski çok önemlidir. Obelisk: Dikilitaş anlamına gelir.

Bizans saray mimarisinin İstanbul’daki en önemli örneği ise Tekfur Sarayı’dır. İstanbul’daki Büyük Saray ise zamanımıza gelememiştir. Sadece bir duvar kalıntısı vardır.

Doğu Roma İmparatorluğu’nda (Bizans) su yapıları da önemlidir. Bozdoğan (Valens) su kemeri çok önemlidir. Şehre gelen sular sarnıç adı verilen su yapılarında depolanmıştır. Yerebatan ve Binbirdirek Sarnıçları ile Sultan Selim Camii yanındaki Çukurbostan Sarnıcı çok önemli örneklerdir.

Bizans’ta askerî mimarinin en önemli yapıları surlar ve kalelerdir. İstanbul ve İznik surları örnektir.

Resim Sanatı (Fresk-Mozaik): Bizans resim sanatında fresk ve mozaiklerin yanı sıra, ikonalar ve minyatürler (stilize kitap resimleri) küçük el sanatları olarak nitelendirilir.

Son dönem olan Paleologoslar Devri fresklerinin en önemli örnekleri Trabzon’daki Sümela Manastırı’ndadır.

Küçük El Sanatları: Altın taç, altın ve gümüş sürahiler, kadehler, fildişi kabartmalar, Bizans el yazmaları ve kumaşları küçük sanat eserleri arasında sayılabilir. El yazmaları çok önemlidir. Bunlar konuyla ilgili minyatür resimlerle süslüdür.

Fildişinden yapılmış kabartmalar (rölyef) önemli örneklerdir.

AVRUPA SANATI

ROMAN SANATI

Kilisenin ve din adamlarının çok etkili olduğu bir dönemdir Orta Çağ. Bu dönemde kilise yapımı kesinlikle birinci sıradadır. Hristiyanlığın Avrupa’da tamamen yayılmasıyla kilise ve din adamları devlet yönetiminde, sosyal hayatta tamamen egemen olmuş; bilimi, sanatı ve insanlığı aydınlığa götürecek her türlü atılımı reddetmişlerdir.

Orta Çağ Avrupa’sında yaşanan bu karanlık dönem skolastik düşüncenin egemen olduğu bir süreçtir.

SKOLASTİK DÜŞÜNCE (SKOLASTİK FELSEFE): İnanç ve bilgiyi, bilimi kiliseyle dinle uyumlu hâle getirmeye çalışan Orta Çağ felsefesi.

Bu düşünce doğrultusunda Roman üslubunun ilk örnekleri Fransa ve Almanya’da görülür. Daha sonra bütün Avrupa’yı etkisi altına almış, pek çok kilise, katedral ve şapel yapılmıştır. ŞAPEL: Küçük kilise KİLİSE: Hristiyan ibadethanesi KATEDRAL: Büyük ve gösterişli kilise.

Pisa Katedrali, vaizhanesi ve kulesi İtalya’nın Toscana bölgesinde (1153-1278) yapılmıştır. Kuledeki eğrilik inşaatın ileri bir döneminde zemindeki bir çökmeden kaynaklanmıştır.

GOTİK SANAT

Yaklaşık 1150-1550 yılları arasında devam etmiş bir üsluptur.

  • Roman sanatının sonlarına doğru Orta Çağ’ın düşünce sistemi olan skolastik felsefeden kopuş başlamış bu da Gotik sanatı hazırlayan temel unsur olmuştur.
  • Öncü ülke Fransa’dır.
  • Yapılarda yükseklik ve ferahlık vardır.
  • Daha çok aydınlanma penceresi kullanılmıştır.
  • Özellikle Gotik mimaride karşımıza çıkacak başlıca elemanları aşağıdaki gibi açıklayabiliriz

Paye: Duvar destek elemanı. Payanda olarak da geçer. Kemer: Üzerine binen örtü sisteminin ağırlığını taşıyıcılara aktaran kavisli, bağlayıcı mimari eleman. Vitray: Renkli camlarla yapılan bezeme, süsleme. (Renkli cam işçiliği). Portal: Ana kapı (Taç kapı). Gül Pencere: Roman ve Gotik mimaride katedrallerin ön cephelerinde girişin üstünde yer alan daire biçiminde vitraylı pencere. (Rozet pencere de denir).

Gotik üslubu yapılarının en önemlisi Venedik Dojlar Sarayı’dır.

RÖNESANS SANATI

Rönesans Nedir? Sözlük anlamı “yeniden doğuş” tur. 15. yüzyılın başında İtalya’da ortaya çıkıp, bütün Avrupa ülkelerini etkilemiştir. Hümanizm (insan sevgisi) temel felsefe olmuş, insan, bilim, sanat, sanatçı önem kazanmıştır. Floransalı Medici Ailesi sanata ve sanatçıya önem vermiş ve bu tutumlarıyla Rönesans hareketinin öncüsü olmuşlardır.

Rönesans sanatçıları, eserlerini yaparken Antik Çağ Yunan ve Roma sanat eserlerinden esinlenmişlerdir.

Rönesans’ı Hazırlayan Nedenler:

  • Sanat hareketlerinin 15. yy dan itibaren çok üst düzeye ulaşması,
  • Düşünürlerin, bilim adamlarının rahatça fikirlerini ortaya koymaya başlamaları,
  • Matbaanın bulunmasıyla, yeni buluşların ve fikirlerin her tarafa daha çabuk yayılması, böylelikle toplumun bilinçlenmesi,
  • Coğrafi keşifler sonucu Avrupa’nın sömürgelerinin artmasıyla zenginliğin de artması ve sanattan zevk alan zengin bir sınıfın (burjuva sınıfı) ortaya çıkması,
  • Fikir ve sanat insanlarını destekleyen ailelerin artması,
  • İstanbul’un Türkler tarafından fethedilmesiyle, İtalya’ya göç eden bilim adamlarının Müslüman toplumdan edindikleri bilgileri kullanmaları,

Mimarlık

  • Mimaride özellikle Antik Çağ (eski Yunan ve Roma) incelenmiş ve mimari elemanlarından yararlanılmıştır.
  • Yapılarda oran- orantıya çok önem verilmiş (altın oran), boyutların birbirine uyumuna dikkat edilmiştir.
  • Saray ve şato mimarisi önem kazanmıştır.
  • Halkın ihtiyacını karşılayacak sosyal yapılar inşa edilmiştir.
  • Yapıların cepheleri bol sütunludur.

Mimarlar ve Eserleri

BRUNELLESCHİ (BRUNELLESKİ)

  • Floransa Katedrali’nin Kubbesi
  • Pitti Sarayı
  • Pazzi Kilisesi
  • Öksüzler Yurdu

LEONE BATTİSTA ALBERTİ

  • Rucellai Sarayı
  • San Francesco Kilisesi

DONATO BRAMANTE

  • Mabetcik (Tempietto)

MİCHELANGELO (Ressam, heykeltraş ve mimardır)

  • Roma St. Peter Kilisesi
  • Kapitol Meydanı
  • Pieta (Michelangelo’nun imzaladığı tek eseridir)
  • Musa Heykeli

Pieta: Ölü İsa’nın annesi Meryem’in kucağındaki tasviridir.

Madonna: Bebek İsa’nın annesi Meryem’in kucağındaki tasviridir.

Heykel

  • Rönesans Dönemi’nde heykeltıraşlık mimarlıktan daha hızlı gelişmiştir.
  • İnsan heykelleri ön plandadır.
  • Tevrat ve İncil’den alınan dinî konuların yanı sıra, önemli kahramanlarda heykel ve kabartmalara (rölyef) konu olmuştur.
  • Heykel mimariden ayrılmıştır yani bağımsızdır.
  • Tunç ve mermer malzeme kullanılmıştır.

Heykeltıraşlar ve Eserleri

LORENZO GHİBERTİ

  • Floransa Vaftizhanesi’nin bronz kabartmaları

DONATELLO

  • Gattamelata Atlı Heykeli

LEONARDO DA VİNCİ

  • Milano’da bir heykel çalışması

Resim

  • Rönesans resminde perspektif (derinlik) önemli bir özelliktir.
  • Olayın geçtiği mekân önemlidir.
  • Koyu renklerin yanında canlı renkler de kullanılmıştır.
  • Yağlı boya tekniği geliştirilmiştir.

Ressamlar ve Eserleri

GHİOTTO

  • Altın Kapıda Karşılama

LEONARDO DA VİNCİ

  • Mona Lisa
  • Son Akşam Yemeği

TİZİANO

  • Lavinya
  • Vergi Parası
  • Bir Lady Portresi

ALBRECHT DÜRER

  • Kendi portresi
  • Tavşan

PİETER BRUEGEL

  • Yaşlı Köylü Kadın
  • Körler

BAROK SANAT

16. yy. ın sonunda İtalya’da doğmuştur ancak barok sanata geçmeden önce, 1520- 1580 yılları arasını kapsayan Rönesans’tan barok sanata geçiş dönemi vardır ki bu döneme Maniyerizm denir. Bu dönemde Rönesans’ın katı kuralları yavaş yavaş reddedilmeye başlanmıştır. Natürmort (ölü doğa) ve manzara resmi ilk kez bu dönemde görülür.

Barok Sanat: 16. yy. ın sonuna doğru İtalya’da doğmuş 18. yy.da tüm Avrupa’yı etkisi altına almıştır. Eserlerde anlatım oldukça abartılıdır. Çok yoğun süslemeli mimari yapıların bol olduğu bir sanat dönemidir.

Resim: Barok dönem resimlerinde çoğunlukla din adamlarının hayatı, mitolojik konular, kahramanlık öyküleri ve ünlü ailelerin tarihi işlenmiştir. Ayrıca manzara, natürmort (ölü doğa) ve grup resimleri de önem kazanmıştır. Çok kuvvetli ışık kullanılmıştır.

Ressamlar ve Eserleri

CARAVACCİO

  • Meryem, çocuk İsa ve Azize Anna

RUBENS

  • İsabella Brant’ın Portresi
  • İsabella Clara’nın Portresi

REMBRANDT

  • Anatomi Dersi
  • Gece Nöbeti

Heykel: Barok heykelleri hareketli yani dinamiktir. Çoğunlukla mermer malzeme kullanılmış ve üzeri cilalanmıştır.

Heykeltıraşlar ve Eserleri

BERNİNİ

  • Apollon ve Daphne (Defne)
  • Roma’da Dört Irmak Çeşmesi

Mimari

Bu dönem sarayın merkezî yönetiminin etkili olduğu bir süreçtir. Kralın Fransa’daki Versailles (Versay) sarayı bu gücün sembolüdür. Şato ve saray mimarisi ağırlıktadır. Taş ve mermer malzeme kullanılmıştır. Süslemeler abartılı ve gösterişlidir. Barok üslup İtalya’da çok gelişmiştir.

Mimarlar ve Eserleri

BORROMİNİ

  • Fransa Versailles (Versay) Sarayı
  • San Carlo Kilisesi

18. YÜZYIL SONRASI SANAT AKIMLARI

1. Neoklasisizm: 18. yüzyılın ikinci yarısında barok ve rokoko üsluplarına bir tepki olarak doğmuştur. Önce Avrupa’da başlamış, sonra Amerika’ya kadar yayılmıştır.

Rokoko : 1715-1774 yılları arasında Avrupa’da Aydınlanma Çağı’nda ortaya çıkan bir süsleme üslubudur. Başlı başına bir sanat akımı olarak görülmez. Türkçe karşılığı “düzgün olmayan inci” şeklinde söylenmektedir.

Neoklasisizm’ de eski Yunan ve Roma sanatı (Antik Çağ) döneminde kullanılan sanat öğelerine bir dönüş başlamıştır.

Mimarlık

Eski Yunan ve Roma tapınak planları, sütunlar, kubbeler sıklıkla kullanılmıştır. Toplumda ulusçuluk ve milliyetçilik kavramlarının çok güçlü olması eserlerin çoğuna yansımıştır.

Mimarlar ve Eserleri

ANDREA PALLADİO

  • Amerika Washington DC’deki Capitol
  • İtalya’da Villa Barbaro

Heykel: Çok az eser vardır. Beyaz mermer kullanılmıştır. Dönemin en ünlü heykeltıraşları arasında Danimarkalı Thorwaldsen ve Canova’yı sayabiliriz.

Resim: Pek gelişme görülmez. Konular Antik Çağ ve Yunan mitolojisi ile alakalıdır.

Ressamlar ve Eserleri

JACK LOUİS DAVİD

  • Horasların Yemini
  • Sabinlerin Kaçırılışı

2. Romantizm: 18. yüzyıl sonlarında İngiltere’de doğmuş bir sanat akımıdır. Edebiyatta ve resimde çok etkili olmuştur. 1789 Fransız Devrimi sonucunda gelişen özgürlük ve heyecan bu akımın doğuşunda etkilidir. Duygular ağır basar.

Ressamlar ve Eserleri

DELACROIX (DÖLACRUA)

  • Özgürlük

GOYA

  • Şemsiye

W. TURNER

  • Temerrer Gemisi

3. Realizm: Gerçekçilik akımıdır. Günlük yaşam ve sorunlar olduğu gibi ve ayrıntılarıyla anlatılır.

Ressamlar ve Eserleri

GUSTAVE COURBET

  • Köyde Kızlar
  • Taş Kıranlar
  • Karşılaşma

JEAN FRANSUVA MİLLET

  • Başak Toplayan Kadınlar
  • Angelius

4. Empresyonizm (İzlenimcilik): 19. yüzyılda ortaya çıkmış ve bütün sanat dallarını etkilemiştir. Herhangi bir nesnenin, bir olayın doğrudan doğruya anlatılması değil de onun bıraktığı etki ve duyguların, izlenimlerin anlatılmasıdır.

Ressamlar ve Eserleri

EDOUARD MONET

  • Kırda Kahvaltı
  • Kayık
  • Flüt Çalan Çocuk

CLAUDE MONET

  • İzlenim (Gündoğumu)
  • Bahçedeki Kadınlar

RENOİR

  • Mavi Kurdeleli Kız

Heykel: Heykeltıraşlıkta da empres-yonist (izlenimci) çalışmalar vardır. Heykeltıraş Rodin’in “Düşünen Adam” heykeli çok önemli bir örnektir. Heykelin aslı Paris’te Louvre Müzesi’nde olup, güzel bir kopyası İstanbul Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’ndedir.

Empresyonizm ’in içinden Paul Cezanne (Sezan) önderliğinde bir tepki akımı ortaya çıkmıştır ki Post Empresyonizm adını alır. Bu akımın ünlü sanatçıları ve eserlerini şöyle sıralayabiliriz.

PAUL CEZANNE

  • Maden Şatosu
  • Kart Oynayanlar
  • Madame Cezanne
  • Natürmort

VAN GOGH

  • Ayçiçekleri
  • Kendi portresi

CAMİLLE PİSSARO

  • Monmartre Bulvarı

PAUL GAUGİN (GOGEN)

  • Tahitili Kadınlar

5. Fovizm: 19. yüzyılın sonlarında gerçekçi canlandırmalara karşı çıkış başlamıştır. Ressam Henri Matisse tarafından Fransa’da geliştirilen bir sanat akımıdır. Çiğ ve bağıran renklerin kullanıldığı bu akım da modern resim akımlarından biridir. Kelime anlamı ‘’yırtıcılık’ ’tır. Bu üslubun tek sanatçısı Henri Matisse’dir.

HENRİ MATİSSE

  • Dans
  • Kırmızı Balıklar
  • Madam Matisse
  • Müzik

6. Kübizm: İzlenimciliğe tepki olarak çıkmıştır. Nesne ve varlıklar geometrik şekillerle anlatılır. Geleneksel resim anlayışına en güçlü karşı çıkıştır. En önemli ve öncü sanatçısı Pablo Picasso’dur.

PABLO PİCASSO

  • Balık
  • Avignonlu Kızlar
  • Yaşlı Gitarist
  • İki Erkek ve Güzel Kadın

7. Fütürizm: 1910-1930 yılları arasında İtalya’da gelişmiştir. Gelecekçilik anlamına gelir. Endüstrinin gelişmesiyle bu akım hız kazanmıştır. Fütürizm ’in öncüsü ressam Umberto Boccioni’dir.

UMBERTO BOCCİONİ (Ressam)

  • Galeride Ayaklanma
  • Ruh Durumları
  • Yükselen Kent

8. Ekspresyonizm (Dışavurumculuk): Duyguların ve iç dünyanın ön plana çıktığı 20. yy. sanat akımıdır. Politik iktidarsızlık ve ekonomik çöküntü ortamında Almanya’da ortaya çıkmıştır. İnsanların iç dünyasını açığa çıkaran bir akımdır.

EDWARD MUNCH

  • Korku ve Çığlık

VASİLY KANDİNSKY

  • Mavi Binici

9. Soyut Resim: Soyut sanat, 1910’lu yıllarda dünyanın çeşitli bölgelerinde birbirinden bağımsız sanatçılar tarafından ortaya atılmıştır. Bu sanat iki aşamalıdır: a. Soyutlama: Herhangi bir nesneyi, figürü tamamen soyut olarak tasvir eder. b. Figürsüz: Hiçbir figür kullanılmaz.

WASİLY KANDİNSKY

  • Çember

PİET MADRİAN

  • Kompozisyon

PİCABİA

  • Palyaçolar

10. Metafizik: Düş ve bilinçaltının dışa vurumudur. 1. Dünya Savaşı’nın getirdiği sıkıntılı, huzursuzluk ve yalnızlık metafizik resim için ilham kaynağı olmuştur.

11. Dadaizm (Kuralsızlık): Sanatta, anlatımda hiçbir kural tanımayan, başıboş bir yöntem izleyen bir akımdır. 1. Dünya Savaşı’nın ardından, savaşın barbarlığına tepki olarak doğmuştur.

MARCEL DUCHAMP

  • Satranç Oyunları
  • Merdivenden İnen Çıplak

MAX ERNST

  • Martının Çığlığı
  • Uçak Yutan Bahçe

12. Sürrealizm: 1916’dan bu yana etkisini sürdüren bir sanat akımıdır. Gerçeküstücülük olarak da bilinir. Figürler asla gerçek görüntülerine uygun değildir. Salvador Dali bu akımın öncüsüdür.

SALVADOR DALİ

  • Aziz Antonius’un Baştan Çıkarılışı
  • Uyku
  • Son Akşam Yemeği

13. Pop Art: 1950’li yıllarda İngiltere’de ortaya çıkıp, Avrupa’nın tamamına Amerika’ya yayılmış bir sanat akımıdır. Akımın temel dayanağı, gelişen sanayinin ürettiği malların reklamının yapıldığı afiş ve tanıtım panolarının hazırlanmasıdır.

ROY LICHTENSTEIN

  • Arabada

ANDY WARHOL

  • Marilyn

Random Posts

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*