AÖL İngilizce 3 kitabı ders notları özeti

1. SCHOOL LIFEOKUL HAYATI

Konu Kelimeleri ve Anlamları

aerobics = aerobik
arithmetic = hesap,ölçme,aritmetik
art = resim
astronomy and space club = Astronomi ve Uzay kulübü
biking Club = Bisiklet Kulübü
bulletin board = duyuru panosu
campus = kampüs
capri pants = kapri pantolon
chess club = Satranç kulübü
chess tournament = Satranç turnuvası
comb hair = saç taramak
computer club = Bilgisayar kulübü
computer softwares = bilgisayar yazılımı
debate club = Münazara kulübü
earth = dünya
exchange student = değişim öğrencici
experiment = deney
expressing likes and dislikes = sevilen ve sevilmeyen şeyleri açıklamak
far away = uzakta
favorite class = favori ders
first of all = öncelikle
foreign cultures = yabancı kültür
geography = coğrafya
get dressed = giyinmek
gravity and motion = yerçekimi ve hareket
greetings and introductions = selamlama ve giriş
hang up = (birşeyi) asmak
hiking and orienteering = yürüyüş ve koşma
history = tarih
if you want my opinion = Eğer bana soracak olursan…….
in my opinion = Bana göre
in the beginning = başlangıçta
information technology (IT) = bilişim teknolojisi
interactive flat panel = etkileşimli tahta
introduction to powerpoint = sunuma giriş
literature = edebiyat
map skills = harita becerileri
movie club = Sinema kulübü
opportunity = fırsat/imkan
originally = aslen
pen pal = mektup arkadaşı
physical education (PE) = beden eğitimi
put important notes and messages on bulletin board = ilan panosunda önemli notları ve mesajları yayınlamak, asmak
recreational = eğlence
regions of the world = dünyadaki bölgeler
school timetable = okul zaman çizelgesi
science = fen bilgisi
science club = Bilim kulübü
share = paylaşmak
states of matter = maddenin halleri
textbooks = ders kitapları
the middle ages = ortaçağ
theater history = tiyatro tarihi
trigonometry = trigonometri
typical = tipik
watercolor rainbows = Suluboya tekniği
way of life = yaşam tarzı
welcoming = iyi/samimi karşılama
wet chalk painting = ıslak tebeşirle boyama
word processing = (bilgisayar) yazı işleme
world war II = II.Dünya Savaşı
writers and directors = yazarlar ve yönetmenler

Aşağıdaki Commands (emir cümleleri), başında özne bulunmayan – fiille başlayan -, kişi(ler)den yapılması beklenilen eylem cümlelerini öğrenelim.

Answer the question! (Soruyu cevapla!)

Be quiet! (Sessiz ol! (Gürültü yapma!)

Be kind! (Kibar ol!)

Bring your books! (Kitaplarını getir!)

Brush your teeth! (Dişlerini fırçala!)

Close the window! (Pencereyi kapat!)

Come here! (Buraya gel!)

Clean the board! (Yazı tahtasını sil!)

Close your books! (Kitaplarını kapat!)

Do the homework! (Ev ödevini yap!)

Draw a picture! (Resim çiz!)

Get up early! (Erken kalk!)

Go to bed early! (Erken yat!)

Go to school! (Okula git!)

Keep the board clean! (Tahtayı temiz tut!)

Listen to me! (Beni dinle!)

Listen to the teacher! (Öğretmeni dinle!)

Look at the board! (Yazı tahtasına bak!)

Open the window! (Pencereyi aç!)

Open your books! (Kitaplarını aç!)

Pick up your pencil! (Kurşun kalemini al!)

Play the flute! (Flüt çal!)

Point to the map! (Haritayı göster!)

Put on your uniform! (Önlüğünü giy!)

Put up your finger! (Parmağını kaldır!)

Read the passage! (Pasajı oku!)

Repeat after me! (Benden sonra tekrarla!)

Run in the garden! (Bahçede koş!)

Turn the page! (Sayfayı çevir!)

Sit down! (Otur!)

Stand up! (Ayağa kalk!)

Study your  lessons! (Derslerine çalış!)

Take your ruler! (Cetvelini al!)

Turn off the lights! (Lambaları kapat!)

Turn off the tap! (Musluğu kapat!)

Turn on the lights! (Lambaları aç!)

Wake up early! (Erken uyan!)

Write your name! (Adını yaz!)

Don’t ile başlayan emir cümlesiyle yasaklama

Don’t be late! (Geç kalma!)

Don’t bring your toys in the classroom! (Sınıfa oyuncaklarını getirme!)

Don’t cheat in the exam! (Sınavda kopya çekme!)

Don’t come to class late! (Derse geç gelme!)

Don’t draw on the walls! (Duvarlara resim çizme!)

Don’t eat hamburgers! (Hamburger yeme!)

Don’t drop litter on the floor! (Yere çöp akma!)

Don’t fight! (Kavga etme!)

Don’t make noise! (Gürültü etme!)

Don’t shout! (Bağırma!)

Don’t sleep in the class! (Sınıfta uyuma!)

Don’t sit on the grass! (Çimlere oturma!)

Don’t stand on the table! (Masanın üzerine çıkma!)

Don’t play ball in the class! (Sınıfta top oynama!)

Don’t run in the corridors! (Koridorlarda koşma!)

Don’t talk loudly in the class! (Sınıfta bağıra bağıra konuşma!)

Don’t write on the desk! (Sıranın üzerine yazı yazma!)

Okula Hazırlanmak Konulu Diyaloglar

DiyalogWaking up for schoolOkul için uyanmak
AWake up, it’s time for school.Uyan, okul zamanı.
BI’m so tired. Let me sleep for ten more minutes.Çok yorgunum. 10 dakika daha yatıyım.
AYou have to get up and get ready for school.Kalkıp okul için hazırlanman gerekiyor.
BI know, but just ten more minutes.Biliyorum, sadece 10 dakika daha.
AI can’t let you go back to sleep, because you won’t wake back up.Tekrar uyumana izin veremem, çünkü tekrar uyanamazsın.
BI promise I’ll wake up, in ten minutes.Söz veriyorum uyanıcam, 10 dakika içinde.
AYou still need to eat breakfast, take a shower, and get dressed.Ama kahvaltı yapman, duş alman ve giyinmen gerekiyor.
BI realize that, and I can do all that when I wake up in ten minutes.Farkındayım, onların hepsinin uyanınca 10 dakikada yaparım.
AI don’t want you to be late for school todayOkula geç kalmanı istemiyorum.
BI’m not going to be late today.Bugün geç kalmıyacağım.
AFine, ten more minutes.İyi, 10 dakika daha.
BThank you.Teşekkür ederim.

Öğretmen Öğrenci Diyalogları

Ms Jale: Good morning, I’m Ms Jale and im your chemistry teacher.

Günaydın Ben Bayan Jale ve sizin kimya öğretmeninizim!

Ali : Hi! I’mAli, nice to meet you teacher.

Ben Ali, memnun oldum öğretmenim.

Ms Jale: Ali, this is your classroom, why you are not in the class, and still drinking tea?

Ali, bu senin sınıfın, neden hala sınıfta olmak yerine çay içiyorsun?

Ali: Sorry, i go to class immediately.

Üzgünüm, hemen sınıfa geçiyorum.

2. PLANS  PLANLAR

Konu Kelimeleri ve Anlamları

all over the world = tüm dünyada 
arrangement = düzenleme
ashamed = utanmış
assess your time = zamanı değerlendirmek
assess = değerlendirmek
blank DVDs = Boş dvdler
calender = takvim
classmates = sınıf arkadaşı
cooky = kurabiye
disappointed = hayal kırıklığına uğramış
driver’s license = sürücü belgesi 
effectively = zamanı etkili yönetmek
electronic tools = elektronik araçlar
famous musician = ünlü müzisyen 
exhausted = tükenmiş
glue stick = yapıştırıcı
go online = çevirimiçi olmak 
go shopping = alışverişe gitmek
In reality = gerçekte
invitation card = davetiye kartı
keep a track = takip edin
manage = yönetmek
make a planner = bir planyacı yapın
move to another city = başka bir şehre taşınmak
part-time job = yarı zamanlı iş 
note down = not almak
priorities = öncelikler
refresh mind = zihni yenilemek
refresh = tazelemek
reminder cards = hatırlatma kartları
responsible = sorumlu
review = gözden geçirmek
save money = para biriktirmek 
soccer trainer = futbol eğitmeni 
set your priorities = önceliklerinizi belirleyin
success = başarı
deadline = son tarih
truth = gerçek
up-to-date dictionary = güncelleştirilmiş sözlük
USB storage = Usb depolama
visit relatives = akrabaları ziyaret
use a calendar = takvim kullanmak
visual reminder = görsel hatırlatıcı

Geleceğe dönük olarak yapmış olduğumuz planlardan bahsetmek için be going to kalıbını kullanarak geleceğe dönük planlar anlatılır.

What will you this evening? Bu akşam ne yapacaksın”.

I’m going to visit my grandmother this evening. Bugün öğleden sonra büyük annemi ziyaret edeceğim.

Murat and Özlem are going to marry next month. Murat ve Özlem gelecek ay evlenecekler.

Gelecekte herhangi bir olayın olacağına dair kesin bir belirti varsa.

I think it is going to rain. I just felt a drop. Sanırım yağmur yağacak, bir yağmur damlası hissetim.

You are yawning very much. You’re going to sleep. Çok esniyorsun yakında uyuyacaksın. 

Do you have a plan for the weekend? Haftasonu için bir planın var mı?

Yes, I’m going to paint the walls. Evet, duvarları boyayacağım.

Olumlu cümle örnekleri 

I am going to see Ali tonight. Bu akşam Ali’yi görmeye gideceğim.

You are going to stay at Rixos hotel during your journey. Seyahatiniz boyunca Rixos otelde kalacaksınız.

She is going to be 18 years this month. O bu ay 18 yaşına basacak.

He is going to go to Ankara next moth. O gelecek ay Ankara’ya gidecek. 

It is going to rain today. Bugün yağmur yağacak.  

We are going to move to London next year. Gelecek yıl Londra’ya taşınacağız.

They are going to drink milk this afternoon. Onlar bu öğleden sonra süt içecekler.

Sarp and Mine are going to run tomorrow. Sarp ve Mine yarın koşacaklar.

Olumsuz cümle örnekleri

He is not going to stay at home this Sunday. O bu Pazar evde kalmayacak.  

We are not going to go picnic this weekend. Bu hafta sonu piknik yapmayacağız.

He is not going to work. O eçalışmayacak.

I am not going to come today Bugün gelmeyeceğim.

I don’t see any cloud, It is not going to rain. Hiç bulut görmüyorum, yağmur yağmayacak.  

My friend said that He is not going to holiday. Arkadaşım tatile gitmeyeceğini söyledi.

We are not going to school in the summer. Biz yazın okula gitmeyeceğiz.

Soru cümle örnekleri 

Are you going to go army when You are 20.  20 yaşına geldiğinde askere gidecek misin? 

Are you going to play football. Futbol mu oynayacaksın? 

Is he going to Cinema? O sinemaya mı gidecek? 

Are they going to buy a new car? Onlar yeni bir araba mı satın alacak? 

What are you going to do tonight? Bu akşam ne yapacaksın? 

What are you going to do after the summer holiday?  Yaz tatilinden sonra ne yapacaksın?

3. LEGENDARY FIGURE – EFSANEVİ FİGÜRLER

Konu Kelimeleri ve Anlamları

Attack: hücum, saldırı
Banquet: ziyafet
Blind: kör
Boiling with rage: küplere binmek
Borrow: ödünç almak
Brave: cesur
Coast: kıyı, sahil
Cruel: gaddar, hain
Defeat: yenmek, bozguna uğratmak
Dunk: batırmak
Epic tales: destansı hikayeler
Fight: kavga, dövüş
Find out: keşfetmek, discover
Fort: kale
Front line: cephe
Fur coat: kürk
Generation: nesil
Granny: nene
Grow up: büyümek
Hall: salon
Housekeeper: hizmetçi
Ignore: önemsememek
In no time: çabucak,hemen
Invade: saldırmak
Masterpiece: başyapıt
Mausoleum: kabir
Motherland: vatan, memleket
Noble: soylu, asil
Offer: teklif, önerİ
On cloud nine, extremely happy: bulutların üzerinde, çok mutlu
Orally: sözlü olarak
Plainly: sade
Pot: kazan
Put on: giymek, wear
Put up: inşa etmek
Raid: baskın
Respect: saygı
Return: geri dönmek
Revenge: öc, intikam
Ruler: hükümdar
Silk: ipek
Statue: heykel
Storyteller: öykücü
Unique: tek, eşsiz
Veteran: kıdemli, çok tecrübeli
Vizier: vezir
Welcome: karşılamak
Witty: esprili

Ataturk’s Life – Atatürk’ün Hayatı

Atatürk was born in 1881 in Salonika. Atatürk 1881’de Selanik’te doğdu. 

His mother’s name was Zübeyde Hanım, his father’ name was Ali Rıza Efendi. Annesi Zübeyde Hanım, babası Ali Rıza Efendi’dir. 

Firstly he went to the religious school reluctantly for a short time and then he registered to Şemsi Efendi School. İlk önce isteksiz bir şekilde kısa süreliğine din okuluna gitti, sonrasında da Şemsi Efendi Okulu’na kayıt oldu. 

Without telling his parents, Atatürk attended to the military exam and he went on his school life in military schools. Ailesine söylemeden askeri sınava girdi ve okul hayatına askeri okullarda devam etti. 

In 1893, his mathematics teacher gave him a second name, Kemal (meaning perfection and maturity). 1893 yılında matematik öğretmeni tarafından adına “Kemal” (mükemmellik ve olgunluk anlamında) ilave edilerek Mustafa Kemal adını aldı. 

After graduated from military school, he began to his job carrier in Damascus. Harp Akademisi’nden yüzbaşı rütbesiyle mezun olarak Şam’da göreve başladı.

In the times of Ottoman Empire, he attended to the Tripoli War, Balkan Wars and First World War. 

Osmanlı Devleti zamanında Trablusgarp Savaşı, Balkan Savaşları ve I. Dünya Savaşı’na katıldı. 

After defeated in First World War, Ottoman Empire signed Armistice of Mudros. Osmanlı Devleti I. Dünya Savaşı’ndan yenik ayrılınca Mondros Ateşkes Antlaşması imzalandı. 

As a result of this armistice, national territory was begun to occupy, thus in 19 May 1919, Mustafa Kemal began to his journey to Samsun to start national resistance. Bu antlaşma uyarınca vatan topraklarının işgalinin başlaması üzerine Mustafa Kemal, 19 Mayıs 1919’da Samsun’a çıkarak milli mücadeleyi başlattı.

After issuing Havza and Amasya Circulars, he gathered Erzurum and Sivas Congress.  Havza ve Amasya Genelgelerini yayınladıktan sonra, Erzurum ve Sivas Kongrelerini topladı. 

In Sivas Congress, he gathered together all national associations in one union and assembled Defense of Rights for Anatolia and Roumelia. Sivas Kongresi ile bütün milli cemiyetleri tek çatı altında birleştirerek Anadolu ve Rumeli Müdafaai Hukuk Cemiyeti’ni kurdu. 

After Sivas Congress, he had a conference with Istanbul Government about Amasya Negotiation. Sivas Kongresi’nin ardından İstanbul Hükümeti ile Amasya Görüşmesini yaptı. 

Thus, Istanbul Government recognized formally the name of Representation Committee. Böylece İstanbul Hükümeti, Temsil Heyetinin varlığını resmen tanımış oldu.

Mustafa Kemal was selected as a president of the assembly and government on 23 April 1920 with establishing of the Grand National Assembly. 

Mustafa Kemal, 23 Nisan 1920’de TBMM’nin açılması ile Meclis ve Hükümet Başkanlığına seçildi. 

On 5 August 1921, Mustafa Kemal was promoted to Commander in chief of the forces by the Grand National Assembly. 5 Ağustos 1921’de kendisine Meclis tarafından Başkomutanlık görevi verildi. 

After Battle of Sakarya victory, on 19 September 1921, Mustafa Kemal Pasha was graced by the Grand National Assembly the rank of “Marshal” “Ghazi”. Sakarya Savaşı’nın kazanılmasının ardından, Gazilik ünvanı ve Mareşallik rütbesi ile onurlandırıldı. 

Ghazi Mustafa Kemal who rescued the country from the enemies began the first president of the Republic of Turkey with the establishment of republic on 29 October 1923. Düşmanın tamamen yurttan atılmasını sağlayan Gazi Mustafa Kemal, 29 Ekim 1923’de Cumhuriyetin ilan edilmesi ile beraber Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk Cumhurbaşkanı oldu. 

In 1934, the surname of “Atatürk” was given to Ghazi Mustafa Kemal by the assembly. 1934 yılında Gazi Mustafa Kemal’e meclis tarafından “Atatürk” soyadı verildi. 

Atatürk made the Republic of Turkey to reach the status of civilized countries with his revolutions. Atatürk, gerçekleştirmiş olduğu inkılâplar ile Türkiye Cumhuriyeti’nin medeni ülkeler seviyesine çıkmasını sağladı. 

Ghazi Mustafa Kemal, the founder of the Republic of Turkey, died on 10 November 1938 in Dolmabahçe Palace. Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk, 10 Kasım 1938’de Dolmabahçe Sarayı’nda hayata gözlerini yumdu.

4. TRADITIONS – GELENEKLER

Konu Kelimeleri ve Anlamları

admire = hayran olmak
agriculture = tarım
alike = benzer
ancestor = ata
arrival = geliş
attitudes and feelings = tutumlar ve duygular
batik mumla = kumaş boyama
beloved = sevgili
bigger gap = büyük boşluk
blow the candle = mum üflemek
brand-new = yepyeni
buggy = fayton
carpet weaving = halı dokuma
carrying loads = yük taşıma
central heating boiler = kombi
climate = iklim
close-fitting = üste oturan (giysi)
clothing = giyim
coincidence = rastlantı
community = topluluk
complexity = karmaşa
conservative = muhafazakar
contemporary = modern
contrast = karşılaştırmak
copper work = bakır işi
cottage = kulübe
countryside = kırsal bölgeler
curved = kavisli
dawn = şafak
descendant = neslinden olan
development = gelişme
digestion =sindirim
disappear = gözden kaybolmak
disease = hastalık
dishwasher = bulaşıkçı
drip = damla
dryer machine = kurutma makinesi
elevator = asansör
embroidery = nakış
equipment = araç gereç
fame = nam, ün
farming = çiftçilik
fashion industry = moda endüstrisi
fertile land = verimli arazi
funeral = cenaze
gather = toplanmak
global world = küresel dünya
handcraft = el sanatı
hanging the clothes out = giysileri asmak
heating the room with a stove = soba ile odayı ısıtmak
home-based = ev tabanlı
household = chores ev işleri
housing = konut
Indonesia = Endonezya
income level = gelir seviyesi
incredible = inanılmaz
ingredients = içindekiler
innovation = yenilik
invention = buluş
keep up with = ayak uydurmak
landline = sabit telefon hattı
legendary = efsanevi
loose = dökümlü (giysi)
machinery = makineler
Malaysia = Malezya
Mediterranean = Akdeniz
milking machine = süt sağma makinesi
milking the cow = ineği sağmak
nutritious = besleyici
ornament = süslemek
pesticide = böcek ilacı
plain = sade
plowing = pullukla sürme
plowing machine = pulluk
plowing the land = toprağı sürmek
pottery = çömlekçilik
preserve = korumak
primitive = ilkel
production economy = üretim ekonomisi
profit oriented = kar odaklı
region = din
regional = bölgesel
resist = direnmek
revolutionary = devrimci
rooster = horoz
self-sufficient = kendine yeten
smart phone = akıllı telefon
social life = sosyal hayat
soil = toprak
space ship = uzay gemisi
speculative = spekülatif
spicy = baharat
stick to = bağlı kalmak
Swiss = İsviçre halkı
thus = böylece
tile making = çinicilik
traditions = gelenek görenek
transportation = ulaşım
until a certain age = belirli yaşa kadar
vivid colors = canlı renkler
washing machine = çamaşır makinesi
washing the clothes by hand = çamaşırları elde yıkamak
washing the dishes = bulaşıkları yıkamak
wind mill = rüzgar değirmeni
workaholic = işkolik
worldwide = dünya çapındaki

Hacivat Karagöz Türkçe İngilizce Konuşmaları

HACIVAT:MERHABA KARAGÖZ.
Hello Karagöz.
 
KARAGÖZ:MERHABA HACICAVCAV.
Hello Hacıcavcav.
 
HACIVAT:NE VAR NE YOK ?
What’s up ?
 
KARAGÖZ:HERŞEY VAR,HİÇBİR ŞEY YOK !
There is everything,but there is nothing !
 
HACIVAT:NE DEMEK BU  ?
What is the meaning of this ?
 
KARAGÖZ:ANLATAYIM.İYİ DİNLE !
Let me tell you.Listen well !
 
HACIVAT:ANLAT ! DİNLİYORUM.
Explain ! I am listening (to you).
 
KARAGÖZ:NE DİNLİYORSUN ? BEN HİÇBİRŞEY DUYMUYORUM.
What are you listening to ? I am hearing nothing.
 
HACIVAT:KARAGÖZÜM SEN NEDEN SÖZ EDİYORSUN ?
Karagözüm what are you talking about ?
 
KARAGÖZ:SEN BİRŞEY DİNLİYORSUN AMA BEN DUYMUYORUM.
You are listening something but I am not hearing it .
 
HACIVAT:KARAGÖZÜM BENİ DELİ EDİYORSUN ?
You are making me crazy.
 
KARAGÖZ:BEN Mİ ?
Am I ?
 
HACIVAT:EVET,SEN !
Yes,you are !
 
KARAGÖZ:HİÇ SES YOK.VE SEN DİNLİYORSUN.SONRA DA BANA
KIZI YORSUN.BİLİYOR MUSUN,SENİ ANLAMAK BAZEN ÇOK ZOR.
There is no voice.And you are listening to it.And you are getting
angry with me.Do you know,impossible to understand you
sometimes.
 
HACIVAT:BEN GİDİYORUM.
I am going.
 
KARAGÖZ:NEREYE VE NEYLE ?
Where and how ?
 
HACIVAT:UZAĞA.ATLA,EŞEKLE,DEVEYLE.
Far away ! By horse,by donkey,by camel.
 
KARAGÖZ:UKALA ! GEL BURAYA ! DUR ! DİNLE !
Wiseacre ! Come here ! Stop ! Listen !
 
HACIVAT:NE DİNLEYEYİM ?
What shall I listen to ?
 
KARAGÖZ:NE DUYUYORSUN,ONU DİNLE !
Listen to,what ever you are hearing.
 
HACIVAT:HAYIR,HAYIR BEN GİDEYİM.
No no,I shall go.
 
KARAGÖZ:KENDİNE DİKKAT ET !  UKALA !
Take care of yourself. You wiseacre !

Turkish handcrafts in Anatolia – Anadolu’da Türk el sanatları

The word of Anatolia comes from word in Greek ‘’Anatoli’’ which means where sun is born.
Anadolu kelimesi Yunanca’da  Güneş’in doğduğu yer anlamına gelen ‘’Anatoli ‘’kelimesinden gelmektedir.
 
Handcrafts is a type of traditional work where useful and decorative goods are made completely by hand or by using only simple tools.
El sanatları kullanışlı ve dekoratif eşyaların tamamı ile basit araçlar kullanarak ya da el ile yapıldığı geleneksek bir çalışma biçimidir. 
 
Handcrafts are significant documentations of cultural personality of one country.
El sanatları bir ülkenin kültürel kişiliğinin önemli dokümantasyonlarıdır. 
 
The Traditional Turkish Handcrafts formed the richest mosaic combining cultural heritages of many civilizations with main values.
Geleneksel Türk El Sanatları, temel değerler ile birçok medeniyetin kültürel miraslarını birleştirerek zengin bir mozaik oluşturmuştur.
 
The culture of most of civilizations which survived in Anatolia, after the settlement of Turks continued  by a new synthesis of Turkish handcrafts.
Anadolu’da yaşamış birçok medeniyetlerin kültürü, Türklerin yerleşmesinden sonra Türk El Sanatları’nın yeni sentezi ile devam etti. 
 
For this reason,  the origin of Turkish handcrafts is based on very old time and carries grand significance from the point of social and cultural view.
Bu nedenle, Türk El Sanatları’nın kökü çok eskiye dayanır ve sosyal ve kültürel açıdan büyük önem taşımaktadır. 
 
Traditional Turkish Handcrafts are sorted such as carpet and kilim labor, weaving, pottery, ceramic pottery, musical instruments making, wood crafting.
Geleneksel Türk El Sanatları halı, kilim işçiliği, dokuma, çinicilik ve seramik, müzikal aletlerin yapımı, ahşap işçiliği.
 

Turkis Culture – Türk Kültürü

Turkey ‘s Culture and traditions with generability is very nice with a culture
Türk’ün Kültürü genelekleriyle ve görenekleriyle çok güzel bir kültürdür .

If the sample data such as type of culture in the great feast of the hand to be kissed.
Türk kültüründen örnek verirsek mesela bayramlarda büyüklerin elinin öpülmesi.

Shooting in the air is regarded as a celebratory gesture in Turkish culture.
Havaya ateş açmak, Türk kültüründe bir sevinç ve kutlama hareketi olarak görülüyor.

5. TRAVEL – SEYAHAT

Seyahat – To travel

  • I want to travel to Europe next summer. Bir sonraki yaz Avrupa’ya seyahat etmek istiyorum.
  • Murat wants to travel the world. Murat dünyayı gezmek istiyor.

Yurt dışına seyahat – To travel abroad

  • My brother loves to travel abroad. Kardeşim yurtdışına seyahat etmeyi çok seviyor.

(Ulaşım şekliyle) gezmek-To travel by 

  • My friend wants to travel America by car. Arkadaşım Amerika’yı arabayla gezmek istiyor.
  • I’m going to Ankara by bus. Ankaraya otobüs ile gidiyorum.

Hazırlık-Preparation

  • I’m making early preparations for my travel. Yolculuğum için erken hazırlık yapıyorum.

Pasaport-Passport

  • Don’t forget to bring your passport with you. Pasaportunu yanında getirmeyi unutma.
  • I can’t find my passport. Pasaportumu bulamıyorum.

Otel ayırtmak-To book a hotel

  • I booked a hotel for next week. Bir sonraki hafta için otel ayırttım.
  • We should book our hotel before we leave. Hotelimizi gitmeden önce ayırtmalıyız.

Bilet-Ticket

  • I bought my plane ticket online. Uçak biletlerimi internetten satın aldım.
  • The interrail ticket cost me 300 euros. Interrail biletleri bana 300 euroya mal oldu.

Vizeye başvurmak-To apply for visa

  • I applied for the visa a month ago. Vizeye bir ay önce başvurdum.
  • When did you apply for the visa? Vizeye ne zaman başvurdun?

Konsolosluk-Consulate

  • Is there any news from the consulate? Konsolosluktan haber var mı?
  • I have to go to the Austrian consulate in order to get my visa. Vizemi almam için Avusturya konsolosluğuna gitmem gerekiyor.

Evrak işleri – Paper work

  • The paperwork required to get the visa is too much. Vize almak için gerekli olan evrak işleri çok vazla.
  • I have to complete this paperwork. Bu evrak işlerini tamamlamam lazım.

Bavul – Suitcase

  • I have to unpack my suitcase. Bavulumu boşaltmam lazım.
  • I need a new suitcase. Yeni bir bavula ihtiyacım var.

Az para ile birşey yapmak – To be on a budget

  • I am going to travel Europe on a budget. Avrupayı az parayla/Ucuza gezeceğim.
  • How can i travel on a budget? Az parayla nasıl seyahat edebilirim?
  • I can’t spend too much money, I’m on a budget. Çok fazla para harcayamam, az param var/Bütçem az.

Not: Bazı cümlelerde travel Europe ve bazılarında travel to Europe yazılıyor. Arada bir fark var. “Travel Europe” dendiği zaman “Avrupayı gezmek” denmiş oluyor.”Travel to Europe” dendiği zaman ise “Avrupa’ya seyahat” demiş oluyor.

Para harcamak – To spend money

  • I can’t spend more than 100 liras. 100 liradan fazla harcayamam.
  • I spent 250 liras last week. Geçen hafta 250 lira harcadım.
  • I am going to spend 130 liras on my shoes.(Ayakkabılarıma 130 lira harcayacağım.)

Konaklama – Accommodation

  • We need to plan our accommodation. Konaklamamızı planlamamız lazım.
  • Accommodation is not an issue. Konaklama bi sorun değil.

Sırt çantası – Backpack

  • Our backpacks are very cheap. Sırt çantalarımız çok ucuz.
  • We need to buy high quality backpacks. Yüksek kalitede sırt çantaları almalıyız.

Havaalanı – Airport

  • Hurry!We are going to be late for the airport. Acele et!Havaalanına geç kalacağız.
  • My friend will drop me off at the airport. Arkadaşım beni havaalanına bırakıcak.

Not: Son cümlede “Drop off” kullandım.Buna İngilizce’de idiom deniyor.Idiom, birkaç kelimenin bir araya gelmesiyle tamamen farklı anlamda bir kelimenin oluşmasıdır.Günlük hayatta sıkça kullanılırlar(Hang out, rip off, take out gibi).Burada “Drop off” bir yere bırakmak anlamına geliyor.

Uçuş – Flight

  • How was your flight? Uçuşun nasıl geçti?/Yolculugun nasıl geçti?
  • We wish you to have a pleasant flight. İyi bir yolculuk geçirmenizi diliyoruz.

Rötar – Delay

  • Do you know what’s causing the delay? Gecikmenin sebebini biliyor musun?
  • I get frustrated by small delays. Küçük gecikmelerden ötürü sinirleniyorum.
  • Our flight was delayed by 15 minutes. Uçuşumuz 15 dakika rötarlı.

Yurt dışı uçuşlar – International flights

  • I need to find a website that sells cheap international flight tickets. Ucuza yurt dışına uçuş bileti satan bir site bulmalıyım.

Yurt içi uçuşlar – Domestic flights

  • If your flight is domestic you don’t have to be at the airport 2 hours before your flights. Eğer uçuşun yurt içi uçuşuysa havaalanına uçuşundan 2 saat önce gelmene gerek yok.

Bagaj – Luggage

  • I am going to pick up my luggagefirst. Önce bagajımı alacağım.
  • Your luggage shouldn’t be so heavy. Bagajın bukadar ağır olmamalı.

Kalkış saati – Departure time

  • The departure time of my flight is 10 am. Uçağın kalkış saati sabah 10.

Varış saati – Arrival time

  • Can you send me your arrival time? Varış saatini bana yollar mısın?
  • I am not sure about my arrival time. Varış saatimden emin değilim.

Zaman dilimi – Time zone

  • You should not forget to adjust your clock when traveling to a different time zone. Başka bir zaman dilimine seyahat ederken saatini ayarlamayı unutmamalısın.

Random Posts

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*