AÖL İNGİLİZCE 1

TO BE (am- is-are)
(Şimdiki Zaman Yapısı)

Olumlu Yapıda Kullanılışı 

To Be Kısa yazılışıÖrnek
I am I’mI’m from İstanbul.
You are You’reYou’re Turkish.
He is He’sHe’s forty years old.
She isShe’sShe’s a doctor.
It isIt’sIt’s a cat.
We are We’reWe’re ill.
You are You’reYou’re nurses.
They areThey’reThey’re talking.

Olumsuz Yapıda Kullanılışı 

To Be Kısa yazılışıÖrnek
I am notI’m notI’m not from İstanbul.
You are notYou’re notYou’re not Turkish.
He is notHe’s notHe’s not forty years old.
She is notShe’s notShe’s not a doctor.
It is notIt’s notIt’s not a cat.
We are notWe’re notWe’re not ill.
You are notYou’re notYou’re not nurses.
They are notThey’re notThey’re not talking.

To Be Cümle Örnekleri

  • I am a teacher. ( Ben bir öğretmenim.)
  • You are a architect. (Sen bir mimarsın.)
  • He is a dentist. (O bir dişçidir.)
  • He is smart. (O zekidir.)
  • She is my mother. (O benim annem.)
  • His hands are clean. (Onun elleri temiz.)
  • Ali is ill. (Ali hasta.)
  • House door open. (Evin kapısı açık.)
  • Sıla is at school. (Sıla okuldadır.)
  • I am 30 years old. (Ben 30 yaşındayım.)
  • The food is delicious. (Yemek lezzetli.)
  • Metin’s eyes are blue. (Metin’in gözleri mavi.)
  • It is Linda’s bag. (O linda’ın çantası.)
  • They are in the bank. (Onlar bankadalar.)

To be Soru Yapısı

Soru Olumlu Kısa Cevap Olumsuz Kısa Cevap
Am I smart?Yes, you are. No, you aren’t.
Are you a doctor? Yes, I am.No, I am not.
Is he a teacher? Yes, he is. No, he isn’t.
Is she from Turkey? Yes, she is. No, she isn’t.
Is it a crow? Yes, it is. No, it isn’t.
Are we sure? Yes, we are. No, we aren’t.
Are you family? Yes, we are. No, we aren’t.
Are they visitors? Yes, they are. No, they aren’t

Birisiyle yeni tanışırken kullanabileceğiniz ifadeler aşağıdaki tabloda verilmiştir:

Hello

Hi!

Hey!!

Merhaba

How are you?

What’s up?

How is it going?

Nasılsın(ız)?

Naber?

Nasıl gidiyor?

Good
Fine
Not bad
Great
OK
İyi
İyi \ Güzel
Fena değil
Harika
Tamam
Long time no seeUzun zamandır görüşemiyoruz.
Nice to see you again
Great to see you.
Nice to meet you.
Seni yeniden gördüğüme sevindim.
Seni görmek güzel \ harika.
Tanıştığımıza memnun oldum.
Where are you from?Nerelisin(iz)?
I am from ……..Ben ……….. lıyım.
How old are you?

Kaç yaşındasın(ız)?

I am —– years old.

Ben ……….. yaşındayım.

Good bye!
Bye
Catch you later!
See you soon / later / then.
Hoşçakal
Hoşçakal
Sonra \ daha sonra \ yakınlarda görüşürüz.

Subject Pronouns (kişi zamirleri ) and Possessive Adjectives (iyelik sıfatları)

Kişi zamirleri (Ben, Sen, O, Biz, Siz, Onlar) bir cümle içinde ismin yerine kullanılır ve aynı zamanda cümlede özne yerine geçerler. Kişi zamirlerini Tekil Kişi Zamirleri (Singular Subject Pronouns) ve Çoğul Kişi Zamirleri (Plural Subject Pronouns) olmak üzere iki grupta toplayabiliriz.

Singular Subject PronounsPlural Subject Pronouns
IBenWeBiz
YouSenYouSiz
HeO (Erkek
İsmin Yerine)
TheyOnlar
SheO (Kadın
İsmin Yerine)
  
ItO (Cansızlar ve cinsiyetini bilmediğimiz
hayvanların yerine)
  

Possessive Adjectives iyelik yani sahiplik sıfatlarıdır. Cümleye aitlik
anlamı katar. (benim, senin, onun, bizim, onların)
eg. A: Is it your book?
B: Yes, it is my book.

PRONOUNS

Personal

ADJECTIVES

Possessive

I
You
He
She
It
We
They
My
Your
His
Her
Its
Our
Their

HAVE GOT / HAS GOT

“Have got/Has got” yapıları sahiplik bildiren yapılardır.
Bir cümlede ‘‘have got’’ veya ‘‘has got’’ kullanımına karar vermemiz cümlede bahsedilen kişi/kişi zamirlerine göre değişiklik gösterir.
Aşağıda belirtilen tablolarda have got / has got kullanımının kişi/kişi zamirlerine göre olumlu, olumsuz ve soru yapılarında kullanımları yer almaktadır.

POSITIVE FORM (OLUMLU YAPI)

Kişi Zamirleri
(Subject Pronouns)
   

I

You

have (‘ve)  

He

She

It

has (‘s)got

a sister

a car

We

You

They

have (‘ve)  
    

NEGATİVE FORM (OLUMSUZ YAPI)

Kişi Zamirleri
(Subject Pronouns)
    

I

You

have (‘ve)   

He

She

It

has (‘s)notgotshort
hair
a brother

We

You

They

have (‘ve)   

 

Excuse me!
How can I get to the ….?
Is there a …… near here?
Go ahead. \ Go straight.
Turn left.
Turn right.
Take the first right.
Take the first left.
Take the second right.
Take the second left.
Afedersiniz
……. nasıl gidebilirim?
Buralarda ……. var mı?
Düz git.
Sola dön.
Sağa dön.
İlk sağdan dön.
İlk soldan dön.
İkinci sağdan dön.
İkinci soldan dön
    

 

Who: Kim anlamındadır.

Örnek:

  • Who is this? – This is Mert. (Bu kimdir? – Bu Mert’dir.)
  • Who is she in kithen? – She is my sister (Mutfaktaki kadın kimdir? – O benim kızkardeşimdir.)
  • Who am I? – You are boss. (Ben kimim – Sen patronsun.)
  • Who are they? – They are my firends (Onlar kim – Onlar benim arkadaşlarım.

Diğer basit soru yapıları

  • How old are you? (Kaç yaşındasın?)
  • I’m twenty-four years old. (Yirmidört yaşındayım)

  • How old is Burak? (Burak kaç yaşındadır?)
  • Burak (he) is thirty-two years old. (Burak otuz iki yaşındadır)

 

  • How many books in your bag? (Çantanda kaç kitap var?)
  • There are five books in my bag (Çantamda 5 kitap var)

 

  • What is Your father’s job? (Babanın mesleği nedir?)
  • He is a doctor. (O bir doktordur.)

 

  • How many sisters has Can got? (Can’ın kaç kız kardeşi var?)
  • Can (he) has got two sisters. (Can’ın 2 kız kardeşi var.)

Türkçe-İngilizce Meslekler Listesi

TERCÜME

Paragraf

This is a photo of my family. (Bu benim ailemin fotoğrafıdır.) I have got a big family. (Büyük bir ailem var.) My mother’s name is Elaine and my father’s name is Justin. (Annemin adı Elaine ve babamın adı Justin.) My mum is a designer and my dad is an engineer. (Annem bir tasarımcı ve babam mühendistir.) They have got long working hours. (Onların uzun çalışma saatleri var.) They are very busy. (Onlar çok meşgüller.) My grandma’s name is Elizabeth and my grandpa’s name is George. (Büyük annemin adı Elizabeth, büyükbabamın adı George’dir.) They are retired. (Onlar emeklidir.) I have got a sister and a brother. (Bir kız kardeşim ve bir erkek kardeşim var.) They are twins. (Onlar ikizdir.) We love travelling, hiking or having picnic together. (Birlikte seyahat etmeyi, tırmanmayı,veya piknik yapmayı severiz.) I love my family. (Ailemi seviyorum.)

Cümle

  • A fireman tries to put out fires in shops, houses, etc. (Bir itfaiyeci, dükkanlarda, evlerdeki vb. yerlerdeki yangınları söndürür.)
  • A nurse cares for people who are ill. He or she usually works in a hospital. (Bir hemşire hasta olan insanlarla ilgilenir. Genellikle hastanede çalışır.)
  • An optician checks people’s eyes and also sells glasses. (Gözlükçü insanların gözlerini kontrol eder ve gözlük satar.)
  • An architect designs new buildings. (Bir mimar, yeni binalar tasarlar.)

Neighborhood kelimesiyle ilgili örnek Cümleler

  • A lot of people in our neighborhood own guns.
    Çevremizdeki çok sayıda insanın silahı var.
  • You’re disturbing the whole neighborhood.
    Bütün semti rahatsız ediyorsun.
  • Mr. Ogawa is familiar with this neighborhood.
    Bay Ogawa bu çevreye aşinadır.
  • I don’t know this neighborhood too well.
    Ben bu çevreyi çok iyi bilmiyorum.
  • I am familiar with this neighborhood.
    Ben bu çevreyi bilirim.
  • A fire broke out in a neighborhood hotel.
    Bir çevre otelde bir yangın patlak verdi.
  • This neighborhood is very lonely.
    Bu çevre çok tenha.
  • Is gas available in this neighborhood?
    Bu çevrede gaz mevcut mu?
  • I live in this neighborhood.
    Ben bu mahallede yaşarım.
  • He doesn’t live in my neighborhood.
    Benim mahallede yaşamaz.
  • Bill boasts of owning the biggest car in the neighborhood.
    Bill kendi büyük arabasıyla komşularına karşı övünür.

COMPARATIVE ADJECTIVES (Kıyaslama Sıfatı)

İngilizce’de iki şeyi karşılaştırmak için fast, slow, young, old gibi bir sıfata ve “than” kelimesine ihtiyacımız var. Örneğin;

  • My house is bigger than your house. (Benim evim senin evinden büyük.)
  • I can run faster than you. (Ben senden hızlı koşabiliyorum.)
  • Can is older than Murat. (Can Murat’tan yaşlı.)
  • He speaks faster than you. (O senden hızlı konuşur.)

Yukarıda big, fast, old sıfatları bigger, faster ve older şeklinde kullanıldı ve arkasından “than” kelimesi geldi. Kurallara biraz daha yakından bakalım.

Sıfat tek heceliyse

Eğer sıfat fast, old ve tall gibi tek heceliyse, bu kelimeler -er eki alır. Örneğin,

  • Murat drives faster than Can. (Murat Can’dan daha hızlı araba kullanır.)
  • I am older than you. (Ben senden daha yaşlıyım.)
  • He is taller than you. (O senden uzun.)

Sıfat sesli harf+sessiz harf ile bitiyorsa

Sıfat big, thin, hot gibi sesli harf ve arkasından gelen sessiz bir harfle bitiyorsa, sesli harf + er eki alır. Kısaca aşağıdaki gibi olur;

  • Hot – Hotter
  • Thin – Thinner
  • Big – Bigger

Örnek cümlelere bakalım;

  • Today is hotter than yesterday. (Bugün dünden daha sıcak.)
  • My house is bigger than your house. (Benim evim senin evinden büyük.)
  • She is thinner than you. (O senden ince.)

Sıfat “y” ile bitiyorsa

Eğer sıfat easy, busy ve happy gibi “y” harfiyle bitiyorsa “y” harfi atılır ve -ier eki gelir. Örneğin;

  • Murat is busier than me. (Murat benden daha meşgul.)
  • I am happier than you. (Ben senden daha mutluyum.)
  • This is easier than running. (Bu koşmaktan daha kolay.)

Sıfat iki heceden fazlaysa

Sıfat, beautiful ve expensive gibi iki heceden fazlaysa herhangi bir ek almaz. Onun yerine öncesinde “more” kelimesi kullanılır. Örneğin;

  • She is more beautiful than Ceren. ( O cerenden daha güzel. )
  • This car is more expensive than your car. ( Bu araba senin arabandan pahalı.)
  • This job is more difficult then your job. ( Bu iş senin işinden daha zor. )

Düzensiz sıfatlar

Düzensiz sıfatlar, good, bad ve far gibi herhangi bir kuralı takip etmeyen sıfatlardır.

  • Good – Better
  • Bad – Worse
  • Far – Farther

Özellikle “better” ve “worse” kelimelerin mutlaka bilmelisin. Örneğin;

  • Can is a better driver than you. (Can senden daha iyi bir sürücü.)
  • This accident was worse than the first one. ( Bu kaza ilkinden daha kötüydü.)

Superlatives

Superlatives konusunu, en iyi, en hızlı ve en güzel gibi şeyler demek için kullanırız. Comparatives konusuna benzer kuralları var.

Sıfat tek heceliyse

Sıfat slow ve fast gibi tek heceliyse -est eki alır. Yani “slow – slowest” ve “fast – fastest” olur. Örneğin;

  • He is the fastest runner in class. (O sınıftaki en hzılı koşucu.)
  • She is the slowest driver in the world. (O dünyadaki en yavaş sürücü.)
  • I am the tallest man alive. ( Ben yaşayan en uzun adamım. )
  • This is the smallest mouse in the world. (Bu dünyadaki en küçük fare. )

Sıfat sesli harf+sessiz harf ile bitiyorsa

Superlatives konusunda da sıfat sesli harf + sessiz harfle bitiyorsa, sessiz harfle birlikte -est eki alır. Örneğin;

  • Hot – The Hottest
  • Thin – The Thinnest
  • Big – The Biggest

NOT: Bu konu istisnalarla dolu ve bazen bir kurala uyacağını düşündüğün kelimeler aslında o kurala uymayabiliyor. Örneğin Slow, The Slowest halini alıyor. The Slowwest olmaz.

  • Today is the hottest day of the year. ( Bugün yılın en sıcak günü)
  • She is the thinnest girl in class. ( O sınıftaki en ince kız. )
  • I bought the biggest house in the city. ( Şehirdeki en büyük evi satın aldım. )

Sıfat “y” harfiyle bitiyorsa

Comparatives konusunda olduğu gibi, burada da sıfat “y” harfiyle bitiyorsa “y” harfi düşer ve yerine -iest eki gelir. Örneğin;

  • This is the easiest exam I have ever seen. (Bu hayatımda gördüğüm en kolay sınav.)
  • He is the happiest man in the world. (O dünyadaki en mutlu adam. )
  • Bill Gatest is the richest man in the world. ( Bill Gates dünyadaki en zengin adam. )

Sıfat iki heceden fazlaysa

Eğer sıfat iki heceden fazlaysa, sıfat herhangi bir ek almaz ve sıfattan önce “the most” kelimeleri gelir. Örneğin;

  • This is the most expensive car. ( Bu en pahalı araba. )
  • She is the most beautiful girl in the world (O dünyadaki en güzel kız.)
  • This road is the most dangerous road in the country. ( Bu yol ülkedeki en tehlikeli yol. )

Düzensiz sıfatlar

Burada da “good” ve “bad” gibi düzensiz sıfatlara dikkat etmelisin. “Good – The best” olurken “Bad – The worst” oluyor. Örneğin;

  • He is the worst writer in our class. ( O sınıfımızdaki en kötü yazar. )
  • He is the best swimmer in the pool. ( O havuzdaki en iyi yüzücü. )

Prepositions of place (Yer bildiren edatlar) : In – On – Under – In front of – Between Behind – Next to

Prepositions of place (Yer bildiren edatlar); bir isim veya zamirden önce kullanılıp, konum bildirir. Bunlar: in (içinde)on (üstünde)behind (arkasında)next to (yakında; bitişik)under (altında), in front of(önünde)between (arasında), vb. gibi edatlar konusu örneklerle anlatım:

In (içinde)

I live in the town centre with my sister. (Ben, kasabada merkezinde kız kardeşimle yaşarım.)
The oranges are in this box. (Portakallar, bu kutunun içindedir.)
They go for a walk in the sports hall. (Onlar, spor salonunun içinde yürüyüşe gider.)
The apples are in the dish. (Elmalar, tabağın içindedir.)

On (üstünde)

The glass is on the coffee table. (Bardak, sehpanın üzerindedir.)
The watch is on the wall. (Saat, duvarın üzerindedir.)
The antenna is on the roof (Anten, çatının üstündedir.)
Your hat is on the chair. (Şapkan sandalyenin üzerindedir.)
 

Behind (arkasında)


The market is behind that building. (Market şu binanın arkasındadır)
The pool is behind the hotel. (Havuz otelin arkasındadır.)
The school bus is behind the garden. (Okul Servisi bahçenin arkasındadır.)
The playground is behind the school. (Oyun parkı okulun arkasındadır.)

Next to (yakında; bitişik)


My aquarium is next to my computer. (Akvaryumum bilgisayarımın yakınındadır.)
Your key is next to your handbag. (Senin anahtarın el çantanın yakınındadır.)
Balcony next to the kitchen. (Balkon mutfağa bitişiktir.)
The restaurant is next to the market. (Lokanta marketin bitişiğindedir.)

Under (altında)


Your shoe is under the chair. (Ayakkabın sandalyenin altındadır.)
Ali’s pen is under the book. (Ali’nin kalemi kitabın altındadır.)
Jale’s toy is under the seat. (Jale’nin oyuncağı koltuğun altındadır.)
The red carpet is under the coffee table. (Kırmızı halı sehpanın altındadır.)

In front of (önünde)


The board is in front of the table. (Tahta masanın önündedir.)
The mat is in front of the door. (Paspas kapının önündedir.)
The blue cup is in front of the cupboard. (Mavi kap dolabın önündedir.)
The aquarium is in front of my table. (Akvaryum masamın önündedir.)

Between (arasında)


Ali is walking between Hasan and Deniz. (Ali, Hasan ve Deniz’in arasında yürüyor.)
The pen is between the books on the table. (Kalem masanın üzerindeki kitapların arasındadır.)
The door is between two cupboards. (Kapı iki dolabın arasındadır.)
My room is between two corridors. (Benim odam iki koridorun arasındadır.)
 
 
 

MOVIES ÜNİTESİ – İNGİLİZCE KELİMELER VE TÜRKÇE ANLAMLARINA BAKINIZ…

Film Types – Film Türleri

action aksiyon
adventure macera
animation animasyon
cartoon çizgi film
comedy komedi
documentary belgesel
drama dram
fantasy fantastik
horror korku
history tarih
musical müzikal
romance romantik
science fiction (sci-fi) bilim kurgu
thriller gerilim
war savaş filmi
western kovboy filmi

Bir filmin türünün ne olduğunu sormak için;
What kind of movie is it?
What type of movie is it?
What sort of movie is it?

sorularından birini yöneltebiliriz. It zamiri yerine filmin adını yazarak da soruyu sorabiliriz.

Bir kişinin sevdiği film türünün ne olduğunu öğrenmek için;
What kind / type / sort of movies do you like?
What kind / type / sort of movies does he / she like?

Sorularını kullanırız.

Example(s) / Örnek(ler)

– What kind of movies do you like? (Ne tür filmlerden hoşlanırsın?)
– I like romance and history. (Romantik ve tarih filmlerini severim.)

– What sort of movies does he like? (O ne tür filmleri sever?)
– He likes thriller. (O gerilim sever.)

DiyalogFavorite MovieFavori film
AWhat’s your favorite movie?Favori filmin hangisi?
BMy favorite movie is Superbad.Benim favori filmim Çok Fena.
AOh, why is that?Oh, neden peki?
BIt’s the funniest movie that I’ve ever seen.Çünkü şimdiye kadar gördüğüm en komik film.
AThat’s true. It is a very funny movie.Bu doğru. Çok komik bir film.
BYou’ve seen it before?Sen daha önceden izledin mi?
AYes, I saw that movie the first day it came out in theaters.Evet, filmi sinemalara ilk çıktığında izlemiştim.
BDidn’t you laugh through the whole movie? I did.Bütün film boyunca gülmedin mi? Çünkü ben güldüm.
AMe too. That movie brought tears to my eyes.Ben de. Bu film gözlerimden yaşlar getirdi.
BMine too.Benim de.
AI have it on DVD at my house if you want to come over and watch it.Bizim evde filmin DVD si var eğer gelip izlemek istersen.
BSure, let’s go.Neden olmasın, hadi gidelim.

Bilgi/ Fikir edinme ve paylaşma

  • What kind of …………..?
  • What type of ……………?
  • What ……………. think about………?
  • I think (that) …………………
  • What …………………..about ?
  • What …………favorite……… ?
  • Who ……………. favorite…………?

1- What kind of / what type of…?

  • İngilizce de kind ve type her ikisi de; çeşit ya da tür anlamına gelmektedir.
  • Türkçe’ ye“……. nın cinsi nedir?“, ” …… türü nedir?” ya da “………. ne çeşit……dır?” şeklinde uygun olanı seçerek çevirebiliriz.

Examples-Örnekler: 

  • What kind of movie is this? / Bu filmin türü nedir?
  • What type of fish is it? / Bu balığın türü nedir?
  • What type of movies are they? / Onlar ne çeşit filmlerdir?

2- What … think about?

Bu kalıp, birisine bir şey hakkında ne düşündüğünü sorarken kullanılır.

Examples-Örnekler: 

  • What do you think about new movie? /  Sen yeni film hakkında ne düşünüyorsun?
  • What does Burak think about this problem? / Burak, bu problem hakkında ne düşünüyor?
  • What does he think about the future? / O, gelecek hakkında ne düşünüyor?

Adjectives/ Sıfatlar

Bu konu için aşağıdaki sıfatlarla başlayacağız. Yeni sıfatlar öğrendikçe de bu soruları yanıtlama konusunda daha başarılı olunacaktır.. 

  
badkötü
beautifulgüzel
boringsıkıcı
bravecesur
cowardkorkak
cuteşirin
frighteningkorkutucu
funnyeğlenceli
goodiyi
hardworkingçalışkan
kindkibar
lazytembel
rudeaptal
scarykorkunç
sillyaptal
smartakıllı, zeki
stronggüçlü
uglyçirkin
weakzayıf
  

3- I think kullanımı

“I think” kalıbını Türkçe’ ye “sanırım” ya da“bence” şeklinde çevirebiliriz. Cümleye hangisi uyuyorsa onu seçebilirsiniz. “Think” kelimesi normalde “düşünmek” anlamına gelmektedir. Ancak “I” öznesi ile birleştiği zaman Türkçe’ ye bunu ben düşünürüm şeklinde çevirmeyeceğiz. Onun yerine ” sanırım” ya da “bence” şeklinde bir çeviri yapacağız. 

“I think” kalıbından sonra genelde bir cümle gelir. Bu cümle ile “I think” arasına bazen “that” kelimesi girebilir. Normalde “şu” anlamına gelen “That” kelimesinin burada hiçbir anlamı yoktur. Kullanıp kullanmamak size kalmıştır. Çıkardığımızda cümlenin anlamında bir değişiklik olmamaktadır.

Examples-Örnekler: 

  • I think that he is very cute and kind. / Bence o çok şirin ve kibar.
  • I think this is very funny. / Bence bu çok eğlenceli.
  • I think she is very ugly / Bence o çok çirkin.

4- What ……… about?

Bir şeyin ne hakkında olduğunu öğrenmek için kullanılan soru kalıbıdır. Ancak bu kalıbı farklı bir anlama gelen “what about…..” kalıbı ile karıştırmamalıyız.

Examples-Örnekler: 

  • What is it about? / O ne hakkındadır?
  • What is this book about? / Bu kitap ne hakkındadır?
  • What is the story about? / Hikaye ne hakkındadır?

5-What/Who …….favorite…..?

Birisinin en çok sevdiği, favori gördüğü şeyi öğrenmek istediğimizde kullanırız.

Not – aitlik zamirleri: benim, senin, onun, onun, onun, bizim, sizin, onların

Examples-Örnekler: 

  • Who is your favorite actor? / Senin en sevdiğin (erkek) oyuncu kimdir?
  • Who is my favorite actress? / Benim en sevdiğim (kadın) oyuncu kimdir?
  • Who is your favorite movie character? Senin en sevdiğin film karakteri kimdir?
  • What are your favorite things/ Senin en sevdiğin şeyler nelerdir?

Bu örnekte thing (şey) yerine things (şeyler) kullanılmıştır, yani çoğul olmuştur. Bu nedenle soruda tekilde kullanılan …is… yerine çoğul için kullanılan …are… yazılmıştır. Bu tip sorularda tekil/çoğul ayrımına da dikkat etmeliyiz.

Simple Present Tense – Geniş Zaman

İngilizce simple present tense yani geniş zaman en fazla kullanılan zamandır. Fiil çekimi sürekli yapılan eylemleri ifade eder.

Simple Present Tense

SUBJET + VERB (he/she/it- s) + OBJECT

Özne + Yüklem (Üçüncü tekil şahıslarda fiil s takısı alır) + Tümleç

Üçüncü tekil şahıslar hariç fiil mastar hali ile kullanılmaktadır. He/she/it öznelerinde fiil s-es-ies takılarından birini alarak fiil çekimi yapılır.

Olumlu cümlelerde:

I study English everyday (Her gün İngilizce çalışırım)

We drink milk every morning (Her gün süt içeriz)

She always gets up early (O daima erken kalkar)

He plays football (O futbol oynar)

They go to the cinema every weekend (Her hafta sonu sinemaya giderler)

Olumsuz cümlelerde:

Simple present tensin yardımcı fiili do ve does dır. Üçüncü tekil şahıs olan he/she ve it te yardımcı fiil does, diğerlerinde do dur. Olumsuz cümlelerde fiil s takısı almaz, mastar halde kullanılır.

SUBJET + do/does + NOT + VERB + OBJECT

Özne + do/does + not + Yüklem + Tümleç

I don’t work at the weekends (hafta sonları çalışmam)

You don’t get up early (Sen erken kalkmazsın)

My friend doesn’t go to to work 4 days a week (Arkadaşım haftada 4 gün işe gitmez)

Soru cümlelerinde

Yardımcı fiil do/does başa gelir ve soru cümlesi yapılır. Cümle He/She/İt öznelerinde does yardımcı fiili ile başlar.

Do/does + SUBJECT + VERB + OBJECT

Do/does + Özne + Yüklem + Tümleç

Do you go to the theatre every weekend? (Her hafta sonu tiyatroya gider misin?)

Does she wash the your car? (Senin arabanı yıkar mı?)

Does your father go to holiday every summer? (Baban her yaz tatile gider mi?)

Simple Present Tenste kullanılan zaman zarfları

Always: Daima

Every: Her

Every day: Her gün

Every weekend: Her hafta sonu

Often: Sık-sık

Usually: Genellikle

Sometimes: bazen

Never: Asla (Never kullanıldığında cümle zaten olumsuz olduğundan not kullanılmaz)

EXPRESSING LIKES AND DISLIKES

İngilizcede beğenilerinizi, hoşlandıklarınızı veya beğenmediğiniz durumları anlatırken aşağıdaki fiilleri kullanabilirsiniz. Sevdiğimiz ve sevmediğimiz şeylerden bahsederken Present Simple Tense (Geniş Zaman) kullanırız. Bu yüzden Present Simple Tense kurallarını “enjoy, like, love, hate” fiillerine de uygulamalıyız.

“love” fiili “çok sevmek”,
“like” fiili “sevmek, hoşlanmak”
“enjoy” fiili “eğlenmek” anlamlarına gelirken;
“dislike” hoşlanmamak”,
“hate” ise nefret etmek” anlamlarında kullanılmaktadır.

Bu fiilleri olumlu cümlelerde kullanırken;
“love, like, enjoy, dislike” ve “hate” fiilleri kişi zamirlerinden üçüncü tekil şahıslarla (he, she, it) ile kullanıldığı zaman sonlarına “-s” ilave edilir.
Üçüncü tekil şahısların dışında kalan kişi zamirleri ile (I, you, we, they) yalın halde kullanılır.
Bu fiillerden sonra ya isim ya da -ing eki almış fiil gelir.
– I like tea.
– I like drinking tea.
Olumlu cümlelerde öznelere (kişi zamirlerine) göre fiillerin çekimlerini aşağıda inceleyebilirsiniz;

He, she, it kişi zamirlerinde fiillere (-s) takısı ilave edilir.

Subject Pronouns (Kişi Zamirleri) love/like/dislike/hate 
He
She
It
loves
likes
enjoys
hates
watching TV.
TV.
   

You, we, you, they kişi zamirlerinde fiiller yalın haliyle kullanılır.

Subject Pronouns (Kişi Zamirleri) love/like/dislike/hate 
You
We
You
They
love
like
enjoy
hate
watching TV.
TV.
   

Bu fiilleri olumsuz cümlelerde ise;
Bu fiillerle olumsuz cümle yaparken özne ile yüklemin arasına
– I, you, we, they özneleri ile do not ya da don’t,
– He, she, it özneleri ile does not ya da doesn’t getirilir.

“dislike” (hoşlanmamak) ve “hate” (nefret etmek) fiilleri zaten anlamca olumsuz olduğu don’t (doesn’t) like-don’t(doesn’t) love-don’t(doesn’t) enjoy olumsuz fiillerinin yerine kullanılabilir.

“I, You, We, They” kişi zamirlerinde olumsuz cümle yaparken özne ile yüklemin arasına do not (don’t) getirilir.

Subject Pronouns (Kişi Zamirleri)    

I
You
We
They

do not
don’t
love
like
enjoy
-fishing.
-painting.
-going to the cinema.
-swimming in the sea.

“He, She, It” kişi zamirlerinde olumsuz cümle yaparken özne ile yüklemin arasına does not (doesn’t) getirilir.

Subject Pronouns (Kişi Zamirleri)    
He
She
It
does not
doesn’t
love
like
enjoy
-fishing.
-painting.
-going to the cinema.
-swimming in the sea.

Bu fiilleri soru cümlelerde kullanırken;
Soruları yaparken “Do” ve “Does” yardımcı fiillerini cümlenin başına getiririz.
Bu fiilleri getirirken simple present tense kuralı aynen olumlu ve olumsuz cümlelerde olduğu gibi uygulanır.
-I, you, we, they öznelerinin başına do yardımcı fili,
-he, she, it öznelerinin başına does yardımcı fiili getirilir

DoI
you
we
they
love
like
dislike
hate
playing football?
jumping?
playing chess?
reading novels?
Doeshe
she
it

Bu sorulara olumlu yanıt verirken de:

YesI
you
we
they
like
dislike
love
hate
playing football?
jumping?
playing chess?
reading novels?
he
she
it

loves
likes
dislikes
hates

Bu sorulara olumsuz yanıt verirken de:

NoI
you
we
they
don’tlike
dislike
love
hate
playing football?
jumping?
playing chess?
reading novels?
he
she
it

doesn’t

loves
likes
dislikes
hates

Telling and asking about the time and date. (Zamanı ve tarihi sorma-söyleme)

1. Asking and telling the time. (Saati sorma-söyleme)
– Saati aşağıdaki soru tipleriyle sorabilirsiniz sorabilirsiniz.
a. What is the time?
b. What time is it?
c. Can you tell me the time?
– Buradaki sorular saati sormaktadır ve bu soruların cevabı her zaman it is ile başlar.

tam saat: o’clock
� buçuk/ yarım: half past
� çeyrek geçe: quarter past
� çeyrek kala: quarter to
� geçe: pass
� kala: to

Saati söylerken ilk önce geçen ya da kalanı ardından ana saati söyleriz.
eg.

2. Asking and telling the date. (Tarihi sorma-söyleme)

– What is the time? (15:45)
– It is quarter to four. (Eğer yelkovan buçuğu geçmişse saat bir üst saate tamamlanır, yani üçü kırkbeş geçiyor değil dörde çeyrek (15) var şeklinde söylenmesi daha uygun olur.)

– What time is it? (09:20)
– It’s twenty past nine.
– What’s the time? (18:35)
– It’s twenty-five to seven.

2. Asking and telling the date. (Tarihi sorma-söyleme)
– Tarihi farklı soru tipleriyle sorabiliriz.
– What is the date today?
– What date is today?
– What date is it?
– What is today’s date? gibi. Bu sorular tarihi sormaya yöneliktir.
Yıl ifadelerini aşağıdaki gibi söyleyebiliriz.
a. 2000 yılından önce;
1492: fourteen ninety-two
1700: seventeen hundred
1801: eighteen hundred and one ya da eighteen oh one
1908: nineteen oh eight gibi tarihleri ikiye bölerek.
b. 2000 yılından sonra;
2000: two thousand
2003: two thousand and three ya da twenty oh three
2012: two thousand and twelve ya da twenty twelve gibi okuyabiliriz.
İngilizcede tarihi farklı şekillerde yazabiliriz. Ama en yaygın kullanımı; ilk önce günü ardından ayı ve son olarak yılı yazmaktır. Unutmamanız gereken; ayı yazarken büyük harf kullanılmasıdır. eg.
23 January 2017
10 November 2005
Tarihleri yazarken ayların yerine sayı da kullanabilirsiniz.
23.01.2017
10\11\2005
• Tam tarih okumalarda ordinal numbers (sıra sayıları) kullanılmalıdır. 1st, 2nd, 3rd, 4th gibi. eg.
23.01.2017 the twenty third of January, 2017 veya
the twenty third of January, two thousand seventeen
10.11.2005 the tenth of November, 2005 veya the tenth of November, two thousand five.
• Tarihi okurken günden önce ‘‘the’’ ve aydan önce ‘‘of’’ kullanılmalıdır.

HUMAN IN NATURE

Daily Routines in English
İngilizce Günlük İşler İle ilgili kelime ve cümleler

Alışkanlıklarımızı anlatırken sıklık zarflarından birini kullanarak o işin ne sıklıkla yapıldığını söyleyebiliriz.
Bazı sıklık zarfları aşağıdaki gibidir;
– always (daima, her zaman)
– often (sık sık)
– usually (genellikle)
– sometimes (bazen)
– rarely (nadiren)
– never (hiç bir zaman, asla)
– once a week (haftada bir)
– twice a month (ayda iki)
– three times in a year (yılda 3)
– every day (hergün)
– every week (her hafta)
– every year (her yıl) …… gibi.

Examples  Örnekler:

Wake up Uyanmak

Come on wake up! It’s almost midday. Hadi uyan artık neredeyse öğlen oldu.

Get up Kalkmak

I need to get up at 6 tomorrow morning. Yarın 6’da kalkmam lazım.

Have breakfast Kahvaltı yapmak

You should have breakfast before you leave. Çıkmadan önce kahvaltı yapmalısın.

Have/Take a shower Duş almak

I always have a shower in the morning. Hep sabah duş alırım.

Have/Take a bath Banyo yapmak

It is really relaxing to have a hot bath after a tiring day at the office. Ofiste yorucu bir günün ardından sıcak bir banyo yapmak oldukça rahatlatıcı.

Wash face/hands Yüzü/Elleri yıkamak

Washing your hands is good for your health. Ellerini yıkamak sağlığın açısından yararlıdır.

Brush teeth Dişleri fırçalamak

You should brush your teeth at least twice a day. Günde en az iki kere dişlerini fırçalamalısın.

Brush hair Saçları taramak

She always wants me to brush her hair after she takes a bath. Her banyo yaptığında saçlarını taramamı ister.

Get dressed Giyinmek

How long does it take you to get dressed? Giyinmen ne kadar sürüyor?

Leave the house Evden çıkmak

He and I generally leave the house in a rush. Genelde evden aceleyle çıkarız.

Arrive at school Okula varmak

I arrive at school after an hour of journey. Okula bir saat yoldan sonra varıyorum.

Work Çalışmak

I work for an automobile company as a quality technician. Bir otomobil firmasında kalite teknikeri olarak çalışıyorum.

Go home Eve gitmek

Every day I go home after school and I have a rest, lunch and watch TV. Her gün okuldan sonra eve gider ve dinlerim, yemek yer ve televizyon izlerim.

Do homework Ödev yapmak

I always try to do my homework on time. Ödevlerimi hep zamanında yapmaya çalışırım.

Have a rest Dinlenmek

You should have a rest sometime, don’t work too hard. Arada dinlenmelisin, çok çalışma.

Lunch/Dinner Öğle/Akşam yemeği yemek

I’m sorry, Rebecca isn’t here at the moment, she’s gone out to lunch. Üzgünüm ama Rebecca şu an burada değil öğle yemeği için çıktı.

Listen to radio / Watch TV Radyo dinlemek / TV izlemek

Young people don’t listen to radio anymore they watch TV for hours. Gençler artık radyo dinlemiyor, saatlerce TV izliyorlar.

Play the guitar Gitar çalmak

I want to learn how to play the guitar. Gitar çalmayı öğrenmek istiyorum.

Surf the web İnternette gezmek

Surfing on the internet is really fun. İnternette gezmek gerçekten çok eğlenceli.

Cycle Bisiklete binmek

I love to cycle around the town in such beautiful weather. Böyle güzel havalarda şehirde bisikletle turlamaya bayılırım.

Cook Yemek yapmak

Where did you learn to cook? Yemek yapmayı nereden öğrendin?

Clean Temizlemek

I need to clean the car, it’s black with dirt. Arabayı yıkamam lazım, çok kirlenmiş.

Read Okumak

He picked up the letter and read it. Mektubu aldı ve okudu.

Laugh / Cry Gülmek / Ağlamak

I laughed so much that I nearly cried. O kadar çok güldüm ki neredeyse ağlayacaktım.

Climb Tırmanmak

Children were climbing trees along the river bank. Çocuklar nehir kenarındaki ağaçlara tırmanıyorlardı.

Think Düşünmek

I was thinking about the exam when you called me. Beni aradığında sınavı düşünüyordum.

Carry Taşımak

He carried his little son in his arms up the stairs. Babası küçük oğlunu kucaklayıp yukarı çıkardı.

Wash the dishes Bulaşıkları yıkamak

I will just wash the dishes before we go. Gitmeden önce şu bulaşıkları yıkayıvereyim.

Shop / do shopping Alışveriş yapmak

She usually shops for vegetables in the market. Marketten genelde sebze alır.

I do his weekly shopping for him. Onun haftalık alışverişini ben yaparım.

Visit Ziyaret Etmek

Last week, I went to London to visit my parents. Geçen hafta Londra’ya ailemi ziyaret etmeye gittim.

INSPIRATIONAL PEOPLE

İngilizce Dış Görünüş, Karakter Sıfatları ve Örnek Cümlelerle Konu anlatımı

Appearance and Character

Bir kişiyi betimlerken, sahip olduğu bir özelliği belirtirken sıfatlardan yararlanırız. İngilizcede bunun için “to be” ve “to have” – “olmak” ve “sahip olmak” anlamını veren fiiller kullanılır. Örneğin “he is tall” “he has black hair” cümlelerinde olduğu gibi. Aşağıda fiziksel ve karakter tasvirler yapabilmemize yarayan bazı kelime ve kullanımları bulabilirsiniz.

Ancak bu sıfatları öğrenmeden önce İngilizcede sıfatların cümle içinde genellikle belirli bir sıra dâhilinde yer aldıklarını bilmemiz gerekir. Aşağıdaki tablodan bu konuda gerekli olabilecek sıralama bilgisini edinebiliriz. Sırasıyla:

General opinion              Genel fikir (Betimlenen hakkında genel kabul görmüş sıfatlar)

Specific opinion               Özel fikir (Betimlenen hakkında betimleyenin kendi fikrini belirten sıfatlar)

Size Boyut (Betimlenenin boyutsal özellikleri)

Shape Şekil (Betimlenenin biçimsel özellikleri)

Age Yaş

Colour Renk

Nationality Milliyet, ulus

Material Madde (Betimlenenin neyden yapıldığı)

Buna göre bir ismi betimlerken örneğin; boyutunu, şeklini daha sonra rengini ve en son neyden yapıldığını belirtmemiz gerekir:

“That was a giant round black glass ball. Dev yuvarlak siyah bir camdan toptu bu.”

İngilizce Dış Görünüş Sıfatları

Appearance

Bu kısımda kişinin dış görünüşü ile ilgili sıfatları ve örnek kullanımları yer almaktadır.

“She is a very attractive and good-looking woman. Çok çekici ve güzel bir kadın.”

Attractive Çekici, etkileyici

Beautiful Güzel

Cute Tatlı, sevimli

Good-looking İyi görünüşlü, yakışıklı veya güzel

Handsome Yakışıklı

Nice Güzel, iyi

Pretty Hoş, sevimli

Plain Sıradan, normal

Plain-looking Sade – sıradan görünüşlü

Ugly Çirkin

Unattractive İtici

Casually dressed Günlük – rahat giyimli

Nicely dressed Şık, güzel giyinmiş

Poorly dressed Zevksiz giyinmiş

Well-dressed İyi giyimli, şık

Clean Temiz

Dirty Pis, kirli

Neat Düzgün

Untidy Pasaklı, dağınık,

Height
İngilizce Boy ile ilgili kelimeler

Burada kişinin boyu ile ilgili sıfatları ve örnek kullanımların yanı sıra uzunluk birimlerinin karşılaştırılmasına yer verilmiştir.

“She is average height. He is of middle height. O orta boylu birisi.

Not very tall Çok uzun değil

Quite tall Oldukça uzun

Short Kısa, bodur

Tall Uzun

Very tall Çok uzun

Average height / Medium height / Middle height Orta boylu

 Weight

İngilizce Kilo ile ilgili kelimeler

1 pound (lb.) = 0.4536 kilograms (kg)

He weighs 160 pounds. “one hundred and sixty pounds” veya “one hundred sixty pounds” olarak okunur.

He weighs 67 kilograms. (Pronounced as “sixty-seven kilograms”.)

Height Boy

1 inch (in.) = 2.54 centimetres (cm)

1 foot (ft.) = 12 in. = 30.48 cm = 0.3048 m

He is six feet tall. He is 183 centimetres tall. (One hundred eighty-three centimetres)

She is 170 centimetres tall. (one hundred seventy centimetres)

Weight and Build

İngilizce Kilo ve yapı

Bir kişinin vücut ağırlığı ve yapısı ile ilgili örnekleri aşağıda bulabilirsiniz.

“He has a muscular body. Kaslı bir vücudu var.”

Fat Şişman

Medium-build Orta yapılı, normal

Obese Obez

Overweight Aşırı kilolu

Quite thin Oldukça zayıf

Skinny Çöp gibi, çok zayıf, cılız, sıska

Slender Dal gibi

Slim İncecik

Thin İnce, zayıf

Well-build İri yapılı, cüsseli

Athletic Atletik

Muscular Kaslı

Strong Güçlü

Hair

İngilizce Saç Renkleri

Saç rengi ve tipleri için kullanabileceğimiz sıfatlar:

“I have smooth, short and black hair. Saçım siyah, yumuşak ve kısa.

Black Siyah

Blond Sarı

Brown Kahve

Chestnut Brown Kestane kahvesi

Dark Koyu

Fair Açık

Grey Kırçıl

Red Kırmızı

White Beyaz

Long Uzun

Medium-length Orta uzunlukta

Short Kısa

Shoulder-length Omuzuna kadar uzun

Bald Kel

Curly Kıvırcık

Straight Düz

Thick Kalın

Thinning Seyrelmiş

Wavy Dalgalı

Neatly combed Güzel taranmış

Shiny Parlak

Smooth Yumuşak

Dull Mat

Tousled / Dishevelled Dağınık, karışık

Eyes
İngilizce Göz Renkleri

Kişinin gözlerini betimleyen sıfatlar:

“She has gorgeous dark-green eyes. Müthiş koyu yeşil gözleri var.

Blue Mavi

Brown Kahverengi

Dark Kara

Dark-green Koyu yeşil

Green Yeşil

Grey Kül rengi, gri

Greyish-blue Çakır

Light-blue Açık mavi

Big İri

Bright Parlak

Expressive Etkileyici

With long lashes Uzun kirpikli

Age Yaş

Middle-aged Orta yaşlı

Old Yaşlı

Young Genç

About fifty. Elli civarında

In his thirties Otuzlarında

Twenty-one years old Yirmi bir yaşında

Character

İngilizce Karakter, mizaç ile ilgili kelimeler

Kişilik özelliklerini belirtirken kullanabileceğimiz yapılar:

“His easy-going nature made him popular. Bu umursamaz tavrı onu meşhur etti”

Easy-going Kaygısız, adamsendeci

Good-natured İyi huylu

Good-tempered Yumuşak- ağır başlı

Pleasant personality Hoş mizaçlı

Bad-tempered / Ill-natured Aksi, çabuk sinirlenen, huysuz

Terrible character Kötü huylu

Friendly Dostane

Hostile Düşmanca

Outgoing Girişken

Sociable Sosyal

Unfriendly Soğuk, düşmanca

Unsociable Kapanık, asosyal

Immature Toy, çocuksu

Independent Bağımsız

Mature Olgun

Strong Güçlü

Tough Çetin

Weak Zayıf

Dependable / Reliable / Trustworthy Güvenilir, sağlam

Dishonest İkiyüzlü, sahtekâr

Honest Dürüst

Unreliable Güvenilmez

Impulsive Düşüncesiz

Reasonable / Sensible Akıllı, mantıklı

Unpredictable Sağı solu belli olmayan

Unreasonable Mantıksız, fahiş, absürt

Ambitious Hırslı

Energetic Enerjik

Hard-working Çalışkan

Lazy Tembel

Accurate Dakik

Careful Dikkatli

Disciplined Disiplinli

Organized Düzenli

Careless Dikkatsiz

Disorganized Düzensiz

Inattentive Özensiz

Undisciplined Disiplinsiz, başıboş

Alert Gözü açık, uyanık, açıkgöz

Attentive Özenli

Observant Dikkatli veya itaatkâr

Perceptive / Insightful Çabuk kavrayan, cin

Thoughtful Düşünceli

Considerate Saygılı, düşünceli

Aggressive Sinirli

Inconsiderate Düşüncesiz, anlayışsız

Pushy Pişkin, ısrarcı

Self-centred / Selfish / Egoistical Bencil

Modest/ Humble Alçak gönüllü, mütevazı

Self-confident Kendine güvenen, mağrur

Shy Utangaç

Timid Çekingen, ürkek

Arrogant Kibirli

Haughty Burnu büyük

Impudent / Cheeky Arsız, saygısız

Stubborn / Obstinate İnatçı, dediğim dedik

Melancholic Bunalımlı, melankolik

Moody Aksi, huysuz

Self-conscious Kompleksl, takıntılı (kendine ait bir özelliğinden dolayı)

Touchy / Sensitive Kibar, nazik, çıt kırıldım

Dull / Boring Sıkıcı

Humorous / Amusing / Funny Komik, eğlenceli, neşeli

Interesting İlginç

Generous / Unselfish Eli açık, cömert

Kind Nazik, yardımsever, sevecen

Kind-hearted İyi yürekli

Economical / Thrifty Tutumlu

Greedy Açgözlü

Stingy / Mean / Miserly Cimri

Formal / Official Resmi, mesafeli

Informal Yakın, senlibenli, resmiyetsiz

Relaxed / Casual Rahat, öylesine, kayıtsız

Crazy Çılgın

Strange / Odd / Weird / Eccentric Acayip, değişik, tuhaf, garip

Mind
İngilizce Zekâ

Bir kişinin zekâ ve aklına yönelik özellikleri için sıfatlar

Agile Kıvrak

Bright Parlak zekâ

Broad-minded Açık fikirli – görüşlü

Clever Zeki

Intelligent Zeki

Keen Quick Kıvrak zekâ

Sharp Keskin zekâ

Wise / learned Bilge

Foolish Aptal

Narrow-minded Dar fikirli

Silly Ahmak, boş kafa

Stupid Salak

Dış görünüm ile İlgili kullanımlar

What does she/he look like? Nasıl birisi?

He is young and good-looking, with blue eyes and short blond hair. Genç, yakışıklı, mavi gözlü kısa sarı saçlı birisi.

She is tall and thin, with red hair. She is twenty-three years old. İnce ve uzun boylu, kırmızı saçlı ve 23 yaşında.

How do I look? Nasıl Görünüyorum?

You look good / great / nice. İyi / muhteşem / hoş görünüyorsun

You look terrible / awful. Kötü / berbat görünüyorsun

What is she / he like? Nasıl birisi?

She is very friendly and dependable. She is also interesting and amusing. Çok arkadaş canlısı ve güvenilir biri ayrıca ilginç ve eğlenceli.

John is brave and honest. He also has a good sense of humour. John cesur ve dürüst birisi ayrıca iyi bir espiri anlayışı var.

Who does she take after, her mother or her father? (Take after Birisine benzemek, çekmekAnnesine mi babasına mı çekmiş / benziyor?

She takes after her mother in appearance, but she is like her father in character. Görünüşü annesine karakteri babasına çekmiş.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

*
*